Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/2967 E. 2024/7658 K. – Mühür Bozma

Konu: Mühür Bozma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2019/2967
Karar No
2024/7658
Karar Tarihi
Konu
Mühür Bozma

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/87 E., 2015/881 K. SUÇ : Mühür bozma HÜKÜMLER : Davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2011/87 Esas, 2015/881 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca sanık hakkında mühür bozma suçundan açılan kamu davalarının reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekillerinin temyiz istekleri özetle, kamu davaların reddine dair verilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilebilmesi için, aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir davanın olmasının gerektiği, mühür bozma suçunda farklı tarihlerde düzenlenen mühür bozma tutanaklarının, iddianame tarihlerine göre, zincirleme suç ya da ayrı suçları oluşturacağı, bu kapsamda iddianame düzenlenmesine kadarki eylemlerin tek bir zincirleme suçu, iddianame düzenlenmesinden sonraki eylemlerin ise hukuki kesinti olması nedeniyle ikinci bir zincirleme şekilde işlenen mühür bozma suçunu oluşturacağı gözetilerek yapılan incelemede; asıl dosya ile birleşen dosyalar ve mükerrerliğe dayanak kabul edilen ve dosya arasına alınan gerekçeli kararlar birlikte incelendiğinde; sanık hakkında 03.01.2011 tarihli iddianameye kadar olan eylemlerin zincirleme şekilde işlenen tek bir mühür bozma suçunu, 12.01.2011 tarihli iddianameye kadar işlenen ikinci suçlar zincirleme şekilde işlenen mühür bozma suçunu ve 09.02.2011 tarihli iddianameye kadar olan eylemler ise diğer bir zincirleme şekilde işlenen mühür bozma suçunu oluşturduğu, birleşen iddianameler yönünden mükerrerliğe esas alınan dosyalardaki suç tarihlerinden başka suç tarihlerinin de olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırma oranı belirlenerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulduktan sonra, sonuç cezanın kesinleşen hükümlerle belirlenen toplam cezadan daha fazla olması halinde, önceden verilen cezaların mahsup edilmesi, aksi durumda sanığa ek ceza verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, kamu davasının reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu anlaşılmış ise de zamanaşımının olumsuz bir muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğu tespit edilmiştir. 2.Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü belirlenmiştir. 3.5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği belirlenmiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2011/87 Esas, 2015/881 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2019/2967, K. 2024/7658, T. 05.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2019-2967-e-2024-7658-k-6d66fa3cc589