Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3434 E. 2025/14309 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3434
- Karar No
- 2025/14309
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1389 E., 2024/3654 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/185 E., 2023/89 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının 26.06.1966 doğumlu olup, ilk işe giriş tarihinin 01.07.1988 (askerlik borçlanması ile bu tarihin 26.02.1988) olduğunu, davacının 01.07.1988 – 16.10.2015 tarihleri arası 4/a kapsamında 9307 prim günü çalışması olduğunu, davacının 31.10.2013 tarihinde çalışmasına son verdiğini, bu tarihten yaşlılık aylığı bağlandığı tarih olan 27.06.2016 tarihine kadar sadece fazladan 4 prim gününün 13.10.2015 tarihinde kayıtlara geçtiğini, davacının yıl ve prim gün sayısını doldurup 50 yaşının dolmasına kadar beklediğini ve 27.06.2016 tarihinde normal olarak yaşlılık aylığı bağlandığını, bu arada davacının aktif çalışma dönemi içinde daha evvel 1988 yılında askerde maruz kaldığı bir olaydan dolayı SGK’ya yaptığı “Vazife malullüğü Emeklilik” talebinin reddedildiğini, bunun üzerine davacı tarafından açılan davanın Ankara 5. İdare Mahkemesinin 31.05.2013 gün ve 2011/2632 E, 2013/848 K sayılı ilamı ile davacı lehine sonuçlandığını, kararın kesinleştiğini, ardından Mahkeme kararı gereği davalı Kurum tarafından davacıya başvuru tarihi olan 18.02.2011 tarihini takip eden aybaşından başlamak üzere 01.03.2011 tarihi itibariyle vazife malullüğü aylığı bağlandığını, davacının hem 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında yaşlılık aylığı hem de Mahkeme kararı ile hak kazandığı 5434 sayılı Kanun'un yollaması ile 2330 sayılı Kanun kapsamında “vazife malulü” aylığı almakta olduğunu, 6495
sayılı Kanun'un 80. maddesindeki yasal değişiklik nedeniyle bağlanan 4/a yaşlılık maaşının kesildiği/iptal edildiğinin bildirildiğini, oysa yasa değişikliğinin davacının durumunu etkilemeyeceğini, davalı Kurum işleminin yasaya aykırı olduğunu, bu hususta davalı Kurumla sayısız yazışma yapılmış ise de Kurumun hukuka aykırı tutumundan vazgeçmediğini beyanla, davacının müktesebi olan ve en normal yasal şartlar altında bağlanmış olan 4/a yaşlılık aylığının davalı tarafından Aralık 2019 döneminde hukuka aykırı olarak kesme/durdurma işleminin iptaline, kesilen/durdurulan yaşlılık aylığının müktesep işlemiş ve işleyecek maaş, maaş ferileri ve diğer özlük haklarının en yüksek banka mevduat faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacının kayıtlarının incelenmesinde, 6495 sayılı Kanun düzenlemesi dikkate alınmadan eski uygulamaya göre aylık bağlama işlemi gerçekleştirilen sigortalılardan davacıya 01.03.2011 tarihinden itibaren 4/1-c kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlandığı, ancak adı geçene vazife malullüğü aylığı bağlandığı tarihten önceki hizmet süreleri dikkate alınarak 01.07.2016 tarihinden itibaren ayrıca 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığının tesbit edildiğini, bu nedenle davacının vazife malullüğü aylığı bağlandığı tarihten önceki hizmet süreleri dikkate alınmadan 5510 sayılı Kanun'a eklenen 79. maddenin yürürlük tarihi itibariyle prim ödeme gün sayısı ve yaş koşulunu yerine getiremediğinden bağlanan Yaşlılık Aylığı Kanunu'nun yürürlük tarihini takip eden ödeme döneminden (2019 Aralık) itibaren sistem tarafından otomatik olarak kesildiğini, 01.07.2016 – 25.12.2019 tarihleri arası almış olduğu 117.264,85 TL borç kaydı yapıldığını, 79. madde hükümlerine göre borcun tümüne terkin işlemi yapıldığını, Kurum tarafından yapılan işlemlerde hata bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, yeterli inceleme yapılmadığını, Kurum işleminin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanmasının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.