Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/618 E. 2025/9928 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/618
- Karar No
- 2025/9928
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/497 E., 2024/1278 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/351 E., 2024/274 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... .. ile davacı adına Av. .... .... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığından bahisle 1.478,316,66 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazası nedeniyle davacının %21,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %10, davalının %90 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin kusursuz olduğunu, davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, olayın işçinin dikkatsizliği ve ağır ihmali sonucunda meydana geldiğini, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve alınan önlemlere rağmen işçinin uyarılara uymadığını, kusur aidiyetinin tespiti bakımından, olayın tüm yönleriyle ele alınması ve bilirkişi raporunun oluşa uygun olup olmadığının irdelenmesi gerektiğini, ancak bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, iş kazasının meydana geldiği işyerinde uyarı levhalarının görünür şekilde asılı bulunduğunu, davacı ve diğer işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, buna ilişkin belgelerin dosyaya sunulmasına rağmen Mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını, davacının kolluk ve SGK ifadelerinin çelişkili olduğunu, ilk beyanında kimseden şikayetçi olmadığını belirtmesine karşın daha sonra kusurun işverende olduğunu iddia ettiğini, bu çelişkilerin göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, kazanın ardından müvekkili firma tarafından gerekli müdahalelerin derhal yapıldığını, işçinin hastaneye götürüldüğünü ve tedavi sürecinde yardımcı olunduğunu, iş güvenliği tedbirleri kapsamında kişisel koruyucu ekipmanların davacıya imza karşılığı teslim edildiğini ve bu hususun teslim tutanaklarıyla belgelendiğini, işçinin teslim edilen ekipmanları kullanmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, bilirkişilerin, sunulan teslim belgelerine rağmen davacının soyut beyanlarına itibar ederek rapor düzenlediğini, bu raporun hükme esas alınmasının kabul edilemez olduğunu, ayrıca olay yerinde keşif yapılması talebinin dikkate alınmadığını, keşif yapılması halinde müvekkil firmanın kusursuz olduğunun ortaya çıkacağının açık olduğunu, davacının geçirdiği kazada sağ el başparmağında yaralanma olduğu, buna rağmen sürekli iş göremezlik oranının gerçek durumu yansıtmadığını, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması talebinin karşılanmadığını, ayrıca sürekli iş göremezlik tarihinin belirlenmediğini ve maluliyet oranının yetersiz gerekçeyle tespit edildiğini, bu nedenle hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu, maddi tazminatın hesaplanmasında TRH 2010 yaşam tablosuna göre %10 artırma - %10 iskonto yöntemi uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, bu yöndeki itirazların da değerlendirilmediğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, bu yönüyle hükmün hakkaniyete aykırı olduğunu, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması yönündeki taleplerinin karşılanmadığını, dosya üzerinden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin maddi tazminat istemi yanında 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Davacı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.