Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4569 E. 2025/11388 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4569
- Karar No
- 2025/11388
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1905 E., 2024/2601 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/541 E., 2021/552 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı .................San. ve Tic. A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ...Elektrik Üretim ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... geldi. Davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 206.108,73 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar . San. ve Tic. A.Ş. ve ................. Elekt. Ür. ve Tic. A.Ş.'nin ortak vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince özetle davacıda iş kazası nedeniyle %16,00 oranında sürekli iş göremezlik oluştuğu, kazanın meydana gelişinde davacının %10, davalı alt işveren ...İnşaat Şirketinin %60, davalı üst işveren ...Şirketinin %30 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davalı ...İnşaat Şirketi yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesikararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ...Şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli kararıyla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...Şirketinin istinaf başvurusunun hesaba esas teşkil eden ücret yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hükme dayanak kılınan ek hesap raporunun TÜİK emsal ücreti ve TRH-2010 bakiye ömür tablosuna göre tespit edilen bakiye ömür süresi üzerinden hesaplama yapan ihtimaline itibar edilip, davacıda iş kazası nedeniyle %16,00 oranında sürekli iş göremezlik oluştuğu, kazanın meydana gelişinde davacının %10, davalı alt işveren ...İnşaat Şirketinin %60, davalı üst işveren ...Şirketinin %30 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davalı ...İnşaat Şirketi yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine 130.204,13 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ...Şirketi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemiz'in 26.03.2024 tarihli kararı ile temyiz eden tarafların manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine, diğer temyiz itirazları yönünden temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının reddine ancak somut olayda kazanın meydana geldiği işte kalıpçı ustası olarak çalışmakta olan davacının gerçek ücretinin tespitinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığından araştırma yapılmadan sonuca gidilmiş olmasının isabetsiz olduğu, bunun yanında İstanbul.................ve İnşaatçılar Esnaf Odasının cevabi yazısının eldeki dava dosyası özelinde bir cevap olmadığının gözetilmemesinin de hatalı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ve ilgili meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretlerin sorulması, elde edilecek sonuçların dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirilip davacının gerçek ücretinin tereddütsüz olarak belirlenmesi, sonrasında kazalının maddi zararının yeniden hesaplanması ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, kabul ve uygulamaya göre de hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulan davalı ...İnşaat Şirketi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan 206.108,73 TL maddi tazminat tutarının davalı ...Şirketi yönünden de 130.204,13 TL'ye indirilmesinin yerinde görülmediği, yine davacı vekilinin hüküm altına alınacak tazminatların teselsül hükümleri doğrultusunda davalılardan tahsilini talep ettiği, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde davalılar ...Şirketi ile ...İnşaat Şirketi arasında arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş kazasından kaynaklanan tazminat alacaklarından davalı ...Şirketinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmesine karşın, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatın davalılar ...Şirketi ve ...İnşaat Şirketinden tahsiline karar verilirken müteselsilen tahsiline ibaresinin yazılmamasının doğru olmadığı gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulmasından sonra bir adet hesap raporu alınmış, 04.11.2024 tarihli bu raporda bilirkişi bozma ilamında belirtilmemiş olmasına karşın bilinen dönemi değiştirmeyeceğini diğer bir deyişle asgari ücret değişikliklerini hesaba yansıtmayacağını ifade ederek bilinen dönem hesabını 21.05.2021 tarihinde sonlandırmıştır. Asgari ücretin 1,45 katına isabet eden ücret üzerinden hesaplama yapılmış ve davacının maddi zararının 131.337,06 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bu son hesap raporu hükme dayanak kılınmak suretiyle verilen temyiz incelemesine konu 17.12.2024 tarihli son kararında davalı ...İnşaat Şirketi yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davalı ...Şirketinin sorumluluğu 131.337,06 TL ile sınırlı olmak üzere 206.108,73 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...ve ...İnşaat Şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece aynı bilirkişiden alınan rapora yönelik itirazlarını içerir 13.06.2020 tarihli dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, TÜİK verilerinin her yıl değil dört yılda bir yayınlandığı, en son verinin 2014 yılında yayımlanmış olması nedeniyle sonraki yıllara ait veri bulunmadığı, bu verilerin maddi zarar hesabına esas alınabilecek nitelikte olmadığının kurumun kendi yazılarından da anlaşılabildiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen ücretin tanık beyanları ve meslek kuruluşlarının bildirdiği rakamlarla doğrulandığını, gündelik hayatta yapılacak basit bir araştırma ile tanık beyanı ve esnaf odasının bildirdiği ücretin iddialarını tereddüte yer vermeyecek şekilde doğrulayacağını, Çevre Şehircilik Bakanlığı birim fiyat listesinin bu davada esas alınamayacağını, zira mahkemelere gönderilen bu listelerin üst yazılarında bildirilen ücret ve fiyatların kesinlik taşımadığının belirtildiğini, Bakanlığın serbest piyasada oluşan emsal ücretlere ilişkin bilgi bulunmadığını ve bu konuda meslek odalarına sorulması gerektiğini beyan ettiğini, ayrıca gönderilen listede kalıp ustasına dair bir veri bulunmadığını, emsal gösterilen marangoz-dülger mesleğinin kalıp ustalığıyla ilgisinin olmadığını, Bakanlığın en çok ihale yapan kurumlardan biri olarak Kamu İhale Kanunu’na göre işlem yaptığını, bu Kanun’a ve bağlı yönetmeliğe göre işçilik maliyetlerinin meslek kuruluşlarından alınacak bilgilerle belirlenmesinin gerektiğini, bu bağlamda Bakanlık listelerinin esas alınmasının ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bu veriler esas alınarak araştırma yapılması gerektiği yönündeki bozma kararlarının hukuk ihlali teşkil ettiğini, mülga Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/13794 E., 2018/3265 K. ve 03.04.2018 tarihli kararında da asgari ücretin 1,87 katı üzerinden yapılan hesaplamanın düşük bulunması nedeniyle bozulduğunun görüldüğünü, dosyada mevcut Çevre Şehircilik Bakanlığı Nafia Meclisi kararında birim fiyatlardaki ücretlerin net olduğunun açıkça ifade edilmesine rağmen ısrarla brüt olarak esas alınmasının isabetsiz olduğunu, daha önceki beyanlarında da açıklandığı üzere TÜİK verilerinin esas alınamayacağını, ancak kabul anlamına gelmemek kaydıyla ortalama ücret esas alınacak ise işçi aleyhine olan iki kamu verisi yerine bir meslek odası ile bir kamu kurumu verisinin ortalamasının esas alınması gerektiğini, hüküm tarihine en yakın veriler dikkate alınmaksızın rapor tanzim edilmesinin hatalı olduğunu, esnaf odası verilerinin hesaplamaya dahil edilmemesinin usule aykırı olduğunu, yalnızca İstanbul Esnaf Odasının değil tüm illerdeki odaların uzun süredir mahkemelere bu konuda bilgi vermediğini, aynı işi yapan işçiye dair ücret bilgisinin yalnızca dosya numarasının farklı olması nedeniyle yok sayılmasının doğru olmadığını, sendikaların bilgilerine itibar edilmeyecekse ve esnaf odalarının artık bilgi vermemesi nedeniyle önceki verilerine de itibar edilmeyecekse ücretlerin hangi meslek kuruluşundan sorulacağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, bakiye ömrün kaza tarihi değil, fiili durumu yansıtan rapor tarihi itibariyle hesaplanması gerektiğini, çünkü fiilen yaşanmış ömür bulunduğundan artık kaza tarihi itibariyle ihtimal hesabı yapılamayacağını, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmayan müvekkiline soyut gerekçelerle kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, kusur itirazları karşılanmadan karar verilmesinin bozma sebebi olduğunu, davalı ...İnşaat A.Ş. yönünden davanın husumetten reddinin hatalı olduğunu, zira ...............A.Ş. ile ................ A.Ş.’nin aynı adresi paylaştığını, ortaklarının aynı olduğunu ve aralarında organik bağ bulunduğunu, Melet A.Ş.’nin asıl işveren, ... A.Ş.’nin alt işveren olmasına rağmen husumet yönünden ret kararı verilmesinin yerinde olmadığını, Ordu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden iş yeri işveren kayıtlarının istenmemesi nedeniyle asıl ve alt işverenlerin kimler olduğunun tespit edilmediğini, ayrıca taşeron ...İnşaat Ltd. Şti.’nin işi bırakmasından sonra hangi yüklenicinin işi üstlendiğinin araştırılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ...Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin asıl işveren olmadığını, bu nedenle müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak bu hususun bozma dışında kaldığını, bu itibarla müvekkili ...yönünden kusur raporuna ve atfedilen kusura, hesap raporuna ve yapılan hesaplamalara ve dolayısıyla mezkûr raporlar doğrultusunda istihsal olunan İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına ayrıca ve açıkça itiraz ettiğini, Yargıtay tarafından yapılacak temyiz incelemesi sonucunda anılan hükmün bozularak davanın müvekkili açısından tümden reddine karar verilmesini talep ettiğini, taraflar arasındaki ilişkide davacı ile arasında aksi bir bağ ve münasebet bulunmayan müvekkilinin hangi sıfat ve gerekçeyle sorumlu tutulduğunun belirtilmediğini, bu hususun dahi tek başına bozma sebebi olduğunu, ancak bu yönün Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmadığını, diğer yandan olayın gerçekleştiği işe ilişkin olmak üzere tüm hukuki ve cezai sorumluluk ile iş güvenliği ve işçi sağlığına dair sorumluluğun diğer davalılardan ...İnşaat firmasına ait olduğunu, anılan olayın da bu sorumluluk kapsamında meydana geldiğini, işveren ...İnşaat Şirketinin yukarıda yer verilen sözleşme hükmü gereğince işçinin iş kazası geçirmesinin hukuki sonuçlarından tek başına sorumlu olduğunu, müvekkilinin yüklenici olarak sözleşme ile yüklendiği edimleri bugüne kadar sözleşmeye ve hukuka tam bir uygunlukla ifa ettiğini ve etmekte olduğunu, talimat verme ve verdiği talimatlara uyulup uyulmadığını denetleme yükümlülüklerini üstlendiği gibi harfiyen yerine getirdiğini, bu sebeple müvekkiline izafe edilebilecek herhangi bir kusurdan bahsetmenin mümkün olmadığını, tanık anlatımlarına göre kazanın davacının iskeleden inerken telefonla konuştuğu sırada meydana geldiğini, diğer bir deyişle davacının kendi dikkatsizliği ve ihmali sebebiyle iskeleden inerken telefonla konuştuğunu ve iskeleye tek eliyle tutunmak suretiyle güvenliğini tehlikeye düşüren eyleminin olaya sebebiyet verdiğini, davacının kazanın meydana gelmesine kendi asli kusuruyla sebebiyet verdiğini, somut olayda meydana gelen kaza ile eylem arasında müvekkili yönünden kesinlikle uygun illiyet bağının bulunmadığını, manevi tazminata ilişkin olarak ise kesinlikle kusur ve sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının manevi zararını da ispat edemediğini, bu yönden de mezkûr Bölge Adliye Mahkemesi kararına ayrıca ve açıkça itiraz ettiğini, TRH 2010 tablosuna göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu, ücretin hatalı tespit edildiğini ve faiz başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 206.108,73 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği 30.06.2022 tarihli kararında davalı ... İnşaat Şirketi yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davalı ...Şirketinin sorumluluğu 131.337,06TL ile sınırlı olmak üzere 206.108,73TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...ve ...İnşaat Şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden davalı ...Şirketi vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davacı vekili ile Davalı ...Şirketi vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, davacı tarafın aşamalarda istinaf ve temyizinde maddi tazminatın miktarı yönünden itirazları bulunduğu, Dairemizin 26.03.2024 tarihli bozma ilamında bozma sonrasında alınacak hesap raporunda bilinen dönemin değiştirilmemesi yönünde bir ibare de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, asgari ücretin 1,45 katına isabet eden ücret üzerinden hesaplama yapılması yerinde ise de uyulmasına karar verilen bozma ilamında bilinen dönemin değiştirilmemesi yönünde bir açıklama bulunmadığını, bu nedenle asgari ücret değişikliklerinin hesaplamaya yansıtılması gerektiğini göz önünde bulundurmak gerekirken, bilinen dönemin değiştirilmediği hesap raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ...Şirketi vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Davacı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.