Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/6659 E. 2025/11275 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6659
Karar No
2025/11275
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/84 E., 2025/47 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 1994-1998 yılları arasında 4 yıl, 1 ay, 10 gün Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak hizmetinin bulunduğunu, sonrasında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak çalışmaya başladığını, dükkanını kapattıktan sonra esnaf sigortalısı olarak isteğe bağlı prim ödemeye devam ettiğini, 1994-1998 yıllları arasındaki 4 yıl, 1 ay, 10 günlük Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresine ait prim borçlarını ödemesi halinde Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında emekli olacağının tarafına söylenmesi üzerine Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresine ait prim borçları ile 720 günlük askerlik borçlanmasını ödeyen davacıya 13.02.2002 tarihli tahsis talebine istinaden 01.03.2002 tarihinden itibaren 5756 gün üzerinden Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak davalı Kurum tarafından Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak bağlanan yaşlılık aylığının hatalı olduğu ve emeklilik şartlarını Tarım Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında yerine getirdiğinin tespit edildiğini, Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiğini, Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığı bağlandığını, davalı Kurumun 2002 yılında kendi hatasından kaynaklanan işleminin sonucunu davacıya yükleyerek aradan 14 yıl geçtikten sonra hiç bir kabahati olmayan davacının Esnaf Bağ-Kur sigortalılığından almakta olduğu yaşlılık aylığını iptal etmesinin ve kendisine Tarım Bağ-Kur sigortalılığından yaşlılık aylığı bağlayarak her iki aylık arasındaki farkı için davacıya toplam 27.936,83 TL borç tahakkuk ettirilmesine ilişkin haksız ve hukuka aykırı işlemin iptaline, davacının davalı Kuruma 27.936,83 TL, borçlu olmadığının tespitine, borç nedeniyle yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı ... vekili özetle, davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarih ve 2016/479-2018/209 sayılı ilamı ile "Davanın kabulüne, 1-Davalı SGK tarafından davacının 01.03.2002 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden ve aynı tarihten itibaren 2926 sayılı kapsamında yaşlılık aylığı bağlayan ve iki aylık arasındaki fark nedeniyle 27.936.83 TL borç tahahhuk ettirilen Kurum işleminin iptaline, davacının bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine, 2-Davacının dava tarihine kadar maaşından yapılan kesintilerin ay ay hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2019 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 24.02.2020 tarih ve 2019/2245- 2020/1508 sayılı Kararı ile "Kurum işlemi yerinde olup, Kurumun hatalı işlemi sigortalı lehine hak bahşetmez ancak yersiz ödemelerden doğan sorumluluğun 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (b) bendi kapsamında belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma sebebidir" gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2023 tarihli Kararı ile "davanın kısmen kabulüne, 1-Davacının 01.03.2002 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilerek aynı tarihten itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin Kurum işleminin iptaline yönelik talebinin reddine, 2-Davalı Kurum tarafından yersiz aylık ödemesine ilişkin tahakkuk ettirilen toplam 95.231,49 TL borç tahakkukundan davacının 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi gereğince 12.293,02 TL yersiz aylık ödemesinden, 2016/Mart ayında 67.043,65 TL kesinti yapıldığından faizsiz olarak sorumlu olduğunun tespitine, bu miktar yönünden davacının borç tahakkuk işleminin iptaline ilişkin talebinin reddine, 3-Davacının sorumlu olduğu miktarı aşan davalı Kurum tarafından yapılan 27.936,83 TL borç tahakkukunun da dahil olduğu fazlaya ilişkin Kurum borç tahakkuk işleminin iptaline, 4-Davacının maaşından sorumlu olduğu miktarı aşan ve fazladan yapılan kesintilerin her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece;"..1.Mahkemece kısa kararda, "Yersiz aylık ödemesine ilişkin tahakkuk ettirilen toplam 95.231,49 TL borç tahakkukundan davacının 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi gereğince 12.903,02 TL yersiz aylık ödemesinden, 2016/mart ayında 67.043,65 TL kesinti yapıldığından faizsiz olarak sorumlu olduğuna" karar verilmiş, devamla gerekçeli kararın hüküm fıkrası, yersiz aylık ödemesinin 12.293,02 TL olduğu biçiminde oluşturulmuş, Mahkemece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm verilmesi isabetsiz görülmüştür. 5510 sayılı Kanun'un 96/b bendi gereğince hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürecin hesaplanması gerektiği, hatalı işlemin ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte tahsili gerekeceği kabul edilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kısmen kabulüne, 1-Davacının 01.03.2002 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilerek aynı tarihten itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin Kurum işleminin iptaline yönelik talebinin reddine, 2-Davalı Kurum tarafından yersiz aylık ödemesine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesine aykırı olarak tahakkuk ettirilerek davacının aylığından kesilmek suretiyle tahsil edilen toplam 19.274,22 TL'nin, her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birilikte, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, "Mahkememizin 24.02.2023 tarih, 2020/773 Esas ve 2023/35 Karar sayılı kararında, hatalı işlemin tespit tarihinin 25.11.2015 olduğundan bahisle, 25.11.2010-25.11.2015 döneminde ödenmiş aylıklar ile ödenmesi gereken aylıklar arasındaki farkların yersiz ödeme kapsamında davacıdan talep edilebileceğinin tespit edildiği ve Yüksek Mahkeme Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin anılan bozma ilamında bu hususta herhangi bir bozma gerekçesi kurulmadığı, belirtilen 25.11.2010-25.11.2015 tarihleri arasında davacının sorumlu tutulabileceği yersiz ödeme miktarının 12.293,02 TL olduğu, davalı Kurum tarafından tespit edilen yersiz ödeme tutarının 27.936,83 TL olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi uyarınca, yersiz ödeme borcunun ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile sınırlı olduğu, dolayısıyla davacıya yersiz ödeme borcunun tebliğine ilişkin yazının tarihinin 17.06.2016 tarihli ve aynı gün davacıya tebliğ edildiğinden davacının, 5510 sayılı Kanun'un 96-b maddesindeki düzenleme gereğince, 17.06.2018 tarihine kadarki dönemde faizden sorumlu tutulamayacağının kabulü gerektiği" belirtilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1-Davalı Kurumun kendi hesap hatasından kaynaklanan eksikliğin, 14 yıl sonra davacıya mal edilerek, yaşlılık aylığının düşürülmesi ve fazla yapılan ödemelerin borç olarak tahakkuk ettirilmesinin hukuki güvenlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu, 2-Davacının emeklilik talep tarihinden önceki son 7 yılda esnaf Bağ-Kur'unda 66 gün fazla süre ile tarım Bağ-Kur'undan sigortalı gözükmesi nedeniyle söz konusu Kurum işlemi şeklen doğru bir işlem gibi gözükse de, esasen müvekkilinin esnaf olarak emekli olmak için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğunda, Esnaf Bağ-Kur’u üzerinden yatırdığı prim gün sayısı ile birlikte, 1994 ve 1998 yılları arasındaki 4 yıl 1 ay 10 günlük süreye ait prim borçlarını ödeyip, askerlik borçlanması da yaptığı takdirde Esnaf Bağ-Kur’u üzerinden emekli olabileceği kendisine söylenmesi üzerine bu şekilde hareket ettiğini, o tarihte müvekkiline Esnaf Bağ-Kur’lu olarak, emekli olması için 66 gün daha Esnaf Bağ-Kur prim borcunu ödemesi gerektiği kendisine bildirilmiş olsaydı, 1994 – 1998 yılları arasındaki 4 yıl 1 ay 10 günlük birikmiş prim borçlarını veya 720 günlü askerlik borçlanmasını tam ödemek yerine, bu 66 günlük eksik prim borçlarını ödeyerek, Esnaf Bağ-Kur’lu olarak emekli olmak için gerekenleri yapacağına hiç bir şüphenin bulunmadığını, 3-Davacının 13.02.2002 tarihi itibarıyla zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmasını gerektirir. 26.10.1998 tarihinde başlayan ............. numaralı Esnaf Sicil Kaydının 20.06.2005 tarihine kadar devam ettiğini, 02.06.2005 tarihine kadar çeşitli dönemlerde adına vergi kaydı bulunmakta olup, bu süre zarfında, yani emekli olduğu 01.03.2002 tarihinden sonra 3,5 yıla yakın süre ile de kendi nam ve hesabına çalışmaya devam ettiğini, 4-Ayrıca, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine 05.12.2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenen geçici-35 maddesi gereğince bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanun'a veya ilgili Sosyal Güvenlik Kanun'larına göre aylık bağlanmış olanlardan, tahsis talep tarihi itibariyle ilgili Kanun'larında öngörülen aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların eksik hizmet sürelerinin; Kanuna veya 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılacak süresi olanlar bakımından, borçlanma talep tarihinde kanunun 82. maddesine göre tespit edilecek prime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden eksik hizmet süresi kadar borçlandırılmak suretiyle tamamlatılması gerektiğinin düzenlendiğini, 5-Sonuç olarak, Kurumun 2002 yılında kendi hatasından kaynaklanan işlemin sorumluluğunu, aradan 14 yıl geçtikten sonra hiç bir kabahati olmayan davacıya yükleyerek, davacıyı mağdur ettiğini, üstelik Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 35/1,a maddesi gereğince yeni bir aylık hesabı yapılmadan ve aylık başlangıç tarihi değiştirilmeden bu eksik sigortalı günlerinin tamamlatılması mümkün iken bu hususta yapılan başvurunun da görmezden gelindiğini, yapılan işlemin Anayasa ve AHİS ile güvence altına alınmış adil yargılanma hakkına, hukuki güvenlik hakkına ve mülkiyet hakkına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, 1.Dosya kapsamında, fark tutarların ve ay be ay yapılan kesinti tutarları ile faiz tablolarının mevcut olduğunu, Kurumca bu kapsamda yapılan hesaplamalar ve geri alma işlemlerinde usul ve esas hükümlerine aykırılık bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince aksi yönde verilen kararın usul ve kanun aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden ve aynı tarihten itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlayan ve iki aylık arasındaki fark nedeniyle borç tahahhuk ettiren Kurum işleminin iptaline, davacının bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine, davacının dava tarihine kadar maaşından yapılan kesintilerin ay ay hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6659, K. 2025/11275, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-6659-e-2025-11275-k-5518c8540c6a