Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4509 E. 2025/11277 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4509
Karar No
2025/11277
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2552 E., 2025/133 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/598 E., 2024/490 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının, 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan ve 2018/5. ayına kadar primlerini yatıran davacının tahsis talebinin; 2010 yılına ilişkin prim borçlarını süresi içerisinde yatırmadığı, bu nedenle sigortalılığının 01.01.2011 tarihi itibariyle sonlandırıldığı, tahsis için gerekli koşulları sağlamadığı gerekçesiyle reddedildiğini, Kurum işlemlerinin yerinde olmadığını ileri sürerek davacının tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili özetle, davacının 2010 yılı 10-11-12. aylarına ilişkin prim borçlarını 2013/11 sayılı Genelgede belirtildiği üzere takip eden yılın Şubat ayına kadar ödememesi nedeniyle 2925 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 01.01.2011 tarihi itibariyle sonlandırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne, davacıya tahsis talebini takip eden ay başı olan 01.07.2018 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesindeki 3 aylık süre dikkate alınarak 01.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda; 2010 yılı 10, 11 ve 12. aylarına ait primlerin davacı tarafından ödenmiş olması, bu primleri tahsil eden ve uyuşmazlık çıkarmadan kullanan Kurumun da yıllarca kendisini sigortalı saymaya devam etmesi ve dolayısıyla sigortalılığının devam ettiği yönünde davacıya güvence vermesinden sonra sigortalılığını iptal etmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmaması karşısında İlk Derece Mahkemesince; davacının 01.01.2011 tarihinden sonraki sigortalılığının iptaline ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığının kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır. Öte yandan; 12.02.1970 doğumlu olan davacının 720 gün doğum borçlanması, 06.01.2000-30.04.2000 tarihleri arasında 114 gün 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı 01.08.1991-30.09.1992 tarihleri arasında 245 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı ve 01.05.2004-31.05.2018 tarihleri arasında 2535 gün olmak üzere toplam 3614 gün sigortalılığının bulunduğu anlaşılmaktadır. Tahsis talep tarihi olan 13.06.2018 tarihi itibariyle 2925 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabilecek olan davacının anılan Kanun'un Geçici 2. maddesinin d bendi uyarınca 15 yıl sigortalılık süresi ve 43 yaş şartını da gerçekleştirdiği ve yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşıldığından ve dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görüldüğünden davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın, eksik ve hatalı olarak tanzim edilen bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğunu; 2010 yılının 10, 11, 12 aylarına ait primlerini yasal süresi içerisinde ödemeyen davacının 2925 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının müvekkili Kurum tarafından usul ve yasaya uygun olarak sonlandırıldığını, yaşlılık aylığı için gerekli yasal şartları da taşımayan davacının işbu davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigortalılık süresinin iptal edilmesi ve tahsis talebinin reddine yönelik Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanmasının tespiti istemine ilişkindir. Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümlerine ilişkin 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinde “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'u ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olanlar, bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, … kabul edilir.” şeklindeki düzenleme ile 2925 sayılı Kanun'a tabi sigortalıların 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında kabul edilmiştir. Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların sigortalılığını düzenleyen 13.02.2011 gün ve 6111 sayılı Kanunun 51. maddesi ile eklenen 5510 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu madde kapsamındaki sigortalılık; 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi dâhil olmak üzere 4. maddeye istinaden sigortalı olarak çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihten, sigortalılıklarını sona erdirme talebinde bulunanların talep tarihinden, prim borcu bulunanlardan talepte bulunanların primi ödenmiş son günden, gelir ya da aylık talebinde bulunanların aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden ve ölen sigortalının ölüm tarihinden itibaren sona erer.” şeklinde düzenlenmiş, 6111 sayılı Kanun'un 51. maddesi ile eklenen 5510 sayılı Kanun'a ek 5. madde, 6111 sayılı Kanunun 215/ç maddesi uyarınca 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da, ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).” (HGK 13.10.2004 t., 2004/10-528 E., 2004/533 K.) Nitekim 2925 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının sona ermesi hakkında, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun kapsamında boşluk bırakıldığı, anılan boşluğun ise 6111 sayılı Kanun ile eklenen 5510 sayılı Kanun'un Ek 5. Maddesinin ikinci fıkrasında, Tarım veya Orman İşlerinde Hizmet Akdi ile Süreksiz Olarak Çalışanların sigortalılığının sona erme nedeni düzenlenerek, hukuki boşluğun doldurulduğu, yine, 5510 sayılı Kanun'a 6111 sayılı Kanun'un 51. maddesi ile eklenen Ek 5. maddenin, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten öncesine dair uygulanmayacağına ilişkin sınırlayıcı bir düzenleme getirilmemesi gözetildiğinde, 5510 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin 01.10.2008 tarihinden itibaren uygulanacağı belirgindir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, Mahkemece her ne kadar davacıdan tahsil edilen primlerin uzun süre kullanılmasından sonra sigortalılığın iptalinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de söz konusu gerekçe isabetli değildir. 2925 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık 01.03.2011 tarihi itibariyle Ek 5 sigortalılığı haline getirilmiş olup geçici 29. madde ile de yürürlüğü 01.05.2008 tarihine çekilmiş olmakla ve Ek 5 sigortalılığında prim ödememe nedeniyle sigortalılığın sonlandırılması düzenlenmemiş olmakla, davanın kabulü sonucu itibariyle doğru olup, hükmün bu değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının açıklanan değişik gerekçe ile ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4509, K. 2025/11277, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-4509-e-2025-11277-k-fbacc7a158fb