Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/4196 E. 2013/10471 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/4196
- Karar No
- 2013/10471
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi Bozma üzerine yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak; 1- Borcuna karşılık katılana düzenlediği sahte senetleri vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında açılan kamu davasında, sanık müdafiinin, senetlerin katılana verildiği sırada tanzim tarihlerinin bulunmadığını, bu eksikliğin katılan tarafından daha sonra giderildiğini beyan etmesi, suça konu bonolardaki matbu kısımlar hariç tüm yazı ve rakamların el yazısı ile yazılmasına rağmen tanzim tarihlerinin kaşe yada numaratör gibi bir aletle basılmış olması karşısında, suç tarihindeki Türk Ticaret Kanununun 688. maddesine göre düzenleme tarihi bononun zorunlu unsurlarından olup suça konu belgelerdeki düzenleme tarihinin belgelerin katılana verilmesi esnasında bulunmadığının tespiti halinde, eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı cihetle, belgelerde yer alan tanzim tarihinin baştan beri bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı kararı ve Dairemizin benzer bir çok kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesinde 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmadığı, bu itibarla sanığın suça konu 5 adet sahte bonoyu aynı anda katılan ...'e verdiği anlaşılan somut olayda, senetlerin farklı zamanlarda düzenlendiğine ilişkin kanıtın da bulunmaması karşısında; 765 sayılı Yasanın aksine 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı ancak birden çok sahte belge düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilip buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden 765 sayılı TCK'nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 20.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.