Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/2329 E. 2026/5741 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2329
- Karar No
- 2026/5741
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3413 E., 2025/2947 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/861 E., 2025/341 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. .. geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın davalı kusurundan ileri geldiğinden bahisle 1.598.792,39 TL maddi, 75bin TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; iş kazasından dolayı davacının %18,00 oranında iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğundan bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Müvekkilinin sürekli maluliyet oranının çok daha yüksek olduğunu ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporunu kabul etmediklerini, iş kazasının meydana gelmesinde davacı müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini, davacı müvekkilinin geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik durumundan kaynaklanan maddi zararının çok daha fazla olduğunu, aktüerya bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini ve müvekkilinin maddi zararının güncel verilere göre yeniden hesaplanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının işe başladığı tarihten olayın meydana geldiği ana kadar hiçbir şekilde bulaşıkçılık dışında motorla ev veya iş yerlerine paket servisi işinde görevlendirilmediğini, iş yerindeki usta tarafından “gitme” şeklinde uyarılmasına rağmen bu uyarıyı dikkate almayarak paket servisi motoru dururken ...’e ait bahçede park halinde bulunan motora binip işverenden habersiz ve keyfi şekilde ziyarete giderken kazanın meydana geldiğini, olayın İş Kanunu kapsamında iş kazası niteliğinde olmadığını, tamamen kendi kusurlu davranışı ile kazaya sebebiyet veren davacının uğramış olduğu maddi ve manevi kayıplardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, olaydan bir yıl sonra alınan %0 oranındaki maluliyet raporu ile yedi yıl sonra alınan %18 oranındaki maluliyet raporu arasında ciddi çelişki bulunduğunu ve bu çelişkinin giderilmediğini, kusura ilişkin alınan raporun açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin yalnızca maddi vakıaları tespit etmesi gerekirken kusur oranı belirlemesinin hukuka aykırı bulunduğunu ve kusur değerlendirmesinin hakime ait olduğunu, ıslah dilekçesine ilişkin itirazlarının hem İlk Derece Mahkemesince hem de Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmadığını, zamanaşımının söz konusu olduğunu ve dava süresinde açılmış olsa dahi ıslahın yeni dava niteliğinde olması nedeniyle süresinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ıslah edilen alacağa dava tarihinden değil harcın yatırıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, davacıya verilen kusur oranının az olduğunu ve hakkaniyet gereği %20’den fazla kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.