Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/25572 E. 2025/11467 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/25572
- Karar No
- 2025/11467
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/86 E., 2015/182 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin,07.07.2015 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
II. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Katılanın Tekirdağ İli ... İlçesi ... Mahallesi 3 40... parsel 12 numaralı bağımsız bölümü satın aldığı, 26.09.2012 tarihinde de vekâletname ile sanık ...'ı vekil olarak tayin ettiği, 06.11.2012 tarihinde de sanığı vekillik görevinden azlettiği ve bu durumu telefonla sanığa bildirdiği ancak sanığın azilname ile vekaleti ortadan kalkmasına rağmen söz konusu taşınmazı 05.12.2012 tarihinde 3. kişiye sattığının iddia edildiği olayda, sanığın bu evin gerçekte ...'a ait olup, ... ile katılanın kızı ...'ün nişanlı oldukları dönemde ... tarafından ileride birlikte oturacakları düşüncesi ile satın alınıp katılanın üzerine gösterildiği, ayrıca vekillikten azledildiğinin kendisine bildirilmediğini savunmuş olması, katılanın 03.06.2015 tarihli beyanında ''evin gerçekte de kendisine ait olduğu, noterde azilname düzenlendikten bir gün sonra tapu sicil müdürlüğüne azilnameyi götürdüğünü ve aynı gün sanığı telefonla arayarak haber verdiğini'' beyan etmesi karşısında sanık ile katılanın 07.11.2012 tarihinde kullandıkları telefon numaraları tespit edildikten sonra bu tarihte katılanın sanığı arayıp aramadığına dair HTS kayıtlarının dosya arasına alınması, katılanın dava konusu taşınmazı kimden aldığı tespit edilerek, bu kişinin tanık olarak dinlenilmesi ve taşınmazın gerçek malikinin katılan mı, ... mı olduğunun sorulması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.