Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/3133 E. 2026/6055 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3133
Karar No
2026/6055
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1997 E., 2025/2835 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/91 E., 2024/209 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1997,1999,2000 yıllarında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı karar verildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ..., Üyeler ..., ..., ...'nın oyları ve oy çokluğuyla 30.04.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY I. TEMEL UYUŞMAZLIK: 1. Çoğunluk ile aradaki uyuşmazlık, "tevfikat kesintisi yapılan 2000 yılında 22 yaşını doldurmayan sigortalının, anılan tarihte yürürlükte olan 2926 sayılı Tarım Bağ-kur Kanunu'nun 5 nci maddesi uyarınca, yaşı nedeni ile sigortalı sayılıp sayılmayacağı, 09.01.1981 tarih ve 4956 sayılı kanunun 56 ncı maddesi ile yaşın 18 olarak kabul edilmesi nedeni ile bu yasal değişiklikten sonra 1996-2000 yılları arasındaki tevfkifatlardan dolayı sigortalı sayılıp sayılmayacağı, lehe düzenlemenin geçmişe uygulanıp uygulanmayacağı" noktasında toplanmaktadır. 2. Çoğunluk görüşü ile ilk derece mahkemesinin "Davacı 22 yaşını 20/02/2000 tarihinde ikmal ettiğinden, 1997 yılında ve 2000 yılında adına tevkifat kesintisi bulunmadığından davacının 1997, 19 99... yıllarında 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı kabul edilmesinin mümkün olmadığı" gerekçesi ile davanın reddine dair kararının davacı tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyizi üzerine ise çoğunluk görüşü ile onanmasına karar verilmiştir. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: 3. Kanunlar kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren, yürürlükte bulundukları dönem içinde ortaya çıkan olay ve ilişkilere uygulanırlar. Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin uymasına bağlıdır. 4. Hukuk devletinde devlet, hukuk güvenliğini sağlama yükümlüdür. Hukuki güvenlik ilkesi kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların Geriye Yürümezliği İlkesi” uyarınca yasalar kural olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olamaması hukukun genel ilkelerinden "‘Kazanılmış Hakların Korunması” ilkesinin gereğidir. 5. Yasa koyucuyu önceye etkili kural getirmekten engelleyen genel bir hukuk kuralı bulunmamaktadır. 6. Önceye etki kavramı, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki zamana uygulanabilirliği konusu ile ilgilidir. Önceye etki özgürlükçü bir anayasanın temel koşullarına, hukuk düzeninin güvenilirliğine aykırı düşer ve bu yüzden kural olarak caiz değildir. Kişiler hukuka uygun davranışlarından dolayı daha sonra zarar görmeyeceklerinden ... olmalıdırlar. Önceye etki yasağı hukuk güvenliği ve vatandaş için güveninin korunmasını sağlar. Kazanılmış olan haklara saygı ancak bu şekilde gerçekleşir. Önceye etki yasağı, yaşamları Anayasal garanti altında olan fertlerin beklenmedik hak kayıplarına uğramasını engellemek için tanınmıştır. (..., A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal.yasar.edu.tr/wp-content /uploads/2014/01/9 s: 2477 vd). Anayasadaki “hukuk devleti ilkesi” yasa koyucuya bir yasanın kabulünden önceki zaman bakımından aleyhe sonuçlar doğuran bir yasa kabulü için dar sınırlar çizmektedir (ÖZEKES ..., Özel Hukuk-Kamu Hukuku ve Yargılama Hukuku Bakımından Kanunların Zaman İtibariyle Uygulanması, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, C:II, Ankara, 2010, 2759-2875). 7. Çıkarılan yasa önceden oluşan güveni sağlıyor, kazanılmış hakları koruyorsa açık hüküm olmasa da istisna olarak geçmişe uygulanmalıdır. Önceye etki yasağında istisna için gerekli sebep, hukuki işlemin inşası sırasında mevcut olmalıdır. Kişi yeni düzenleme ile daha iyi bir konuma getirilmekte ise önceye etki kabul edilmelidir. 8. Mülkiyeti koruma kapsamına, edime hak sağlayan sigorta olayları dahildir. Önceden doğmuş bir sigorta olayının edim sağlayıcı etkisi kolaylıkla ortadan kaldırılamaz. Sosyal Sigortalar Hukukunda kazanılmış (müktesep) haklar dinamik nitelik taşırlar (..., A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal. yasar.edu.tr/wp-content/uploads/2014/01/9 s: 2477 vd). 9. Getirilen kuralın önceye etkili olmasında, sigortalı lehine yorum, amaca uygunluk yorumu, Sosyal Güvenlik Hukuku’nun kamusal nitelikte olması, maddi hukukun yetersizliği (her zaman, hayatın değişen sosyal akışı içinde gelişen tüm olayları ve ayrıntıları kurallaştırma gücüne sahip olmaması), çıkarlar dengesi ve adalet duyguları gerekçe olarak dikkate alınmalı, ayrıca, süregelen uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış (ucu açık) hukuki durumlara yeni kanunun derhal uygulanması esası ölçü olarak alınmalıdır. 10. Önceye etki yasağının istisnaları değinmek gerekirse; - Kişi yeni düzenleme ile daha iyi bir konuma getirilmekte ise, - Şeklen anayasaya aykırı bir yasa usulüne uygun olarak önceye etkili olarak yeniden kabul edilmişse, - Önceye etki bir yasanın açıkça lafzından, amacından ve oluşumundan anlaşılmakta ise lehe hüküm geçmişe uygulanmalıdır. (..., A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal. Yasar.edu.tr/wp-content/uploads/ 2014/01/9 s: 2477 vd. 11. Nitekim 2926 sayılı Tarım-Bağ-Kur Kanunu'nun 2. Maddesinde "22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar” hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğramış ve “aile reisi” olma koşulu yasa metninden çıkarılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'da aile reisi olmayan kadınlar yönünden sigortalılığı, kanun öncesine de uygulanmıştır. Karara göre: "2926 sayılı Kanunun 2. maddesinin “22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar” hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğramış ve “aile reisi” olma koşulu yasa metninden çıkarılmıştır. Sosyal güvenlik hakkı kamu düzeni ile ilgili olduğundan, sigortalılar lehine düzenlenen bu yeni kuralın eski olaylara da uygulanması gereklidir. Yeni düzenlemeye göre aile reisi olma şartı yürürlükten kalktığından ve sigortalının lehine olan bu yeni şeklin eski olaylara da uygulanması gerektiğinden Yerel Mahkemenin davacının sigortalılığı yönünden aile reisi olması gerekmediğine ilişkin kabulü isabetli olup, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında bu hususta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulu 18.05.20 11... /10-230 E. 2011/319 K. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.05.2013 t., 2012/10-1481 E., 2013/789 K. sayılı ilamları). Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de aynı şekilde "Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunun 2. maddesine göre 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğradığını ve "Aile Reisi" koşulunun yasa metninden çıkarıldığını, Sosyal Güvenlik hakkı kamu düzeni ile ilgili olup sigortalılar lehine düzenlenen bu yeni kuralın eski olaylara da uygulanması gerekli olduğunu, yeni düzenlemeye göre aile reisi olma şartı yürürlükten kalktığından ve sigortalının lehine olan bu yeni şeklin eski olaylara da uygulanması gerektiğinden davacının sigortalılığının aile reisi olmadığı gerekçesiyle baştan itibaren iptal edilmesine ilişkin Kurum işleminin Sosyal Güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığını" belirtmiştir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.02.2012 t., 2011/14391 E., 2012/1345 K). 12. Maddedeki "aile reisi kadınlar hükmü" değiştirilmeden önce Anayasa Mahkemesine iptal edilmesi için somut norm denetimi ile itirazla götürülmüş, Anayasa Mahkemesi 17.04.2007 tarih ve 2003/81 E, 2007/50 K sayılı kararı ile bu hükmü iptal etmiştir. III. SONUÇ: 13. 24.07.2003 tarihinde 4956 sayılı kanunun 56 ncı maddesi ile 2926 sayılı Kanunun 5. Maddesinde 22... olarak kabul edilmesi lehe bir düzenlemedir. O tarihte yürürlükte olan 506 sayılı SSK ve 1479 Sayılı kanun kapsamında sigortalı sayılma için kabul edilen 18 yaşa uygun bir düzenleme getirilmiştir. Öncesinde eşitlik bakımından Anayasaya aykırılık olduğu açıktır. Lehe düzenlemenin sosyal güvenlik hakkı kamu düzeninden olduğundan geçmişe uygulanması gerekir. İlk derece mahkemenin 18 yaşını doldurduğu tarihten öncesini kabul etmesi hatalı ise de 09.01.1981 sonrası tevkifata dayalı sigortalılığı kabul etmesi isabetli olup, kaldıran ve 22 yaşı takip eden yıl için sigortalılık kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulması gerekir. Çoğunluğun 22 yaş gerekçesine katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/3133, K. 2026/6055, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-3133-e-2026-6055-k-6e6dbcb1d2f5