Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/19450 E. 2024/10272 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/19450
Karar No
2024/10272
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/103 E., 2015/181 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2015 tarih ve 2015/1378 Esas sayılı iddianamesi ile, sanık ...'nin tanık ... aracılığı ile katılan ...'dan satın almış olduğu elmalar karşılığında sahte olarak oluşturulan 23.12.2012 keşide tarihli, 12.550,00 TL bedelli B-6019907 seri numaralı çeki verdiği, bu şekilde üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunması karşısında, sanık ... hakkında Dairemizin 2012/32352 Esas sayılı bozma ilamında "Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bu hukuksal olgular ışığında somut olay incelendiğinde, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mükerrer yargılamaya sebebiyet verilmemesi açısından, öncelikle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı nazara alındığında; katılan ...'in suça konu çekleri elmaları gönderdikten sonra teslim aldığına dair beyanı dikkate alınarak tarafların ve tanığın tekrar dinlenmesi suretiyle suça konu çekin ne zaman verildiği, menfaatin ne zaman elde edildiği hususunun açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre, Olay ve Olgular bölümünde yer verilen çelişkili beyanlar ile Dairemizin 2021/19450 esasına kayıtlı sanık ... hakkında mağdur ...'ya karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının içeriği de nazara alınarak, taraflar arasındaki ticari ilişkide ...'in hukuki durumunun irdelenerek hileli davranışlarla yanılgıya düşürülüp menfaat temin edilen dolandırıcılık suçunun mağdurunun katılan ... mi, yoksa tanık ... mı olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması, suçun mağdurunun ... olduğunun anlaşılması halinde, dosya kapsamından tanık ...'ya ait elmaların karşılığında değişik zamanlarda suça konu 03.12.2013 keşide tarihli çek ile birlikte başka soruşturmanın konusu 12.550,00 TL bedelli, B-6019907 seri numaralı çekin de verildiği gözetilerek aynı mağdura yönelik gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik eylemleri nedeniyle açılan kamu davalarının birleştirilmesi suretiyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılarak toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulması," gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, bozmaya konu dava dosyası incelendiğinde, sanık hakkında katılan ...'e karşı işlemiş olduğu nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, temyize konu iş bu dosyanın mağduru ...'nın dosyada tanık olarak yer aldığı, ancak somut olaylar bir bütün halinde sanık ...'ın değişik zamanlarda işlemiş olduğu nitelikli dolandırıcılık suçlarının mağdurunun ... olduğu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda tereddüt hasıl olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davalarının birleştirilerek Dairemizin 09.07.2024 tarihli, 2021/19450 Esas, 2024/9305 Karar sayılı bozma ilamında belirtilen hususlar da dikkate alınmak suretiyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu tartışılarak toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulması, 2. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan mahkumiyet ilamının 13.10.2014 tarihinde kesinleştiği, temyize konu somut olayda suç tarihinin çekin sanık tarafından katılana verildiği 28.11.2012 tarihi olduğu, nitekim suça konu çekin keşide tarihinin 23.12.2012 olup ileri tarihli düzenlediği, bu şekilde hatalı değerlendirme sonucu sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması ve gerekçeli karar başlığında suç tarihinin yanlış yazılması, 3. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişik uyarınca yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibareleri gözetilerek yeniden değerlendirilmesi gerekliliği, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 18.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/19450, K. 2024/10272, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-19450-e-2024-10272-k-94147157aa09