Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/22171 E. 2023/7827 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/22171
- Karar No
- 2023/7827
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/121 E., 2019/173 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2012/239 Esas, 2013/79 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşları araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 168 inci maddenin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis ve 660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına, 2. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2012/239 Esas, 2013/79 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 18.01.2018 tarihli ve 2017/2764 Esas, 2018/492 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma nedeni ile ve kabule göre de eylemin 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2019 tarihli ve 2018/121 Esas, 2019/173 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddenin birinci fıkrası, 62 inci, 52 inci ve 51 inci maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı hükmün bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın daha önce Ankara Barosuna kayıtlı avukat iken barodaki kaydının baro levhasından 17.05.2006 tarihinde silindiği, bu durumu gizleyerek kendisini avukat olarak tanıtmaya devam ederek 07.04.2011 tarihinde müşteki ...'dan genel vekaletname alarak müştekinin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 2010/350 Esas sayılı dosyasına vekil olarak girdiği, 5. ve 6. Celselerinde bizzat duruşmada bulunduğu müştekiden tanık M.A.'nın yanında 1.500,00 TL, tanık A.T.'nin yanında 6.000,00 TL ve N.P.'nin yanında 4.000,00 TL alarak toplamada 11.500,00 TL aldığı ayrıca söz konusu davanın karara bağlanmasından sonra temyiz etmeyerek hükmün kesinleşmesine ve infazına neden olduğu anlaşılmıştır. 2. Sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir. 3. Tanıklardan M.A., A.T. ve N.P., müştekiyi dosyasının takibi için sanığa para verirken gördüklerini beyan etmişlerdir. 4. Ankara Barosu Başkanlığı 23.05.2018 tarihli yazısında; baro levhalarının incelenmesinde ... ismine rastlanılmadığını, eski üye ...'nın kaydının 17.05.2006 tarihinde Avukatlık Kanunu'nun 5 inci maddesinin (g) fıkrası gereğince silindiği, 07.04.2011 tarihinde de baro kaydının silinmesine dair kararın kesinleştiği belirtilmiştir. 5. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır. 6. Mahkemece sanığın avukat olmamasına rağmen avukat gibi davranarak hileli hareketler ile katılandan menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Sanık savunması, müşteki beyanı, tanık ifadeleri, makbuz ile tüm dosya kapsamından; sanığın avukat olmamasına rağmen avukat gibi davranarak hileli hareketler ile katılandan menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmış olup Ankara Barosu Başkanlığı 23.05.2018 tarihli yazısında sanığın suç tarihi itibarıyla avukat olmadığının belirtilmesi nedeniyle suç vasfının doğru olarak belirlendiği ve zamanaşımı süresinin de dolmadığı tespit edildiğinden sanık hakkında kurulan hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. 3. Ancak; Sanık hakkında kurulan hükümde; a) 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrasında "hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin" belirtilmesine rağmen, Mahkemece "denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine" karar verilmek suretiyle infazı kısıtlayacak şekilde hüküm kurulması, b) Bozma öncesi kurulan 26.03.2013 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edildiği ve bu hükümde hükmolunan hapis ve adli para cezalarının 5237 sayılı TCK'nun 51 nci maddesi gereğince ertelenmesi nedeni ile kazanılmış hak oluştuğu; bu nedenle sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ertelenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, c)Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş, bu hususların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2019 tarihli ve 2018/121 Esas, 2019/173 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği hükmün, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılması, hüküm fıkrasında yer alan "ertelenen cezanın" ibaresinden sonra, "kısmen veya" ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasında "SONUÇ OLARAK sanığa verilen hapis cezasının" yazısından sonra gelecek şekilde "ve adli para cezasının" ibaresinin eklenmesi ile "20,00 TL ADLİ PARA CEZASININ AYNEN İNFAZINA" ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.