Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/2295 E. 2026/4783 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2295
Karar No
2026/4783
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2815 E., 2025/2104 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/70 E., 2023/547 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asil dava dilekçesinde, sigorta başlangıç tarihinin 07.03.1988 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 18 yaşını ikmalinden önce 07.03.1988 tarihinde geçen .. sicil numaralı ... ünvanlı işyerinde 1 günlük çalışması karşılığının prim gün sayısına eklenmesi gerektiğinin tespitine, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 01.08.1988 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, Kurum kayıtlarının esas olduğunu, fiili çalışmanın kuşkudan uzak bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 3 70... . maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2., 6., 9., 79., 108. hükümleridir. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davalı işverenin kamu kurumu olduğu ve kamu kuruluşlarındaki çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının esas olduğu göz önünde tutularak, davacının davasına konu çalışmanın geçtiği iddia edilen dönemin tamamına ait işveren nezdindeki puantaj kayıtları, ücret tediye bordroları ve konuya ilişkin tüm belgeler eksiksiz olarak getirtilmeli ve dikkatli incelenmelidir. Uyuşmazlığın çözümünde resmi ve yazılı kayıtlar esas alınmalı, anılan belge ve bordrolardan sigortalının imzasını içerenlerden, imza aidiyeti yönünden çekişme bulunmayanlar ile hata, hile, ikrah halleriyle sakatlığı iddia ve kanıtlanamayan belgelerin içeriklerinde gösterilen gün kadar çalışmanın karinesini teşkil edeceği göz önünde tutulmalıdır. Ayrıca davalı işveren nezdinde resmi sıfatla çalışan kişiler (müdür, amir, memur gibi) ile bordrolu çalışanlar tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, resmi veya yazılı kayıtların bulunmadığı tarihlerde alınan bu beyanlar ile eldeki deliller bir arada değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır. 3. Değerlendirme 1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada,mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına işe giriş bildirgesinde işveren ünvanı adı altında "..." tarafından ... sicil no.lu işyerinden 07.03.1988 tarihli işe giriş bildirgesi verilmiş olduğu, Kurum tarafından işyerinin ...adına kayıtlı olduğu ve 1988-1991 yılları arasında hiç dönem bordrosunun verilmediğinin bildirildiği, işe giriş bildirgesinde işyeri adresi olarak bildirilen adreste yapılan geniş çaplı komşu işyeri araştırması sonucunda emniyet, ... ve vergi dairesince komşu işyeri tespiti yapılamadığı, belediye aracılığıyla yapılan ve işhanında en eski komşu işyeri sahibi olarak belirlenen 4 işyeri sahibinin dinlendiği,hiç birinin davacıyı tanımadığı, davacı tanığı olarak o dönemde komşu işyerinde çalıştığını beyan eden ancak ne hizmet döküm cetveli ne de dava konusu dönemde çalıştığı iddiasında bulunduğu işyerinin komşu işyeri olup olmadığı belirlenmemiş olan davacının kardeşi ... ...'in dinlendiği, böylelikle anılan tanığın beyanı ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. 3.Buna göre Mahkemece, işyerinin kanun kapsam ve mahiyetini gösteren işyeri tescil bilgileri Kurumdan celbedilmeli, işyerinin dava konusu dönemde kanun kapsamında olmadığının anlaşılması halinde işverenin vergi mükellefiyet dönemi de araştırılmak suretiyle dava konusu dönemde işyerinin faal olup olmadığı belirlenmeli, davacı tanığı olarak dinlenen davacının kardeşi ... ...'in hizmet cetveli dosya kapsamına alınarak ve dava konusu dönemde çalıştığı işyerinin dava konusu işyerine komşu olup olmadığı da araştırılarak beyanı denetlenmeli, ayrıca tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. 4.Kabule göre de davacının işe giriş bildirgesinde işveren ünvanı hanesinde belirtilen "..." işletme adı olup gerçek yada tüzel kişi niteliğinde olmadığı, kaldı ki Kurum tarafından işveren ünvanının ...olduğunun bildirilmesi karşısında hükümde işveren ünvanının "..." olarak belirtilmesi de isabetsiz bulunmuştur. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/2295, K. 2026/4783, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-2295-e-2026-4783-k-af868095fd03