Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/18786 E. 2025/4797 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/18786
- Karar No
- 2025/4797
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/314 E., 2015/25 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçu Yönünden Sanığın, bankanın maddi varlığı olan suça konu sahte çeki katılana ticari ilişki kapsamında vermek suretiyle gerçekleştirdiği eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesinde yer alan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-son hükmünün ikinci cümlesine göre hükmolunacak hapis cezasının alt sınırının 3 yıl ve adli para cezasının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı gözetilmeden, sanığın tacir veya bir şirketin yöneticisi ya da şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olup olmadığı ve suçun, şirketin faaliyeti sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak işlenip işlenmediği de araştırılmadan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesi uyarınca hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından, Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6 maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından, Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, II. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan ve 67/4 maddesi uyarınca 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımını durduran bir nedenin bulunmadığı da gözetildiğinde, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.