Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8706 E. 2025/14410 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8706
Karar No
2025/14410
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2071 E., 2025/287 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/44 E., 2023/33 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Şirkete ait ... Hastanesinde muhasebe görevlisi olarak 28.06.1999 tarihinden 31.12.2018 tarihine kadar çalışmış olduğunu, işe giriş bildiriminin geç yapıldığını, 28.06.1999-19.10.1999 tarihleri arasında yapmış olduğu çalışmasının SGK'ya hiç bildirilmediğini beyanla, 28.06.1999-19.10.1999 tarihleri arasında var olan hizmetinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Şirket vekili; davacının hizmet tespitini talep ettiği dönem ile dava açtığı dönem arasında 5 senenin geçmiş olduğundan davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, davacının talebinin 5 senelik zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirket nezdindeki çalışmalarının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiğini beyanla, davanın reddini savunmuştur. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili; davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, Kurumun davada fer'i müdahil konumunda olduğunu, usulüne göre araştırma yapılarak davacının iddiasını tanık beyanları dışında yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini ve Kurum fer'i müdahil konumunda olduğundan aleyhe yargılama giderine hükmedilmemesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edildiği, davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde, uyuşmazlık konusu 28.06.1999-19.10.1999 tarihleri arasında davalı Şirkete ait iş yerinden sigortalılık bildiriminin bulunmadığı, uyuşmazlık konusu tarihlerde davalı Şirkete ait iş yerine ilişkin denetim evrakının bulunmadığı, davacının davalı Şirkete ait iş yerinden 15.08.2000- 07.04.20 03... .10.2004- 31.12.2018 tarihleri arasında sigorta bildiriminin bulunduğu, davacının 15.04.2003- 16.07.2004 tarihleri arasında askerlik yaptığı, iş akdinin blok çalışma niteliği taşıması için yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda askerlik dönüşü makul bir süre içerisinde aynı iş yerinde yeniden çalışmaya başlayarak çalışmanın devam etmesi gerektiği; ancak dosyadaki bilgiler kapsamında davacının 16.07.2004 tarihinde askerliğinin sona ermiş olduğu tarihten üç aydan fazla bir süre geçtikten sonra aynı iş yerinde çalışmaya başlamasının makul süreyi aşmış olduğu, bu nedenle çalışma iddiasının blok çalışma olarak nitelendirilemeyeceği, böylece, eldeki davada talep edilen sürenin 28.06.1999-19.10.1999 tarihlerine ilişkin olduğu ve çalışmanın 07.04.2003 tarihinde kesintiye uğradığı, davanın ise 14.02.2019 tarihinde açıldığı görülmekle, davacının talebinin hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet dökümünün incelenmesinde; ilk sigortalı çalışmasının 15.08.2000 tarihinde davalı işveren tarafından Kuruma bildirildiği, davacının 15.04.2003- 16.07.2004 tarihleri arasında askerlik hizmetini yaptığı, iş akdinin blok çalışma niteliği taşıması için yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre askerlik dönüşü makul bir süre içerisinde aynı iş yerinde yeniden çalışmaya başlayarak çalışmanın devam etmesi gerektiği, davacının 16.07.2004 tarihinde askerliğinin sona ermiş olduğu tarihten üç aydan fazla bir süre geçtikten sonra aynı iş yerinde çalışmaya başlamasının makul süreyi aştığı, bu haliyle davacının çalışmasının blok halinde çalışma olarak nitelendirilemeyeceği, eldeki davanın talep edilen sürenin 28.06.1999-19.10.1999 tarihlerine ilişkin olduğu ve çalışmanın 07.04.2003 tarihinde kesintiye uğradığı, davanın ise 14.02.2019 tarihinde açıldığı, bu haliyle davacının talebinin hak düşürücü süreye uğradığı kanaatine varılmakla, HMK'nın 355. maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davacının davalı işyerindeki çalışmasının 31.12.2018 tarihine kadar aralıksız şekilde devam ettiğini, Mahkemece askerlik dönüşü olan 16.07.2004 tarihi ile tekrar işe başlama tarihi olan 20.10.2004 tarihi arasında var olan üç aylık sürenin makul süre olarak değerlendirilmemesi hususu tamamen subjektif ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, işveren tarafından davacının askerlik dönüşü işe giriş talebi makul görülerek işyerinde çalışmasının başlatıldığını, davacının askerlik öncesi 07.04.2003 tarihine kadar davalı işyerinde geçmiş olan hizmetinin, davalı işveren tarafından, işçilik alacaklarının (kıdem tazminatı-yıllık izin alacağı vd.) ödenmesi suretiyle tasfiye de edilmediğini, Mahkemece davalı iş yerinde tespiti istenen sürelerde kayıtlı çalışması bulunan, hem davacı hem davalı tanıklarının dinlenildiğini, tanıkların davacının çalışmasını doğruladıklarını, Mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8706, K. 2025/14410, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-8706-e-2025-14410-k-e508765a3049