Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/15438 E. 2025/7547 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/15438
Karar No
2025/7547
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/43 E., 2018/532 K. SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret- Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanık ... müdafiinin 21.11.2018 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile kanuni süre içinde kararı temyiz ettiği anlaşılmakla tebliğnamede bu hususta ret isteyen görüşe iştirak edilmeyerek temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü; 1.5237 sayılı TCK'nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık zimmeti suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır. Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; suç tarihi itibari ile banka müdürü olarak görev yapan sanık ...'in, diğer sanık ... ile aynı fikir ve eylem birliği içinde birlikte hareket ederek, katılan ...'a 25.000 TL kredi kullandırılacağı yalanı ile kandırıp kredi miktarı yazılmayan kredi sözleşme belgelerini imzalattığı, hileli şekilde borçlu ve kefil imzalarını aldıktan, sahte maaş bordrosu ve imzasız ekspertiz raporu da ekleyerek, kredi sözleşmesine 250.000 TL tutarını yazıp sözleşmeyi tamamladığı, 03.11.2006 ve 06.11.2006 tarihinde katılan tarafından çekilen kredilerin sanıklar tarafından aralarında paylaşıldığı, buna göre suç tarihinde sanıklardan İbrahim'in banka müdürü olması ve görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş, koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu parayı açıklanan şekilde diğer sanık ile birlikte aldığı yönünde iddia ve kabul edilen eylemleri nedeniyle, fiillerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesinde düzenlenen ve özel soruşturma usulüne tabi "bankacılık zimmeti" ve bu suça iştirak suçlarını oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Kabule göre de; a.5237 Sayılı TCK'nin 158/1-(e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının iki katından az olamayacağı gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi,

b.Dosya mevcuduna göre, çekilen kredinin 84 taksitten 7 tanesinin sanık ... tarafından ödendiğinin anlaşılması karşısında, katılan bankadan zararın giderilip giderilmediği, tamamının ödenip ödenmediği, kısmi ödeme var ise bu ödemeye muvafakatinin olup olmadığının sorulması, 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesindeki koşullar da değerlendirilmek suretiyle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, c.Gerekçeli karar başlığında "06.11.2006" olarak gösterilmesi gereken suç tarihinin "31.10.2006" olarak yanlış yazılmış olması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereği sanıkların sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının SAKLI TUTULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.06.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/15438, K. 2025/7547, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-15438-e-2025-7547-k-9b0a75a29ae4