Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/2314 E. 2010/10517 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/2314
- Karar No
- 2010/10517
- Karar Tarihi
Resmî belgenin düzenlemesinde yalan beyanda bulunma suçundan sanık Sebahattin Konak'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206/1. maddesi uyarınca 60 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, gün adlî para cezasının 52/2. maddesi gereğince 1.200,00 yeni Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesine dair Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/05/2007 tarihli ve esas, sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı resmî belgenin düzenlemesinde yalan beyanda bulunma suçundan 1.200,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılması şeklinde hüküm kurulmuş ise de; kararın gerekçe ve hüküm kısmında asgari hadden uzaklaşıldığına ilişkin bir ibarenin bulunmaması karşısında, suçun işlendiği 06/12/2004 tarihi itibarıyla 5560 sayılı Kanun'un henüz yürürlüğe girmediği cihetle, para cezasının seçimi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2. maddesi uyarınca beş gün adlî para cezası üzerinden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle;5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 31/01/2010 gün ve 2009/773/5537 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 16.02.2010 gün ve sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; 1- Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2007 gün ve 2005/67 esas, sayılı gerekçeli kararının dördüncü sayfasında aynen “sanık 'in kollukta ifadesi alınırken sahte isim kullandığından ve bu şekilde yalan beyanda bulunduğundan eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 206/1. maddesinde yerini bulan suçu oluşturduğu ve suçun tamamlandığı, unsurlarının oluştuğu değerlendirilerek, bu suçtan cezalandırılması yoluna giderken TCK'nın 61. maddesi gereğince sanığın suçu işleyiş biçimi değerlendirilerek takdiren 60 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına” karar verildiğinin açıklanması karşısında, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, 2- Olay tarihinde başka bir suçtan dolayı yakalanan hükümlünün, hakkında yürütülen soruşturma sırasında, gerçek kimlik bilgileri yerine ve l isimli kişilerin kimlik bilgilerini kolluğa bildirmek suretiyle, kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1 ve 43. maddeleri kapsamındaki suçu oluşturacağı, 5237 sayılı TCK'nın 206. maddesinin ise bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişilere ait olması halinde uygulanabileceği, bu nedenle sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 343/2 ve 80. maddeleri ile 5237 sayılı TCK'nın 267/1 ve 43. maddelerinin birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun uygulanması gerekirken, sanığın eylemine uymayan 5237 sayılı TCK'nın 206/1. maddesinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Yukarıda açıklanan hukuka aykırılık nedeniyle de CMK’nın 309. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma istenip istenmeyeceğinin takdir ve ifası için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 01.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.