Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/1449 E. 2026/2998 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1449
- Karar No
- 2026/2998
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2641 E., 2025/1889 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/80 E., 2023/209 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.07.1968 doğumlu olup, 01.10.1986 tarihinde ...bünyesinde başlayan 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının, 14.03.2006 tarihinde sona erdiği, ardından 02.03.2006 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında başlayan sigortalılığının halen devam ettiği, fiili hizmet süreleri dahi dikkate alınmadan 01.10.1986 sigorta başlangıç tarihi esas alındığında 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B bendi kapsamında 49 yaş ve 5300 gün şartlarına tabi olduğu, Kurum kayıtlarına göre davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 8.399 gün, 506 sayılı Kanun kapsamında 5.681 gün olmak üzere toplam 14.080 gün sigortalılığı mevcut olduğu, davacının 05.04.2022 tarihinde yaşlılık tahsis talebinde bulunmuş ise de davalı Kurumun işten ayrılma koşulunu yerine getirmediğinden bahisle yaşlılık aylığı bağlama talebini işleme almadığı, davacının yaşlılık tahsis talebinde bulunduğu 05.04.2022 tarihinde 53 yaşında olup, 14080 prim ödeme gün sayısı ile fiili hizmet süreleri dahil edilmediği durumda dahi tahsis şartlarını taşıdığının açık olduğu iddiasıyla 506 sayılı Kanun'un 62. maddesinde yer alan çalıştığı işten ayrıldıktan sonra ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği hususu dikkate alındığında davacıya işten ayrılma şartı aranmaksızın 05.04.2022 tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.05.2022 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına, mahrum kalınan aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden başlamak üzere yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin zamanaşımına uğradığı, 54 34... . madde kapsamındaki hizmetlerin 08.09.19 99... .05.2002 tarihlerinde yapılan sigortalılık süresi tespitlerinde bu tarihlere kadar olan mevcut 54 34... . madde kapsamındaki fiili hizmet süresi zamlarının sigortalılık süresine ekleneceği, 2008 Ekim ayına kadar geçen 32. madde kapsamındaki fiili hizmet sürelerinin tahsis talep tarihinde sigortalılık süresine ekleneceği, sigortalılık süresine ilavede bir sınırlama bulunmadığı, 2008 Ekim ayına kadar geçen 32. madde kapsamındaki fiili hizmet süresi zamlarından dolayı prim ödeme gün sayısına eklenecek azami süre yapılan işin niteliğine göre 5 veya 8 yıl olduğunu, sigortalı 506 sayılı Kanun'a göre emekli olmak istediğinden 54 34... . madde kapsamındaki hizmetler sigortalılık süresine ve prim ödeme gün sayısına ilave edildiği, emeklilik yaşından düşürüleceğine dair bir hüküm bulunmadığından yaştan düşürülmediğini, tahsis talep tarihinde işten çıkışı bulunmadığından dosyasının işlemden kaldırıldığı, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğu, Kurum aleyhine vekalet ücreti hükmedilmemesi ve Kuruma müracaat şartı gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; açılan davanın kabulü ile 506 sayılı Kanun'un 62. maddesindeki kaldırılan işten ayrılma zorunluluğu dikkate alınarak davacının 01.05.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve aylıklarının bağlanarak faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının mülga 5434 sayılı Kanun kapsamındaki fiili hizmet süresi zamlarının, yerleşik mevzuat ve içtihatlar uyarınca sigortalılık süresine ve prim gün sayısına eklenmesi mümkün ise de emeklilik yaşından düşülmesine yasal imkan bulunmadığı, ayrıca tahsis talep tarihinde işten ayrılışı bildirmeyen davacının dosyasının işlemden kaldırılmasının yerinde olduğu, hizmet tespiti ve ücret tespiti talepleri yönünden davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve 6552 sayılı Kanun ile getirilen Kuruma zorunlu başvuru şartının yerine getirilmediği, kamusal nitelikteki bu davalarda ispatın ancak resmi kayıtlar ve eş değer belgelerle yapılabileceği gözetilmeksizin, komşu iş yeri bordro tanıkları dinlenmeden ve eksik inceleme içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu, Kurumun davada taraf değil fer’i müdahil sıfatıyla yer alması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisine hak kazandığının tespitine ilişkindir. 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Kurum geç ödenen yaşlılık aylıkları için faiz alacağından, 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren sorumlu tutulacaktır. Somut olayda; 01.05.2011 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlanan davacı için talebine konu faiz başlangıç tarihi 01.08.2011 olduğu halde; Mahkemece faiz başlangıçlarının gösterilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkeme kararının; hüküm fıkrasının "...aylıklarının bağlanarak..." ibaresinden sonra gelmek üzere "01.08.2022 tarihi başlangıç kabul edilerek" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.