Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/25382 E. 2024/8560 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/25382
- Karar No
- 2024/8560
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/497 E., 2019/349 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.06.2014 tarihli ve 2013/269 Esas 2014/127 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl ay hapis ve 3 000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.12.2017 tarihli 2017/33081 Esas, 2017/28055 Karar sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/497 Esas 2019/349 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl ay hapis ve 3 000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii müvekkili hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir. III.OLAY VE OLGULAR Kendisini özel istihbarat subayı (albay) olarak tanıtan sanığın katılanın taahhüdü ihlal suçu nedeniyle cezaevinde bulunan eşini cezaevinden çıkarabileceğini belirterek 7.000,00 TL tutarındaki parayı katılandan temin etmek suretiyle üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmiştir. 2. Sanık suçu inkar ederek katılanın eşinden alacağı olduğunu, onun cezaevinden çıkması neticesinde parasını alabileceğinden katılana yardım etmeye çalıştığınını belirtmiştir.. 3. Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı belirlenerek suçun uzlaşmaya tabi olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, katılanın uzlaşmak istememesi sebebiyle uzlaşmanın sağlanamadığı, bu suretle izah edilen deliller çerçevesinde sanığın dolandırıcılık suçundan mâhkumiyetine hükmedilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, bozma ilamı öncesinde kurulan hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği görülmekle; 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi dışında hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölümün çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yapılan 45.50 TL yargılama gideri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıktan tahsiline," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde karar verildi.