Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5678 E. 2025/12433 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5678
Karar No
2025/12433
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1950 E., 2024/3265 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/217 E., 2023/262 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın 2015 yılında ...' a ait olan söz konusu aile firmasında çalışmaya başladığını, firmanın yaklaşık olarak 6 yıldır sahte işyeri ve sahte sigorta iddiaları ile denetim altında oluğunu, ancak bu hususta firma aleyhine denetimin başlamasından bu yana tek bir delil elde edilemediğini, bu durum işyeri uygulamalarında herhangi bir usulsüzlük olmadığının açık ve net olmasına rağmen SGK tarafından müvekkilin sahte sigorta yaptığı iddiası ile primlerinin iadesine karar verildiğini, müvekkilin söz konusu şirkette aktif olarak çalıştığını ve birçok sözleşmede yetkili olarak imzası bulunduğunu, müvekkiline Keçiören Sosyal Güvenlik Merkezince 20.04.2021 tarihinde borç bildirim belgesi tebliğ edildiğini, söz konusu borcun 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine dayanılarak yersiz ödemelerin geri alınması başlıklı hüküm doğrultusunda kesildiğini, bu borç bildirim belgesi konusunda SGK'ya itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın Kurum tarafından reddedildiğini belirterek; Sosyal Güvenlik Kurumunun dava konusu borç bildirim belgesinin iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. 2.Dahili davalı ... 25.05.2023 tarihli oturumda; "davacı benim kız kardeşimdir. Kendisi bana ait işyerinde çalışmıştır. Hatta 2016-2017 yıllarında kendisi bir tüberküloz rahatsızlığı geçirmiştir. Bu dönemde iş akdi feshedilmiştir. Tedavi edildikten sonra dönmüştür. Kendisi bana ait işyerinde fiilen çalışmıştır. Açılan davaya bir diyeceğim yoktur. Takdir Mahkemenindir." şeklinde beyanda bulunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı itibari ile davacı ...'ın 18.01.2018 tarihinden itibaren davalı ...'a ait işyerinde çalışmaya başladığı, işyerinde emlak ve arsa işlemleri yapıldığı, çalışmalarının halen devam ettiği, 2018 ve 2019 yılları arasında çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edildiği ve davacıya 18.01.2018-12.11.2021 tarihleri arasında yapılan tedavi giderleri ve iş göremezlik giderleri nedeniyle borç bildirim belgesi düzenlendiği, oysa davacının bu dönemde fiilen ...'a ait işyerinde çalıştığı, dinlenen bordro tanıkları , ..., ...'ın beyanları ile kamu tanıkları, ..., ..., ... beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davalı Kurum tarafından düzenlenen 2021/407071/04 sayılı denetim raporu sonucu verilen borç bildirim belgesinin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dosya kapsamı, tanık beyanları ve özellikle tespit edilen komşu tanıklarının fiili çalışmaya ilişkin ifadelerine göre Mahkeme kararı yerinde olup, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili Kurum merkezinde ... dosyada ... adına işlem gören, servis taşımacılığı işi işyerinin 30.10.2017 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığını, dava konusu ihtilafla ilgili olarak müvekkil Kurumca tesis edilen işlemlerin meri mevzuata uygun olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık 18.01.2018- Haziran/2021 tarihleri arası bildirilen hizmetlerinin gerçek ve fiili çalışma olduğu iddiası ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5678, K. 2025/12433, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-5678-e-2025-12433-k-95e8e803e2c6