Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/536 E. 2025/11288 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/536
- Karar No
- 2025/11288
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/243 E., 2024/1308 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/218 E., 2023/396 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir . Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı iş yerinde çalışmakta iken çamurlu zeminde kayarak derin su kanalına düşeceği esnada, kanal ağzın da bulunan su tabancasına kolunu çarptığını ve kanala düşmekten son anda kurtulduğunu, sonrasında ise olay tarihi ve saati itibari ile iş yeri doktorunun iş yerinde bulunmayıp, müvekkilinin araç ile hastaneye kaldırıldığını, olay sonrasında sürekli kullandığı sağ kol bileğinde parçalı kırıklar oluştuğunu, kemiklerin tutmaması sonucunda, kemiklerin çürüdüğünü ve kemiklerin alınarak kalıcı platin takıldığını, sonrasında müvekkilin çalışamaz hale geldiğini, bu çalışma zemini için davalı işverenliğin gerekli önlemleri almadığını, maluliyet sonrası müvekkilinin mesleğinin ifa edemediğini belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 1.000 TL maddi tazminatı, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.12.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve de dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu edilen alacakların, belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, olayın oluşunda müvekkil işverenin kurusunun bulunmadığını ve davacının kendi kusuru sonucu olayın meydana geldiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen ilk kararın... kararı ile kaldırıldığını, ilk kararın davacı tarafından istinaf edilmediğini, hal böyle iken önceki kararda verilen manevi tazminat miktarının 17.000,00 TL iken ve bu miktar davacı açısından kesinleşmişken, yeniden karar verilerek 50.000,00 TL'ye çıkartılmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, bozma ya da kaldırma kararı sonrası aleyhe hüküm yasağına aykırı olduğunu, kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, olayın oluşunda davalı şirketin kusurunun olmadığını, davacının olaya tamamen kendi kusuru ile sebep olduğunu, davacının elinde platin takılmasının ve çalışamaz hale gelmesinin sorumlusunun davalı olmadığını yanlış ve hatalı tedavi uygulayan doktor ve hastane olduğunu, illiyet bağının oluşmamış olduğunu, kararın bu nedenle yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından %17 maluliyet üzerinden hesaplama yapılmış olduğunu, davacının kazadan hemen sonra çalışmaya başladığını ve bu yönde çalışmasına yönelik bir engel olmadığının ortaya çıktığını, Sgk ve Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen maluliyet oranının kabul edilemez olduğunu, kararın maluliyet açısından yasaya aykırı olduğunu, çalışmasına hiç bir engel olmayan davalı şirkette halen çalışan davacının maddi zararı olmayacağı için maddi tazminat talebinin kabul edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu, ayrıca çalışmasına yönelik bir engelde olmadığından manevi tazminat talebinin kabulünün hukuki olmadığını, hüküm altına alınan tazminat miktarının yüksek olarak belirlendiğini, belirlenen rakamın 2016 tarihi itibari ile belirlendiğini ve dosya kapsamına göre yüksek olduğunu, faizin başlangıcına yönelik talebinin dava ve ıslah tarihinden işleyecek şekilde hüküm altına alınması gerekirken karar altına alınan tazminatlarda faiz başlangıç tarihleri olarak olay tarihinin kabul edilmesinin yasal olmadığını, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacı dava dilekçesiyle 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş olup her ne kadar Mahkemece davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek 50.000 TL manevi tazminat hüküm altına alınmış ise de; Dairemizin 2020/2771 esas ve 2021/1224 sayılı kaldırma kararından önce ... 6. İş Mahkemesi'nin 2020/165 Esas 2020/159 Karar sayılı kararıyla manevi tazminat yönüyle davanın kısmen kabulüne, 17.000 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasına karar verilmiş olup bu kararı yalnızca davalı vekili istinaf etmiştir. İlk karara karşı davacı vekilinin istinaf talebi olmamakla davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince Dairemizin 2020/2771 Esas ve 2021/1224 K. sayılı kaldırma kararı sonrasında Mahkemece 50.000 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması doğru görülmemekle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosya kapsamına uygun olan 17.000 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasına karar verilmiştir. Bu yönüyle davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A)Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacı için 100.00,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince davacı kazalı yararına 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davacı lehine bu kez 17.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazları incelenmesi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2020/2771 Esas ve 2021/1224 sayılı kaldırma ilamı öncesi tesis edilen hükümde davacının sürekli iş göremezlik oranının %14,3 ve davalı işverenin kusurunun %80 oranında olduğu kabulünden hareketle hazırlanan 31.08.2020 tarihli hesap bilirkişi raporuna itibarla davacı lehine 99.407,71 TL maddi tazminata hükmolunduğu, davacı vekilince anılan kararın istinaf edilmediği, davalı vekilinin istinaf talebine yönelik verdiği cevap dilekçesinde kararın onanmasının talep edildiği, davalı vekilince kararın istinaf edilmesi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce kusur ve sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle kararın kaldırılarak mahkemesine gönderildiği, Mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak kusur raporu aldırıldığı , aldırılan raporda kusur oranlarının kaldırma ilamı öncesi hükme esas alınan rapor gibi belirlendiği, sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin yürütülen prosedür sonucu davacının sürekli iş göremezlik oranının %17 olarak belirlendiği, Mahkemece 13.11.2023 tarihli hesap raporunda davacının %17 oranındaki sürekli iş göremezlik oranı ve davalı işverenin % 80 kusuruna göre bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle maddi zararın bu kez 752.412,69 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece 13.11.2023 tarihli raporun hükme esas alınması suretiyle taleple bağlı kalınarak davacı lehine 99.407,71 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmıştır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince davacı vekilince 14.10.2020 tarihli karara istinaf etmemesi nedeniyle %14 oranındaki sürekli iş göremezlik oranı ile 31.08.2020 tarihli raporda esas alınan veriler yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu hususu göz ardı edilerek 17.06.2021 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamı sonrası bilinen dönemin ileriye çekilmesi ve davacının sürekli iş göremezlik oranının %17 olarak esas alınması nedeniyle zararın daha fazla hesaplandığı 13.11.2023 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davacının maddi zararının 14.10.2020 tarihli hesap raporuna göre hüküm altına almak suretiyle taraflar lehine oluşacak usuli kazanılmış haklara riayet eden bir karar tesis etmekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz talebi yönünden; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.