Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3131 E. 2025/13306 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3131
- Karar No
- 2025/13306
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3481 E., 2024/1509 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kangal Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/7 E., 2022/21 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ... 'nun 30.09.2008 tarihinde geçirdiği kalp krizi iş kazası sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'inde bulunduğunu, herhangi bir kusurlarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açıldıktan sonra yasal süresi içerisinde davalı vekilinin cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu, kaza tarihi olan 30.09.2008 tarihinden davanın açıldığı tarih olan 05.01.2021 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımını kesen herhangi bir durumun bulunmadığı, söz konusu iş kazası nedeniyle yürütülmekte olan veya sonuçlanmış herhangi ceza dava dosyası bulunmadığı ve eylemin suç sayılmasını gerektirir bir durum olmadığı anlaşıldığından somut olayda ceza zamanaşımı süreleri değil, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, kaza tarihinin 30.09.2008, dava tarihinin ise 05.01.2021 olduğu dikkate alındığında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalı ... ...'nun davalı şirketin işçisi olarak çalışmaktayken 30.09.2008 tarihinde iş yerinde fenalaşarak kalp krizi geçirdiği, kaldırıldığı hastanede de bu olay neticesinde vefat ettiği anlaşılmış olmakla iş kazası sonucu işverenin sorumluluğu işçinin gözetilmesi borcundan dolayı sözleşmeye aykırılığa dayandığından olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 125-140. maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmekle ve iş kazası hâlinde de zamanaşımının süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacak olmakla kaza tarihi olan 30.09.2008 tarihinden 10 yıl geçtikten sonra dava 05.01.2021 tarihinde açıldığından, davalı tarafından da zaman aşımı defi yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmekle Mahkemece davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hata görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Davaya konu olayda uzamış ceza zamanaşımı hükümlerinin uygulanacağından açılan davanın süresinde olduğunu, ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için haksız eylemin yalnızca suç niteliği taşımasının yeterli olduğunu, eylemi işleyen hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunmasının gerekli olmadığını, hukuk mahkemelerinde açılan tazminat davalarında uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanabilmesi için, bir ceza davası açılmış olması ve mahkumiyet kararI verilmesinin zorunlu olmayıp, yalnızca haksız eylemin “suç niteliği” taşıması yeterli bulunmakla, bu konuda hukuk hakimine bir yetki verildiğini, somut olayda, ceza davası açılmamış olsa dahi davacıların desteğinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasında iş veren davalı veya iş veren temsilcilerinin haksız eylemlerinin söz konusu olduğunu, hukuk mahkemesi tarafından, haksız eylemin suç niteliği taşıdığının tespitiyle uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini, davaya konu olayda davalı işverence ... sigortalı desteğin işe giriş ve müteakip muayenelerinin yaptırılmadığını, çalışma şartlarında iyileştirme olmadığını, fazla çalışma uygulamalarına maruz kaldığını, iş yoğunluğu nedeniyle yıllık izinleri tam olarak kullandırılmadığını ve yasal hak ve sorumlulukları hakkında iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimi verilmediğini, işverenin, işçinin sağlık durumunu gözeterek çalışma şartlarında değişiklik yapması, iş sağlığı ve güvenliğine yönelik eğitim programları uygulayarak çalışanın bilinçlenmesini sağlaması gerektiğini, bu kapsamda kalp krizi geçirerek ölmesiyle ile sonuçlanan olayda, davalı iş verenin işçisinin sağlık durumundan haberdar/bilgisi olmaması ve risk seviyesi yüksek, çok tehlikeli işte çalıştırılmasına rağmen işçisinin sağlığına uygun daha az efor sarfını gerektiren, çalışma şartlarında düzenleme yapmaması, tüm bu hususlarda çalışanı iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yasal hak ve sorumlulukları hakkında gerekli eğitime tabi tutmaması, bilgilendirip bilinçlendirmemesi sebebiyle kusurlu olduğunu, bu kusurlu ve ihmali davranışı yani haksız eylemi neticesinde işçinin vefat ettiğini, davalı iş verenin bu eyleminin haksız fiilin tüm unsurlarını içerdiğini, işçinin ölümü veya yaralanması ile sonuçlanan bir iş kazasının, işveren veya diğer ilgililerin iş sağlığı ve güvenliği alanında kendilerine düşen yükümlülüklerine aykırı hareket etmeleri nedeniyle meydana gelmişse bu kişilerin iş kazası nedeniyle cezai sorumluluğunun söz konusu olacağını, söz konusu ihmali hareketin kasten veya taksirle gerçekleştirilmesi mümkün olmakla birlikte uygulamada genellikle işverenlerin, iş kazası nedeniyle taksirle öldürme ve taksirle yaralama suçlarından cezalandırılması gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.