Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/6662 E. 2025/17649 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6662
Karar No
2025/17649
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/21 E., 2025/28 K.

Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı-karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı karşı davalı vekili; davalının Kurumlarından aylık almakta iken 01.11.2011-25.06.2014 tarihleri arasında yersiz ödenen aylık toplamı 18.203,94 TL'nin haksız olarak çekildiğini, ... denetmeni tarafından yapılan incelemede davalının fiili olarak ... adına kayıtlı ... Sigorta A.Ş.'den çalışmadığının tespit edildiği, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi gereğince haksız ödenen aylıkların tahsil edileceğinin bu nedenle 18.203,94 TL'nin her bir aylığın ödenme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı Kuruma ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı karşı davacı vekili karşı dava dilekçesi ile müvekkilinin emeklilik hakkını kazanınca kuruma müracaat ettiğini, 01.11.2011 tarihinde emekli maaşı bağlandığını, 2013 yılının ortalarında emekli maaşının kendisine ödenmediğini, müvekkilinin iptal edilen yaşlılık aylığı almak işleminin hukuka uygun olmadığını, bu nedenle davanın reddi ile müvekkilinin yaşlılık aylığı alma işleminin iptaline dair Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davacı karşı davalı vekili cevap dilekçesi ile davalının fiili olarak çalışmadan emekli olabilmek için sigortalı gösterildiği, kurum denetmenlerince bu durumdan dolayı ...'un kurumlarından yersiz olarak yaşlılık aylığı aldığının tespit edildiğini, 5510 sayılı Yasa'nın 96. maddesi gereğince Kurumlarından haksız olarak alınan bedelin geri talep edildiğini, Kurum işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, bu nedenle asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.04.2016 tarihli ve 2013/308 Esas, 2016/86 Karar sayılı kararı ile asıl dava yönünden davanın reddine karşı dava yönünden davanın kabulüne dair karar verilmiştir IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Son Bozma Kararı Mahkeme kararının süresi içinde asıl davada davacı (birleşen davada davalı) Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... somut olaya dönüldüğünde, benzer şekilde bir kısım davalar açılmış olup her bir dava konusunun kendine özgü olması nedeniyle işbu davadaki davacı yönünden bireyselleştirme yapılmak suretiyle fiili çalışmanın varlığının araştırılması gerektiğinden, mahkemece, davacının getir-götür işi yaptığı sabit olmakla, işyerlerinin kapasitesi ve işverene ait değişik yerlerdeki ofis sayısı dikkate alınmak suretiyle bu işin yapılmasının mümkün olup olmaması daha detaylı bir şekilde araştırılmalı, bu kapsamda davacının ikamet ettiği yer ile bu işyerleri arasındaki mesafe, getir-götür işi yapan personelin sayısı, çalışmanın fiilen hangi ofiste geçtiğinin netleştirilmesi ve ilgili ofisteki ihtiyaç, diğer dava dosyalarındaki aynı işi yaptığını iddia edenlerin tespiti ile çalışılan ofis belirlenmeli, gerektiğinde tekrar tanık beyanlarına başvurularak daha detaylı bilgi edinilmeli yine davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği ile çalışmanın geçtiği iddia edilen ofis işyerlerine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu zabıta, kolluk aracılığıyla tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, varsa işyerinin bulunduğu binanın yöneticisi ve apartman görevlisinin beyanına başvurulmalı, davacının çalışmaları bakımından işyerinde imzaladığı ve gelen müşterilere verdiği veya benzer şekilde yazılı belgelerinin bulunup bulunmadığı hususları da araştırılarak uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir...." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ...'a ait sigorta şirketi acentesinde çalışan tanık beyanları da dikkate alındığında söz konusu işin niteliği gereğince sürekli büro çalışması yapılan bir iş olmadığı, saha çalışmasının da yoğun bir şekilde yapıldığı, ... tarafından yapılan denetimde davalı - karşı davacının çalışmasının fiili olmadığı yönünde düzenlenen rapor dışında herhangi bir delilin mevcut olmadığı, sigortalılığı iptal edilen her çalışan açısından çalışmaların fiili olup olmadığı konusunda yeterli araştırma ve inceleme bulunmadığı, birçok şubesi bulunan iş yerinde sigortalılığı iptal edilmeyen tek çalışan olan ... ile iş yerinin devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, davalı karşı davacının çalışmasının fiili olduğu doğrultusunda tanık beyanlarının örtüştüğü, bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırmalar, yeniden dinlenen tanıklarda göz önünde bulundurulduğunda davalı karşı davacının fiilen çalışmasının olmadığına yönelik bir delil elde edilemediği, dava dışı iş yeri adresinin " ... Mah. ... Cad. No:... Merzifon" davalı karşı davacı yanın adresinin "... Gümüşhacıköy/ Amasya" olduğu Mahkemenin de ilçe sınırlarında bulunduğu Gümüşhacıköy ile Merzifon arasının 25 km olduğu, iş yeri ile davalı karşı davacının adreslerinin birbirine yakınlıkları, günlük çalışmayı engelleyecek uzaklıkta bir mesafenin olmaması göz önüne alınarak davacının davasında haksız olduğu davalı- karşı davacının çalışmasının fiili olduğu, dolayısıyla söz konusu iş yerinden emekliliğinde herhangi bir şaibe bulunmadığı anlaşılmış, aynı hususta çekişme barındıran Amasya İş Mahkemesinin 2016/249 Esas sayılı dosyası incelendiğinde işbu dosyaya, iş yeri sahibi dava dışı 3. kişi olan ...'un sunmuş olduğu belgeler değerlendirildiğinde davalı karşı davacının çalıştığı işverenin 9 adet acente ofisinin bulunduğu, davalı- karşı davacının çalıştığı dönem olan 2009-2010 arası dönemde 10.000' in üzerinde poliçe düzenlendiği, sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş ile düzenlenen acentelik sözleşmesi gereğince çalışan işçilerin her birine vekaletname vermesinin mümkün olmadığı, sigorta şirketi ile düzenlenen acentelik sözleşmesi gereğince davacı veya aynı nitelikte çalışan işçilere vekaletname verilmesinin mümkün olmadığı, işçinin çalıştığı nizalı dönemde düzenlenen poliçelerin üzerinde personelin ve acentenin imzasının bulunmadığının belirtildiği, ... sigorta acenteliğinin çekişme konusu dönemde bölgenin en yüksek prim üretimini gerçekleştiren 2. işyeri olduğu anlaşılmış, Türkiye genelinde hizmet veren bir sigorta şirketinin acentesinin sadece ... ve davalı - karşı davacının fiili çalışması hakkında tanıklık eden ve sigortalılık dönemi iptal edilmeyen ... ile yürütülmesinin mümkün olmayacağı gibi 5-6 kişi ile de yürütülemeyeceği, işyeri sahibinin 2009-2010 tarihleri arasındaki vergi beyannamesinin de ... kayıtları ile örtüşmesi, bozma öncesi ve sonrasında dinlenen tanık beyanları, dosya ile aynı konuda açılan emsal Amasya İş Mahkemesi 2016/2 49... /21 Karar sayılı kararı ile aynı dosyanın temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15.10.2018 tarih, 2017/1269 Esas, 218/7345 Karar sayılı kararı dikkate alınarak davacının davasının reddine karşı davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı karşı davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl dava, yersiz ödenen aylıkların istirdadı, birleşen dava, yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı-karşı davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6662, K. 2025/17649, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-6662-e-2025-17649-k-d58ecd74875d