Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3345 E. 2025/17651 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3345
- Karar No
- 2025/17651
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1385 E., 2024/1136 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/72 E., 2024/236 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının 01.01.2009-10.11.2014 tarihleri arasındaki primlerini yatırdığını, buna ilişkin makbuzların elinde mevcut olduğunu, ancak müvekkili SSK kapsamında olduğundan ve 01.10.2008 tarihinden sonra 2925 sayılı Tarım Sigortası yürürlükten kaldırıldığından tarım sigortası tescilinin 01.10.2014 tarihli işlem ile iptal edildiğini, müvekkilinin zorunlu sigortalı olmasına ve tarım sigortalılık yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen Kurumun müvekkilinden primleri tahsil ettiğini, bu işlem nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin yatırdığı ve zorunlu sigortalılık süresi dışında kalan ve tarım sigortasına istinaden yatırdığı primleri takip eden aybaşı olan 01.01.2009 tarihinden 31.10.2014 tarihine kadar tarım sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 09.12.1997 tarihinde 2925 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapıldığını, 2000 yılı primlerini yasal süresi içinde ödemediğinden 01.01.2001 terkinin yapıldığını, 17.09.2008 tarihli başvurusu üzerine 01.10.2008 tarihinde ikinci defa Kanun kapsamına alındığını, ancak 06.08.2008-06.12.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmaları ile çakıştığı ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe gire 5510 sayılı Kanun ile 2925 sayılı Kanun yürürlükten kaldırıldığından 01.10.2008 tarihinde yapılan tarım sigortalılık tescilinin iptal edildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusunun davacının, 01.01.2009-31.10.2014 tarihleri arasında zorunlu sigortalı olduğu süreler hariç 2925 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesi talepli olduğu, dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, davacının kendi arazisinde tarım işleri ile uğraştığı, kayısı, buğday yetiştirdiği, kendisine ait olan arazide tarım faaliyetinde bulunduğu, başkasının işçisi olmadığı, kendisine ait arazide tarım işi yaptığı dosya kapsamı ve tanık beyanlarından da anlaşılmakla, dinlenen tanıkların da beyanlarında davacının tarım ile uğraştığını bilebilecek muhtar ve azalar olduğu, davacının 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak belirtilen günlerde primlerini ödediği, buna göre 5510 sayıl Kanun'un 53. maddesi hükmü ile çakışan 5510 sayılı Kanun'un 4/I-a bendi (SSK) kapsamındaki zorunlu sigortalılık süreleri ve 5510 sayılı Kanun'un 4/I-b bendi (Bağ-Kur) kapsamında zorunlu sigortalılık süreleri dikkate alınarak davacının 07.12.2008-28.02.2011 tarihleri arasında 2925 sayılı Kanun kapsamında, 01.03.2011-31.10.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında sigortalı kabul edilmesi gerektiği sonucuyla, hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli bilirkişi raporu kapsamında davacının davasının kabulüne davacının prim ödemelerinin karşıladığı 01.01.2009-28.02.2011 tarihleri arasında 2925 sayılı Kanun kapsamında, 01.03.2011-31.10.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlaması nedeniyle prim veya kesenek kesilmeye başladığı tarihten itibaren, 2925 sayılı sigortalığı sona eren davacının sosyal güvenlik kuruluşları ile ilgisinin kesilmesi nedeniyle prim veya kesenek ödenmesine son verilenlerin sigortalılıkları, prim veya kesenek ödenmesine son verildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren kendiliğinden başlayacağı, davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesindeki çalışmasının 06.12.2008 tarihinde sona ermesi karşısında, 506 sayılı Kanun kapsamında prim ödemediği dava konusu dönemde 2925 sigortalılığının iptaline ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığı, Mahkemece davacının tarım işlerinde bağımsız çalışmasından bahisle karar verilmiş olması hatalı ise de Kurumca davacının sigortalılığının iptal nedeninin bu durum olmadığı, bu hususta taraflar arasında muaraza bulunmadığı, öte yandan, davalı Kurumca prim tahsil edilmesi, uzun süre bu primlerin kullanılması, uzun yıllar sonra geçmişe yönelik olarak sigortalılık süresinin iptal edilmesi Medeni Kanun'un 2. maddesindeki objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K:1997/758 ; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultuda olduğundan davalı Kurum işleminin yasal olmadığı, davanın kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı, ...'nın 19.04.2011-26.04.2011 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının Kurum tarafından infazda gözetilebileceği anlaşıldığından; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2925 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında sigortalılığının tespit ve tescili istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.