Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/6629 E. 2026/5156 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/6629
Karar No
2026/5156
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2951 E., 2025/3423 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/155 E., 2025/354 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma talebiyle 31.07.2019 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurduğunu, Kurumun 19.11.2019 tarihli yazı ile güncel tarihli .. hizmet belgesi aslının davacıdan talep ettiğini, davacıdan talep edilen eksik evrakları 3 aylık yasal süresi içerisinde Kuruma sunulduğunu, ancak Kurum anılan belgenin 3 aylık yasal süresi içerisinde sunulmadığı gerekçesiyle borçlanma talebini reddettiğini, Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulduğunu ve Kamu Denetçiliği Kurumunun 29.04.2022 tarihli kararı ile davalı SGK'nın davacının borçlanma talebini reddeden işlemini geri alınması yönünde tavsiye kararı verdiğini, ancak davalı Kurum 09.05.2022 tarihli yazısı ile davacı hakkındaki işlemlerin mevzuata uygun olduğundan bahisle işlemi geri alınmayacağını bildirdiğini, davacı kendisinden istenen belgeleri hazırlayarak postada yaşanabilecek gecikmeleri de göz önüne alarak bir tanıdığı vasıtası ile elden ilgili Sosyal Güvenlik Merkezine ulaştırdığını, Kurumca 3 aylık süre hesabında söz konusu yazının Kurum kayıtlarındaki tarihinin esas alındığı, oysa tebligat tanımı kapsamında yazının davacıya tebliğ tarihinin 3 aylık süre hesabında başlangıç tarihi olarak esas alınması gerektiğini, Kurumun borçlanma talebini geçersiz sayma gerekçesinin 2020 yılında tüm dünyaya etkisi altına alan corona virüs pandemisi nedeniyle SGK tarafından 01.04.2020 tarihinde yayımlanan duyurusuna ve Tebligat Kanununa aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere davacının 31.07.2019 tarihli borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun davacıdan 19.11.2019 çıkış tarihli yazı ile güncel .. hizmet belgesini talep ettiğini, davacının söz konusu belgeyi 3 aylık yasal süresi içinde ulaştırmadığını, söz konusu belgelerin yasal süresi içinde ulaşmadığından Kurumun borçlanma talebini ret işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde somut olayda, davacının Kuruma 31.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu, süreli olan bu borçlanma işlemini başlattığı halde makul süre içinde takip etmeyip eldeki davanın 15.08.2022 tarihinde açıldığı, makul süre geçtiğine göre, davacı sigortalının 31.07.2019 tarihindeki borçlanma başvurusunun geçersiz hale geldiği, ancak davacı vekilinin 16.09.2025 tarihli duruşmada beyanda bulunarak dava dilekçelerinin yeni bir borçlanma başvurusu olarak kabul edilmesini, ancak dava tarihi itibariyle borçlanma talepleri dikkate alındığında Bağ-Kur kapsamında borçlanma yapılacağından ve SGK'nın en az 5400 gün borçlanma yapılmasını şart koştuğundan 5400 gün üzerinden borçlanmalarının kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile davacının 15.08.2022 tarihli dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma talebi olduğunun kabulü ile 4/1-b sigortalılık ve emekliliğe yetecek talep ettiği gün kadar asgari ve azami günlük kazanç arasında seçilecek prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafça yapılması gereken işlemlerin süresinde yapılmadığından dava tarihinde de yasaya uygun bir başvurusu bulunmadığını, bu husus dikkate alındığında davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, aksi Kurum işleminin iptali ile yurt dışı borçlanmasının 31.07.2019 tarihi itibariyle geçerli olduğunun tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/6629, K. 2026/5156, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-6629-e-2026-5156-k-5ea959f1c9de