Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8409 E. 2025/14183 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8409
Karar No
2025/14183
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2559 E., 2025/518 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/299 E., 2022/75 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacının 31.12.2007 tarihinde SSK'dan emekli olduğunu, emekli olduktan sonra 01.03.2013 tarihinde davalı şirkette genel koordinatör (mimar) olarak çalışmaya başladığını, 2 yıl 3 ay 21 gün çalıştıktan sonra iş sözleşmesinin 22.06.2015 tarihinde davalı şirket tarafından fesih edildiğini, fesih tarihinden önce davacının ücretlerini elden aldığını, ayrıca işçilik alacaklarının fesihten sonra davacıya ödeneceğine dair şirket sahibi ... tarafından davacıya cep telefonundan mesaj olarak gönderildiğini, ama yasal haklarının ödenmediğini, bu nedenle davacının davalı ... Makina Müh. İnş. A.Ş.'de 01.03.2013-22.06.2015 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin adresinin Gölcük'te bulunduğunu, davaya bakacak mahkemenin Gölcük Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, öncelikle yetsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının iş yerinde sürekli çalışmadığını, kendisinin emekli olduğunu, ara sıra gelip iş yerinde danışmanlık hizmeti verdiğini, hatta davacı emekli olduğundan emekli maaşından kesinti olmaması için talebi doğrultusunda Kuruma kısmi çalışma ile ilgili bildirim yapılmadığını, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.02.2006 tarihinde Kurumdan emekli olduğunu ve halen emekli aylığı aldığını, diğer davalıya ait iş yerinde 01.03.2013 tarihinde işe girdiğine ilişkin ayrıca 22.06.2015 tarihinde işten ayrıldığına ilişkin Kuruma herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, davacı tarafından 21.05.2014 tarihinde Kuruma verilen dilekçede kendi nam ve hesabına ticaret yapmakta iken 25.03.2014 tarihinden itibaren ticari faaliyetine son verdiğini beyan ettiğini, dolayısıyla davacının kendi nam ve hesabına ticari faaliyet yaptığı dönemde iddia ettiği gibi davalıya ait iş yerinde çalışmasının mümkün görülmediğini, Kurum kayıtlarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Davanın kısmen kabulüne; -Davacının davalı işyerinde 21.10.2013 işe giriş tarihinden itibaren; Ekim 2013 10 gün, Kasım 2013 30 gün, Aralık 2013 30 gün, Ocak 2014 30 gün, Şubat 2014 30 gün, Mart 2014 30 gün, Nisan 2014 30 gün, Mayıs 2014 30 gün, Haziran 2014 30 gün, Temmuz 2014 30 gün, Ağustos 2014 30 gün, Eylül 2014 30 gün, Ekim 2014 30 gün, Kasım 2014 15 gün, Aralık 2014 25 gün, Ocak 2015 25 gün, Şubat 2015 25 gün, Mart 2015 25 gün, Nisan 2015 25 gün, Mayıs 2015 25 gün, Haziran 2015 22 gün olmak üzere çalıştığının tespitine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer’i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespit davalarında resmi belge sayılan Kurum kayıtları karşısında tanık deliline başvurma imkânı olmadığını, Kurum kayıtlarının aksi ancak eş değer yazılı belgelerle ispat olunabileceğini,yazılı deliller karşısında sadece davacı tanıklarının beyanları ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının fiili çalışması ispat edilemediğini,hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8409, K. 2025/14183, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-8409-e-2025-14183-k-b31cd2863045