Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/16878 E. 2025/2881 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16878
- Karar No
- 2025/2881
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/120 E., 2014/339 K. SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede; Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 204. maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67. maddesinin dördüncü fıkrası gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, II. Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan inceleme; 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için ödememeye yönelik hileli davranışlarda bulunulması halinde, zarar veya borç, kandırıcı nitelikte davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı gözetilerek, öncelikle gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından; katılanın beyanına başvurularak sanık ile aralarında cari hesap ile yürütülen bir ticari ilişkinin olup olmadığı, suça konu çekin sanık tarafından mal alımından önce mi yoksa cari hesap uyarınca sonra mı verildiğinin, ödemenin önceden çek ile yapılıp yapılmadığının kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının açıkça sorulması, ihtilaf halinde cari hesap dökümü, çek raporu, çekin şirket kayıtlarına girdiğini gösterir belgeler ile mal alımına ilişkin faturalar ile ilgili gerektiğinde ilgili her bir faturanın karşı tarafı defter ve belgeleri de incelenerek bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabule göre de, sanığın beraatine karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmolunmaması, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2025 tarihinde karar verildi.