Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/5153 E. 2010/6753 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık, Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/5153
- Karar No
- 2010/6753
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık, Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik HÜKÜM : 1- 5237 sayılı Yasanın 158/1-f, 53/1.maddeleri gereğince 4 yıl hapis, 4000 YTL.apc.ile ayrı ayrı iki defa cezalandırma, güvenlik tedbiri 2- 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80.maddeleri gereğince 2 yıl 4 ay hapis cezası ile ayrı ayrı iki defa cezalandırma Yapılan temyiz incelemesi sonucunda onanmasına karar verilmediği takdirde hüküm kesinleşmeyeceği cihetle yerel mahkemece o konuda yeniden karar verilmesi zorunlu olup sanıkla birlikte haklarında dava açılan diğer sanıkların beraatlerine dair verilen 19.04.2006 tarihli kararın temyizi üzerine, dairemizin 21.02.2007 tarihli kararı ile beraat hükümlerinin onanmasına karar verilerek kesinleşmiş, sanık ın 5 ayrı kişiye karşı işlediği dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ise; 1- Değişik yer ve zamanda her bir mağdura yönelik "sahtecilik" suçlarının birbirinden bağımsız suçları oluşturduğu gözetilmeden gerçeğe aykırı olarak düzenlenen tüm çeklerin tek suç oluşturduğunun kabulü ile şikayetçiler, ve ’a karşı işlenen suçlardan dolayı aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmayıp katılanlar ve’e yönelik suçlardan kurulan hükümlerin bozulmasına, 2- Sanık hakkında şikayetçiler ve katılanlara yönelik "dolandırıcılık" suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin ise lehe yasanın 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesine göre belirlenmemesi ve şikayetçi’ın zararının giderildiği savunmasının araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168.maddesinin tartışılmaması, Gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda şikayetçiler ve katılanlara yönelik her bir dolandırıcılık suçundan dolayı 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi gözetilerek 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Yasalarından lehe olan yasa ile 5 kez, şikayetçiler, , vel’a yönelik sahtecilik suçlarından teselsül hükmü uygulanarak bir kez, katılanlar ve ’e yönelik sahtecilik suçlarından ise aleyhe bozma nedeni ile ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir. Buna karşılık mahkemece sadece katılanlar ve ’e yönelik "sahtecilik" ve "dolandırıcılık" suçlarından hüküm kurulmakla yetinilmiş diğer suçlarla ilgili bir hüküm kurulmamıştır. Açıklanan nedenlerle; 19.04.2006 tarihli kararda mahkumiyet hükmü kurulduğu ve Dairemizce onanıp kesinleşmediğİ halde, şikayetçiler , ve ’a yönelik "dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı ve "sahtecilik" suçlarından ise 19.04.2006 tarihli mahkumiyet hükmü doğrultusunda 765 sayılı T.C.K.nun 342/1, 80.maddelerinin uygulanması suretiyle mahkumiyet hükümleri kurulması mümkün görülmüştür. I- Katılanlar ve l’e karşı işlenen "dolandırıcılık" suçları ile ilgili olarak 765 sayılı TCK.nun 80 (5237 sayılı TCK.nun 43.) maddesinin uygulanması olasılığının tartışılmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Hükmolunan hapis cezalarının süresi itibariyle 5728 Sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: Lehe yasanın belirlenmesi sırasında yapılan karşılaştırmada, 765 sayılı TCK. nun 504/3,522. maddeleri ile 2 yıl 4 ay hapis ve adli para cezası verileceği belirtilmesine rağmen sanık aleyhine olacak şekilde 5237 sayılı TCK. nun 158/1-f. maddesi ile 4 yıl hapis ve adli para cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini, Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında 5237 Sayılı TCK. nun 158/1-f. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılarak, mahkemenin yaptığı uygulamaya göre “Sanığın, ye karşı işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle 765 sayılı TCK. nun 504/3. maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 176.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 522. maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında artırım yapılarak 2 yıl 4 ay hapis ve 205.333 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,’e karşı işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle 765 sayılı TCK. nun 504/3. maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 80.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 522. maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında artırım yapılarak 2 yıl 4 ay hapis ve 93.333 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sonuç olarak aynı yasanın 71,72. maddeleri uyarınca 4 yıl 8 ay hapis ve 298.666 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanığın, katılanlarve ’e karşı işlediği resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: Sanığın, katılanlara birden fazla çek vermesi nedeniyle bu kişilere karşı işlediği resmi belgede sahtecilik suçlarından hükmolunan cezaların 765 sayılı TCK. 80. maddesi ile artırılmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı TCK. nun 43. maddesinde, 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen suçlarda 5237 sayılı Yasanın zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı bu durumun temel cezanın tayininde dikkate alınacağı gözetilerek, katılanlara karşı gerçekleştirilen suçlarda TCK.nun 43. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.