Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8745 E. 2025/12726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8745
- Karar No
- 2025/12726
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/165 E., 2025/425 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/656 E., 2021/189 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemiz bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince kusurun oran ve aidiyeti noktasından uyulması, ücret yönünden direnilmesi yönünde karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 30.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Dosya kapsamından davacılar eş ve çocukların murislerinin davalı iş yerinde çalışmakta iken araç içerisinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiğinden bahisle muris ... ile davacı eş ...'ın icra takipleri nedeni ile 28.04.2016 tarihinde resmi olarak boşandıklarını ancak kaza tarihine kadar karı koca olarak birlikte yaşamayı sürdürdükleri, sonraki süreçte ortak çocuk sahibi oldukları, uluslararası tır sürücüsü olan desteğin asgari ücretle çalışmadığı, ayrıca sefer başına 600 USD aldığını, ayda ortalama 3 sefer yaptığını, davalının davacı ...'ın hesabına 11 ay boyunca 500,00 TL yatırdığını ileri sürerek resmi nikahsız eş davacı ... için 298.976,00 TL maddi 30.000,00 TL manevi, çocuk ... için 25.138,43 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için 83.185,77 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için 115.488,37 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için 120.449,22 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için 124.492,61 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında ... sigortalının kusursuz, kötü tesadüf/kaçınılmazlığın %20, işverenin %80 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın ayda bir sefer yaptığı, ayda bir sefer ücreti olan ve asgari ücretin 2,67 katına isabet eden ücret üzerinden düzenlenen 18.02.2021 tarihli hesaba göre fiilen beraber yaşadığı kabul edilen eski eş ... lehine 193.092,49 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi, çocuklardan ... lehine 14.431,11 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi, ... lehine 50.510,37 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi, ... lehine 62.546,62 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi, ... lehine 67.507,48 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi ve ... lehine 71.550,87 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf isteminin esastan reddine, davacıların istinaf istemlerinin davacılar murisinin sefer sayısının ayda 1 olarak belirlenmesinin hatalı olduğu, manevilerin az olduğu gerekçeleri ile kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 06.04.2020 tarihli bilirkişi hesap raporunun ayda 2 sefer üzerinden hesaplama yapılan ikinci ihtimaline (asgari ücretin 4,3391 katı) itibar edilmek suretiyle, davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş ... lehine 25.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.10.20 23... /14628 Esas, 2023/9842 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazları incelenmeksizin; somut olayda, sigortalının, davalı şirkette uluslararası yük taşımacılığında tır şoförü olarak çalışmaktayken Bursa ilinden yüklenen meyve sebze yükünü Almanya'daki teslimat adresine teslim etmek üzere hareket halindeyken..., ....sınırında istenen belgelerde noksan olması sebebiyle beklemeye çekildiği bu sırada araç içerisinde konaklarken, evrakları getiren (tanık) ...'un aracın kapısını açması üzerine araçta ölmüş vaziyette bulunduğu, dosya içerisinde yer alan cenaze transfer belgesinde ölüm sebebinin kalp krizi olarak belirtildiği, otopsi yapıldığı belirtilmesine karşın otopsi tutanağının ve olay yeri tespitine dair belgenin dosyada bulunmadığı, öte yandan davacının her ne kadar kaza öncesine dayalı rahatsızlığı olmadığı iddia edilmiş ise de SGK'dan gelen tedavi kayıtlarında 03.03.2008 tarihinde İstanbul Dr. .... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniğine, yine özel ... Tıp Merkezine 23.03.2009, 09.08.2009, 14.01.20 10... .07.2010 tarihlerinde müracaat ettiği anlaşılmasına ilişkin bu hastane/tıp merkezlerinden başvurularına ilişkin kayıt ve belgelerin getirilmediği, alınan kusur raporlarından 19.05.2019 tarihli heyet raporunda kardiyolog hekim bilirkişi bulunmadığı, bu raporu doğrulayan ve heyette kalp damar cerrahı hekim bilirkişinin de bulunduğu 03.10.2019 tarihli raporda ... sigortalının kusursuz, davalı işverenin %80 oranında kusurlu bulunduğu, ölüm olayının gerçekleşmesinde kalp krizinin %20 oranında kaçınılmazlık suretiyle etkili olduğunun belirtildiği, işverene kusur verilmesi sebebi olarak ikinci heyet raporunda sigortalının yaptığı işin ağır ve tehlikeli iş niteliğinde olduğu bu kapsamda işe girişte ve yılda 1 kez kontrolü gerektiği, sigortalının genel sağlık kontrolüne tutulmadığı, sağlık kontrolünün raporlanmadığı, eğer bu nitelikte bir rapor alınmış olsa idi kalp rahatsızlığının tespit edileceği gerekçe gösterilmiş ise de davalı itirazları kapsamında sigortalının SGK hizmet döküm cetveline göre 20.07.2010 tarihinde iş başı yaptığı ve davaya konu ölüm olayının 02.09.2010 tarihinde vuku bulduğu, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinin Ek 1. listesinde (R.G-7/3/2010-27514 ile yapılan değişiklik ile) yer alan 111. sıradaki “İnsan ve eşya taşımaya özgü taşıtlarda pilotluk, kaptanlık, şoförlük ve bunlara yardımcılık işleri” ve 145’de yer alan “Motorlu ve motorsuz her türlü kara ve demiryolu taşıtları ile yük veya yolcu taşıma işleri” ek 1 nolu listeden kaldırıldığı bu kapsamda ağır ve tehlikeli işlere mahsus sağlık raporu düzenlenmesini zorunlu kılan ulusal mevzuattaki tespit ile çalışma süresine göre rutin muayenesinin de gelmediğinin anlaşıldığı, bu kapsamda öncelikle belirtilen tedavi kayıt ve belgelerinin ilgili hastane/tıp merkezlerinden getirtilerek iş kazasının sebebini oluşturan bir rahatsızlığın ve kullandığı ilacın bulunup bulunmadığı, giderek olay yeri tespit tutanağı ile otopsi tutanağının (uluslarası istinabe de gözetilerek) dosyaya kazandırılarak tercümesinin temini, öte yandan yukarıda belirtilen kaza tarihinde yürürlükte bulunan ağır ve tehlikeli işler yönetmelik hükümlerine rağmen, yapılan işin niteliğine göre sigortalının işe girmeden önce sağlık raporu alınmasının gerekip gerekmediği bu rapor kapsamında sigortalıda mevcut kalp rahatsızlığının tespitinin mümkün olup olamayacağının değerlendirilmesi, öte yandan sigortalının bir müddet evrak eksikliği sebebiyle gümrük sahasında beklediği anlaşılmakla, bu durumun yapılan işin niteliğine göre sigortalıyı rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir durum olup olmadığı hususu da irdelenmek, var ise tedavi kayıtlarında işe giriş raporlarında bünyesel durumu, beslenme, sigara ve alkol kullanımı ile genetik yatkınlığı ortaya koyan kayıtlar da dikkate alınarak, davaya konu iş kazasında ... sigortalı ile davalı işveren kusurları ile var ise bünyesel faktörün etkisinin oransal tespitine ilişkin, kadriyolog veya kalp damar cerrahi uzmanı hekim ile A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten kusur raporu alınarak sonucuna göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler de bir bütün olarak değerlendirilerek kusur oranlarının tespiti yoluna gidilmesi gerektiği, sigortalının SGK hizmet dökümü cetveline göre davalı nezdinde çalıştığı süre (1,5 ay tam olarak 43 gün), bu süre içerisinde yurt dışına giriş ve çıkış tarihlerine göre ayda tek sefer yapabileceği kabul edilip, davacının sefer yaptığı ülkelere göre sefer primi olarak sigortalıya teslim edilen ücretten yaptığı sefer için zorunlu masraflar da dışlanılmak suretiyle ücreti tespit edilip sonucuna göre tespit olunacak bu ücretin asgari ücrete katı ve yukarıda işaret edilen şekilde alınan kusur raporunda davalı kusur oranının varlığı halinde iş bu kusur oranının usuli kazanılmış hak kapsamında davacının talep artırımının dayanığını oluşturan 10.07.2020 tarihli hesap raporuna uygulanması (iş bu raporda dikkate alınan işlemiş devre sonundan sonra yürürlüğe giren ücret değişiklikleri rapora yansıtılmamak suretiyle) tespit edilecek maddi tazminat alacakları gözetilip talepler de dikkate alınarak davacının maddi tazminat alacakları ile manevi tazminat istemleri hakkında usule uygun bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına kusur durumunun yeniden tespiti yönünden uyulmasına, ücret yönünden direnilmesine karar verildiği, yeni kusur ve hesap raporu alındığı, temyiz incelemesine konu son kararında davalı şirketin % 30 oranında kusurlu olduğu, bünyesel faktörlerinin %70 oranında etkili olduğu kabulünden hareketle eş lehine 108.366,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 9.426,91 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 31.194,67 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 45.168,46 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 43.308,14 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 46.684,73 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince Dairemizin 17.10.2023 tarihli ve 2022/14628 Esas, 2023/9842 Karar sayılı bozma kararına karşı her ne kadar kusurun oran ve aidiyeti noktasından uyulması, ücret yönünden direnilmesi yönünde karar verilmiş ve hüküm yalnızca kısmen direnme kararı lehine olan davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş ise de direnme üzerine yapılacak işlemlerin neler olduğuna ilişkin 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin (5). fıkrasında; “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir." (6) fıkrasında da; “(6) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında davacılar vekili tarafından ibraz edilen temyiz dilekçesinin ancak Hukuk Genel Kurulunca kısmen direnme kararı yönünden değerlendirilip gerekli görülmesi halinde dosyanın Dairemize gönderilmesinden sonra Dairemizce kısmen direnme hükmü dışında kalan kısımlar yönünden temyiz incelemesi yapılabileceği anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR Açıklanan sebeple; Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oy çokluğuyla 01.10.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında Adana Bölge Adliye Mahkemesince 13. Hukuk Dairesi tarafından verilen karar Dairemizin 2022/146 28... /9842 Karar sayılı ilamı ile; “alınan kusur raporunun yerinde olmadığı, ve hesaplamaya esas alınan ücretin de doğru belirlenmediği” sebeplerine dayalı olanak araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma sonrasında yeniden yapılan yargılamada, kusur yönünden yapılan bozmaya uyulmuş, bozma doğrultusunda yeni kusur raporu aldırılmış, ücret tespiti yönünden ise, bozmaya karşı direnilerek hüküm kurulmuştur. Karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Sayın çoğunluk tarafından davacı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinin direnme kararının temyizi niteliğinde olup olmadığının Hukuk Genel Kurulunca değerlendirilmesi, gerekli görmesi halinde Dairemizce incelenebileceği gerekçesiyle HGK'ya gönderilmesine karar verilmiş olup, aşağıdaki gerekçelere göre bu karara tarafımdan katılınmamıştır. HMK 373/5. maddesinde “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse ve bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir” şeklinde açık düzenleme mevcuttur. Buna göre HGK incelenmek üzere bir dosyanın gönderilebilmesi için öncelikle Yargıtay Dairesince ilgili kararın bozulması, bu bozma kararına karşı mahkemece direnilmesi, direnme kararının da taraflarca temyiz edilmesi gerekmektir. Somut olayımızda Bölge Adliye Mahkemesi kararı iki sebepten dolayı bozulmuştur. Birinci sebep, işveren davalının %80 kusurlu olduğuna yönelik raporunun oluşa uygun olmadığı usulüne uygun bilirkişi heyeti oluşturulmadığına yönelik olup davalı işveren lehine bozma yapılmıştır. İkinci bozma sebebi işçinin tazminata esas alınan ücrete yönelik olup; mahkemece ölen işçinin ayda iki sefer yaptığının kabulünün hatalı olduğu, bir sefer yaptığı kabul edilerek buna göre ücretinin belirlenmesi gerektiğine yönelik olup; her iki bozma sebebi davacının aleyhinedir. Bölge Adliye Mahkemesi kusur yönünden yapılan bozmaya uymuş, bozma doğrultusunda yeni kusur raporu almış, bu raporda davalı kusuru %30 a inmiştir. Davacı aleyhine olduğundan davacı bu hususu temyiz nedeni yapmıştır. Diğer bozma nedeni olan sefer sayısına göre ücretin belirlenmesi hususundaki Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararına karşı taraflarca yapılmış herhangi bir temyiz talebi bulunmamaktadır. Tek temyiz duruşmalı olarak davacı vekilince yapılan temyiz olup, bu temyizde mahkemenin uyduğu kusur incelemesine yönelik temyizdir. Bu nedenle Dairemizce sadece temyiz edilen hususla sınırlı olarak inceleme yapılıp karar verilmesi gerekirken temyiz edilmeyen direnme kararının incelenmesi için dosyanını HGK gönderilmesi usule aykırı olduğu, yargılamayı gereksiz yere uzatacağı kanaatinde olduğumdan, Sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.