Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2008/17343 E. 2010/6304 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2008/17343
Karar No
2010/6304
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği, Tebligat için yanlış adres bildirmek HÜKÜM : 1)765 sayılı TCK.nun 342/1, maddesi gereğince 2 yıl 3 ay hapis cezası, 2)7201 sayılı Tebligat Kanununun 53/1-2 maddesi gereğince 1.200,00 YTL adli para ve 4 ay hapis cezası Hükmolunan cezanın miktarına göre koşulları bulunmayan sanık müdafiinin vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi gereğince REDDİNE karar verilip, müdafiin mahkumiyete dair hükümlere yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede gereği görüşüldü. I)Sanığın “resmi belgede sahtecilik” suçundan mahkumiyetine dair hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 04.04.2006 gün ve 2006/35-97 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur. Açıklamalar ışığında somut olaya gelince, katılan tarafından sanıkla aralarında borç doğuran herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığı ileri sürülse de, sanık savunmalarıyla bunu doğrulayan tanıklar ve beyanlarına göre, katılan ve sanık arasında, muvazaalı işleme dayanan kat karşılığı arsa sözleşmesiyle bina yapımından kaynaklanan bir hukuki ilişki bulunduğunun belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya neden olmayacak şekilde belirlenmesi ve eylemin doğru nitelendirilmesi bakımından, daha önce Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1999/520 esas sayılı dosyasında dinlenen tanıklarla, söz konusu inşaat yapımında çalışan elektrikçi, tesisatçı ve işçiler gibi kişiler araştırılıp Beyanlarına başvurulduktan sonra, senetlerin düzenlendikleri 12.02.2000 tarihi itibariyle senet bedelleriyle bina maliyeti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılıp bina yapımı sırasında ödemelerin kim tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıkarılıp, kardeş olan katılan ve sanık arasında gerçekten muvazaalı da olsa, borç doğuran bir hukuki ilişkinin var olup olmadığı açıklığa kavuşturularak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı, Kabule göre de; 1)765 sayılı TCK. nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası olup, 5237 sayılı TCK. nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde lehe düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK’nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK. nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan ceza içinden 2 yıl 3 ayın tercih edildiği, 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de gözetilerek temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK uyarınca daha az bir cezanın takdir ve tayin olunması gerektiği gözetilmeden, karşılaştırma sırasında, 5237 sayılı Yasanın 204/1 maddesi uyarınca da temel cezanın 2 yıl 3 ay olarak belirlenip, cezaların eşitliği halinde 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları nedeniyle 765 sayılı TCK hükümlerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması, II)Sanığın “yanlış adres bildirmek suretiyle tebligat yasasına muhalefet” suçundan mahkumiyetine dair hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarına gelince, 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK.nun 231. maddesi uyarınca "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUY.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2008/17343, K. 2010/6304, T. 26.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2008-17343-e-2010-6304-k-bb6c7b369519