Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7571 E. 2025/14057 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7571
Karar No
2025/14057
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/316 E., 2025/619 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/177 E., 2024/292 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverene ait "..." adıyla etkinlik, organizasyon faaliyetleri alanında hizmet veren iş yeri (Vergi No: 7...9 ) bünyesinde "organizatör" olarak çalıştığını, iş yerinin faaliyete geçtiği ilk gün olan 14.07.2019 tarihinden 20.11.2020 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, çalıştığı süre zarfında emeğinin karşılığı olan alacak kalemlerinden hiç birini alamadığını, davalı işverenin sigorta girişini de yapmadığını, davalı ile aralarındaki arkadaşlık nedeniyle bir güven bağı olduğuna inanan müvekkilinin 16 ay boyunca hiç bir ödeme yapılmadan kesintisiz davalıya ait iş yeri bünyesinde çalıştığını belirtip, müvekkilin 14.07.2019 yılı ile 20.11.2020 tarihleri arası davalı işveren nezdinde tam gün ve bilfiil çalıştığının tespitine, çalışma süreleri boyunca ödenmeyen SGK primlerinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi değil "sevgililik ilişkisi" mevcut olduğunu, davacının HMK 29. maddesi ile TMK 2 ve 3. maddelerine aykırı davrandığını, 2018 yılında başlayan bilahare evlenme teklifi ve yüzük takılmasıyla devam eden ilişkinin 09.01.2022 tarihinde davalı kadının kaybolan altınlarının davacının çantasında bulunması üzerine davalı kadının bu ilişkiye son verdiğini, davacının davalı kadın tarafından ilişkiye son verilerek reddedilmesinden duyduğu öfke ile yaptığı taciz edici ve davalıyı korkutan tedirgin eden eylemleri nedeniyle 14.01.2022 tarihinde Antalya 1. Aile Mahkemesinin 2022/302-D. İş sayıda kayıtlı 6284 sayılı kanun gereğince davacı hakkında uzaklaştırma ve tedbir kararı verildiğini, davacının 14.07.2019-20.11.2020 tarihleri arasında davalı nezdinde 16 ay çalıştığını ancak aylık ücret vs. 1-TL dahi hiç bir işçilik alacağının ödenmediğini iddia ettiğine göre, eğer bu iddia doğru olsaydı dahi bu tarihten 1 yıl 1 ay sonrasında 17.12.20 21... .12.2021 tarihlerinde 2 kez 13.000'er TL olmak üzere toplam 26.000 TL'yi davalıya borç vermiş olduğunu şimdi ise 08.03.2022 tarihinde ikame ettiği bu davalar ile de işçilik alacağının ödenmediği gibi SGK bildirimlerinin yapılmadığını iddia etmesi çelişkili davranış olduğunu, davacı ile davalı arasında "sevgililik ilişkisi" olduğu halde , işçi olarak çalıştığını belirtip hem de çalışma süresi boyunca 1-TL bile işçilik alacaklarını davalı işverenin ödemediğini iddia ettikten sonra, aradan 1 yıldan fazla bir süre sonra işverene 26.000 TL borç verdim denilerek icra takibi yapılmasının, icra takiplerine itiraz edilince de iş bu davaları açması yukarıda açıklanan, 6100 sayılı Kanun'un 29. maddesinde düzenlenmiş dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne ve iyiniyet ve dürüstlük kurallarına da açıkça aykırı olduğunu, tarafların 2018 yılında arkadaş-sevgili olduklarını, taraflar tanıştığında davacının oyunculuk yapmakta ve organizasyon işiyle uğraşmakta olduğunu, taraflar sevgili olduktan sonra davacının Antalya'ya taşındığını ve bu süreçte bazen davalının babasının kiraladığı evde bazen de davalının işyerinde kaldığını, davacının Antalya'da yaşadığı ve davalıyla sevgili olduğu süreçte para transferleri ve harcamaları davalı adına kayıtlı Qnbfinansbank banka ve kredi kartı hesaplarından yapıldığını, davacı para ihtiyacı olduğunda davalı müvekkilden göndermesini istediğini, davacının 14.07.2019-20.11.2020 tarihleri arasında çalıştığı iddia edilen organizasyon işine davalı müvekkilinin 04.07.2019 tarihinde vergi kaydını açarak başladığını, Antalya Vergi Dairesi tarafından düzenlenen işe başlama yoklama fişinde, işyerinin home ofis olduğu ve işçi çalıştırmadığının açık olduğunu, davalı "..." firma ismiyle işlerini yürüttüğünü, davacı sevgili olduklarından dolayı davalının yaptığı organizasyon etkinliklerine müdahale etmeye başladığını ve davalı sevgilisine yardım bahanesiyle ilgili kişilerle yazışmaları yaptığını, daha sonra davacının kendi ismi ve vergi numarasının, davalıya ait firma isminin yer aldığı kaşeyi yaptırdığını, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden de sabit olduğu üzere davalı adına yapılacak yazışmalarda kendini organizatör olarak tanıtarak davalıya ait firma ismini,adresini, kendi adını ve bilgilerini kullanmaya başladığını, ayrıca dergilere yansıyan organizasyon haberlerinde de "..."in kurucuları olarak(Ek-3'teki fotoğraflar arasında dergi haberi sunulmuştur.) davacının da ismine yer verildiğini, 2019 yılının sonlarına doğru başlayan Covid-19 nedeniyle tüm düğün ve toplantıların yasaklanması üzerine davalı tarafından organizasyon işinin yapılması mümkün olmadığını, sadece küçük çaplı 4-5 iş alabildiğini, bunun haricinde herhangi bir faaliyette bulunamadığından davalının 31.10.2020 tarihinde vergi kaydını kapatmak zorunda kaldığını, davalının 31.10.2020 tarihinde vergi kaydını kapattırması sonrasında ise davacının 24.12.20 20... .06.2021 tarihleri arasında askerlik görevini tamamladığını ve 01.07.2021 tarihinde davacı Küçükyalı Vergi Dairesi V.N: 3...6 vergi kaydını açtırdığını ve bu tarihten sevgililik ve sözlülük ilişkilerinin sona erdiği 09.01.2022 tarihine kadar davacı üzerinden davalıyla birlikte organizasyon işleri aldıklarını banka hesaplarından birbirlerine para gönderdiklerini, yine davacının "Gel benim ol" adlı internet sitesini açtığını, satışa sunulan malların davalının kredi kartı ile satın alındığı gibi davacının Küçükyalı Vergi Dairesine olan vergi borçları dahi davalıya ait kredi kartı ile ödendiğini, tüm bu yaşananlar sonrası ise davalının davacının güven sarsıcı davranışları nedeniyle 2022 yılında ilişkisine son verdiğini, taraflar ayrıldıktan sonra davacının davalı ile aralarındaki borç ve alacağın tasfiye edilmesi için davalı müvekkile gönderdiği whatsapp mesajlarında, "ödeme geleceğini, borçların ödenmesi ile ilgili gelişme olduğunu ,malların satışı ve borçların ödenmesiyle alakalı bir yol almak istediği"ni bildirdiğini, bu yazışmaların bile taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi dışında bir hukuki ilişki olduğunu açıkladığını, taraflar arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun aradığı anlamda işçi-işveren ilişkisi bulunmayıp evlenecek ve sevgili olan tarafların birlikte organizasyon işi yapmaları ve birlikte para kazanmaları olup bir nevi adi ortaklık türüne benzer şekilde birlikte çalıştıkları sunulan belgelerle de sabit olduğunu belirtip davanın reddini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yetersiz ve çelişkili olduğunu, bilirkişi raporunda davacının organizatör sıfatıyla düzenli şekilde müşterilerle yazıştığının, sunumlar hazırladığının ve organizasyon süreçlerini yönettiğinin değerlendirilmediğini, dosya içindeki delillerin iş ilişkisini ortaya koyduğunun ve bağımlılık unsurunu gösterdiğinin göz ardı edildiğini, yine tanıkların işçi-işveren ilişkisinin varlığını destekleyen kısımlarının Mahkemece göz ardı edildiğini, delillerin tarafsız ve bütüncül şekilde değerlendirilmediğini, tarafların sevgili olmaları işçi-işveren ilişkisine engel bir durum olarak değerlendirilmiş ise de, taraflar arasındaki kişisel ilişkinin iş ilişkisinin varlığını reddetmek için bir gerekçe oluşturamayacağını belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespit istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/7571, K. 2025/14057, T. 20.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-7571-e-2025-14057-k-15cd4df4f389