Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/2331 E. 2013/8835 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/2331
- Karar No
- 2013/8835
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, dolandırıcılığa teşebbüs, özel evrakta sahtecilik HÜKÜM : 1.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan ortadan kaldırma kararı Katılan vekilinin yasal süresinde verdiği 14.06.2010 havale tarihli süre tutum dilekçesinde, sanık ...'in ismine yer verilmeyerek bu sanık yönünden hüküm temyiz edilmediğinden tebliğnamedeki adı geçen sanık hakkındaki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, katılan vekilinin temyiz dilekçesi başlığında hakkındaki mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık ... isminin sehven yazıldığı ve bu sanıkla ilgili bir temyizin bulunmadığı kabul edilmiştir. I- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kurulan kamu davalarının ortadan kaldırılmasına dair hükümlere yönelen adı geçen sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; Sanıklar hakkında açılmış olan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle "ortadan kaldırılmasına" dair hükmün temyiz edilmesinde derhal beraat kararı verilebilecek haller dışında sanıkların hukuki yararı bulunmadığından, sanıklar müdafiinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında "dolandırıcılık" suçundan kurulan "ortadan kaldırma" hükümlerine yönelen katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yüklenen “dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sanıkların sorgusunun yapıldığı 28.09.2004, 26.01.2005 ve 15.02.2005 tarihlerinden hüküm tarihine kadar sanıklar ..., ... ve ...'a yüklenen dolandırıcılık suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suçların işlendiği 30.09.2002, 05.09.2002 ve 07.09.2001 tarihlerinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden kamu davalarının vaki zamanaşımları nedeniyle ortadan kaldırıldığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, III- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında “dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından kurulan “beraat" hükümlerine yönelen katılan vekilinin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarının yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımlarının, suçun işlendiği tarihlerden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen beraat hükümlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, IV- Sanıklar ... ve ... haklarında “özel evrakta sahtecilik" suçundan kurulan “ortadan kaldırma" hükmüne yönelen katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 5271 sayılı CMK'nun 225. (1412 sayılı CMUK'nun 257 ve 150.) maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, 19.08.2004 tarihli iddianamede sanıkların sigortalı olmadıkları halde sigortalı gibi gösterilip yakınlarının SSK'nun sağlık yardımından yararlanmasını sağladıkları belirtilerek "nitelikli dolandırıcılık" suçundan cezalandırılmaları talep edildiği, iddianamedeki sevk ve tavsife göre “sahtecilik” suçundan açılmış bir dava bulunmadığı, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olup birinin diğerine dönüşmeyeceği gözetilmeden, dava konusu olmayan sahtecilik suçundan davanın "zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına” karar verilmesi, IV- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında “özel evrakta sahtecilik” suçundan kurulan “ortadan kaldırma” hükmüne yönelen katılan vekilinin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; Fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıklardan ...'in işvereni olduğu inşaat işlerinde, suç tarihlerinde diğer sanıkların fiilen çalışmadıkları halde, çalışıyorlarmış gibi gösteren işe giriş ve sigorta bildirimlerinin sanıklardan serbest muhasebeci ...'ın kaşesiyle katılan kuruma verildiği ve sözkonusu bildirimlerin katılan kurum kayıtlarına intikal ettiğinin anlaşılması, sanık ...'ın beyanında yüklenen suçu kabul etmeyerek, belirli bir dönem yanında çalışan sanık ...'ın kendisine ait kaşeyi ele geçirip bu şekilde kullanmış olabileceğini söylemesi karşısında, öncelikle savunmanın doğruluğunun araştırılıp sanığın suça katıldığının tespiti halinde 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 47. maddesinin "meslek mensupları görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fiilinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun kamu görevlilerine ait hükümleri gereğince cezalandırılırlar" hükmü gözetilerek, eyleminin 3568 sayılı Kanunun 2-A maddesinde belirtilen "muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu" kapsamındaki işlerden olduğunun kabul edilmesi durumunda aynı Yasanın 47. maddesi aracılığıyla suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nun 339/1. (5237 sayılı TCK'nun 204/2) maddesindeki suçu oluşturacağı, diğer sanıkların eylemlerinin ise bu suça iştirak kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ...'ın eylemlerinin sabit olmaması halinde ise diğer sanıkların eylemlerinin 765 sayılı TCK'nun 342/1 (5237 sayılı TCK'nun 204/1) maddesi kapsamında kalacağı; her iki durumda da asli ve uzatmalı dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmediği gözetilmeden sanıkların eylemlerinin özel belgede sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilip dava zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde kamu davalarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.