Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/2979 E. 2025/9537 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2979
Karar No
2025/9537
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1918 E., 2024/2095 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceyhan 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/286 E., 2024/634 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, eczacı teknikeri (kalfası) olarak 10.06.1999 - 28.02.2001 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının 1999 yılından 03.06.2005 tarihine kadar, dershaneye devam ediyor olması nedeniyle, çırak olarak olarak aralıklarla davalı iş yerinde çalıştığını, askerlik hizmetini tamamlayıp döndükten sonra 03.06.2005 tarihinde sigorta girişinin yapıldığını, bu tarihten itibaren iş yerinde aralıksız çalışmaya devam ettiğini bildirmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet döküm cetveline göre 01.03.2001 tarihinde başlayan çalışmasının aralıksız olmadığı, kesintiye uğradığı, bildirimsiz kalan çalışma dönemi için 5 yıllık hak düşümü süresinin başlangıcı olarak askerlik hizmetinin sona erdiği yılı takip eden 2006 yılının 1. günü kabul edilse dahi hak düşümü süresinin 01.01.2011 günü hak düşümü süresinin dolacağı gerekçelerine dayalı olarak fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla 04.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır. Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay'ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir. 506 sayılı Kanun'un 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır. Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum'un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.2.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.4.2004/21-369- 371 27.2.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir Somut olayda da, davacının işe giriş bildirgesi verildiği tarihten önceki çalışmaları blok çalışma olarak geçtiği ancak bu dönem çalışmalarının Kuruma bildirilmediği, blok olarak geçen bu dönemde yönetmelik gereği verilmesi gereken işe giriş bildirgesinin verildiği anlaşıldığından hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, davanın bu nedenle reddedilmesinin isabetsiz olduğu, kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/2979, K. 2025/9537, T. 04.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-2979-e-2025-9537-k-a319d01044e1