Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/2155 E. 2023/7590 K. – Resmi Belgenin
Konu: Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2155
- Karar No
- 2023/7590
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/338 E., 2015/1071 SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/338 Esas, 2015/1071 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, lehine olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Olay günü sanığın yol kontrolü yapan ... Emniyet Müdürlüğü polis ekipleri tarafından durdurulduğu, o tarihte araması bulunan sanığın yakalamadan kurtulmak amacıyla kardeşi ...'a ait kimlik bilgilerini kullandığı, bu şekilde başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu işlediği iddia edilmiştir. 2. Sanık, suçu ikrar etmiştir. 3. Mahkemece, sanığın eyleminin başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu iddiasıyla dava açılmış ise de eylemin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu, atılı suçun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır. Somut olayda; sanığın ... Emniyet Müdürlüğü ekiplerince durdurulduktan sonra, hakkında yakalama kararı olması nedeniyle kardeşinin kimlik bilgilerini bildirdiği iddia edilmesine rağmen, bu hususa ilişkin tutanağın dosya arasında bulunmadığı anlaşılmakla, tutanağın ilgili Emniyet Müdürlüğünden sorularak dosyaya getirtilmesi, sonucuna sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma neticesinde sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine hükmedilmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabule göre de; a)Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümden sonra,16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği, b)5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulamasında, hükümden sonra 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/338 Esas, 2015/1071 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde karar verildi.