Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/14807 E. 2024/6917 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/14807
- Karar No
- 2024/6917
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/434 E., 2018/692 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2014 tarihli ve 2013/417 Esas, 2014/594 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca, her iki katılana yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2014 tarihli ve 2013/417 Esas, 2014/594 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 31.05.2017 tarihli ve 2017/16773 Esas, 2017/12498 Karar sayılı kararı ile, uzlaştırma işlemlerinin yapılması zorunluluğu nedeniyle bozma kararı verilmiştir. 3. Bozma üzerine, İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2018 tarihli ve 2017/434 Esas, 2018/692 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 53 üncü maddeleri uyarınca her iki katılana yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanığın temyiz istemi, katılanların ihale için icraya para yatırdıklarına ve paralarını geri aldıklarına, atılı suçu işlemediğine, bu nedenle mahkumiyet kararlarının bozulmasına, 2. Katılanların temyiz istemi, sanık tarafından kendilerine ödeme yapılmadığına, zararlarının karşılanmadığına, uzlaştırma bürosunca gönderilen tebligatın kardeşleri olan Harun Ensar tarafından teslim alınmadığına, kendilerine uzlaştırma teklifi gönderilmediğine, mağduriyetlerinin giderilmesini istediklerine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanığın suç tarihinde işlettiği yediemin otoparkında hacizli araçların bulunduğu, sanığın katılanlara, sözkonusu yediemin parkında bulunan bir kısım araçların satış ihalesine girmeleri suretiyle kendilerine uygun fiyatla araba temin edebileceğini söyleyip ikna ederek, katılanlardan ayrı ayrı 27.500,00'er TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL para aldığı, karşılığında teminat olarak bono verdiği, sanığın katılanlara bir süre araçları teslim edeceğini beyan ederek oyaladığı, hatta otoparkta bulunan bazı araçları onlara kullanmaları için verdiği, ancak sanığın araçları temin etmediği gibi paraları da iade etmediği iddiasıyla dolandırıcılık suçundan kamu davaları açılmıştır. 2. Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş, katılanları dolandırma kastıyla hareket etmediğini beyan etmiştir. 3. Katılanlar, sanığın otoparktaki araçların tamamının kendisine ait olduğunu uygun fiyata satın alabileceklerini söyleyerek para aldığını, ancak araçlarını teslim etmediğini ve paralarını da ödemediğini, zararlarının karşılanmasını istediklerini beyan etmişlerdir. 4. Mahkemece, sanığın araç bedellerine karşılık katılanlara verdiği bonodaki adresin sanığa ait olup olmadığının tespiti için yapılan zabıta araştırmasında, sanığın belirtilen adreste oturmadığı ve muhtarlık kaydının da bulunmadığı belirtilmiştir. 5. İl Emniyet Müdürlüğüne, yedi emin parkında bulunan araçların sanığa ait olup olmadığı sorulmuş gelen cevapta, söz konusu araçların sanık adına kayıtlı olmadığı belirtilmiştir. 6. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, dosyada bulunan, sanık savunması, katılan beyanı, uzlaşmanın sağlanamadığına dair rapor, zabıta tutanağı, emniyetten gelen yazı içeriği ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Katılanların beyanları, taraflar arasındaki konuşmaya ait CD çözümleme tutanağı, sanığın satmayı taahhüt ettiği araçların sanığa ait olmadığına dair İl Emniyet Müdürlüğü yazısı, sanığın katılanlara verdiği bonodaki adres olarak yazılan yerin sanıkla bir ilgisinin olmadığına ilişkin zabıta araştırma tutanağı ve muhtarlık yazısı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemenin suçun sübutuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına yönelik temyiz nedenleri reddedilmiştir. 2. Mahkemenin, 08.11.2018 tarihli oturumda, şikayetçiler adına çıkartılan uzlaştırma davetiyelerinin tebliğ edildiği, tebligatların katılanların yakınına teslim edilmesine rağmen katılanların uzlaştırma talebinde bulunmadıkları şeklindeki tespitine karşı, katılanlar beyanlarında; "Harun Tayfur bizim kardeşimiz olur, tebligattan haberimiz vardı ancak uzlaştırma davetine icabet etmedik" şeklindeki beyanları ve uzlaştırma dosyasındaki katılanlara yapılan tebligatların muhatapların işte olmaları nedeniyle aynı konutta birlikte oturan kardeşleri Harun Tayfur'a usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair tebligat belgeleri dikkate alındığında, katılanların uzlaştırma tekliflerinin kendilerine tebliğ edilmediğine yönelik temyiz nedenleri reddedilmiştir. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2018 tarihli ve 2017/434 Esas, 2018/692 Karar sayılı kararlarında sanık ve katılanlar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve katılanların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2024 tarihinde karar verildi.