Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/16366 E. 2013/946 K. – Özel Belgede
Konu: Özel Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/16366
- Karar No
- 2013/946
- Karar Tarihi
- Konu
- Özel Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel belgede sahtecilik HÜKÜM : TCK nun 207/1, 211, 62, 50. maddeleri gereğince 3.000,00 YTL adli para cezası Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK’nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkeme kararında ise; kanun yolu ve şeklinin gösterilmediği gibi kanun yoluna başvurma süresinin ne zaman başlayacağının belirtilmediği görülmekle, sanık müdafiinin 24.12.2008 havale tarihli, katılan tarafın temyiz itirazlarına cevap yanında kendi temyiz itirazlarını da içeren talebinin süresinde olduğu kabulüyle yapılan incelemede; Gerekçeli karar başlığına 'dolandırıcılık' olarak yanlış yazılan suç adının 'özel belgede sahtecilik', '01.05.2007' olarak gösterilen suç tarihinin ise '25.09.2007-30.11.2007' şeklinde mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1-25.03.2008 günlü oturumda, şikayetçi adına vekilinin katılma talebine karşı duruşmada hazır bulunan sanıktan diyecekleri sorulmadan katılma talebinin kabulüne karar verilmek suretiyle, CMK'nun 238/3. maddesine aykırı davranılması, 2-Suça konu belgenin değişik zamanlarda, iki ayrı mahkemeye sunularak kullanılmış olduğunun iddia ve oluşa uygun kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, 3-CMK'nun 231/6. maddesinde sayılan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak, aranan şartların gerçekleştiği ve uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde sanık hakkında öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, adli para cezasına hükmedildiği gerekçe gösterilerek sanık hakkında CMK'nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.