Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/17654 E. 2026/5434 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/17654
Karar No
2026/5434
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/503 E., 2024/1160 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aşkale Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/135 E., 2023/242 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken 18/12/2007 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle sağ gözünde kimyasal yanık meydana geldiğini ve sağ gözü görme yetisini tamamen kaybettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın, 500,00 TL tedavi giderlerinin, 100.000,00 TL manevi tazminatın, iş kazası tarihi olan 18.12.2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 17.10.2023 tarihli bedel artırımı dilekçesiyle maddi tazminat tutarını 1.108.828,94 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, döner fırın 2 ünitesi 15-23 vardiyasında 5. Siklon tıkandığı için duruşa alındığını, tıkanıklık sorununu gidermek için vardiya amiri davacı ... gözetiminde ünite çalışanarı ..., ..., ... ve ...'un çalışma yaparak siklon tıkanıklığını giderdiklerini, ünitenin yeniden devreye alınabilmesi için yapılması gereken son kontroller esnasında patlaçların kullanılarak siklonun tamamen boş olduğundan ... olunmak istediğini, patlacın birinci defa vurulup, ikinci defa vurulması esnasıda ilgili kazanın yaşandığını, davacının patlaç kullanımı esnasında kontrol yapılmaması ve mazgalların açılmaması gerektiği kuralının ihlal ederek, kendi insiyatifiyle kontrol mazgalını açıp, kazanın yaşanmasına neden olduğunu, davacının koruyucu gözlük kullanmadığını, olayda müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğu ve kusuru olmadığını, davacıya gerekli İSG eğitimleri İSG uzmanları tarafından verildiğini, beyan ederek, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, ayrıca dava konusu olayın, 18.12.2007 tarihinde meydana geldiğini ve zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın açıldığını, davayı kabul etmemek kaydıyla zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının herhangi bir sakatlık olup olmadığı iddia edilen rahatsızlığın maluliyete yol açıp açmadığı, maluliyet oranının ve sürekli iş göremezlik derecesinin tespit hususunda öncelikle SSK yüksek sağlık kurulundan daha sonra adli tıp kurumundan ve akabinde adli tıp genel kurulundan rapor aldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "...kusur durumunun rakamsal olarak tespiti için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup 08.02.2021 uyap havale tarihli ve 3 kişilik A sınıfı işgüvenliği uzmanı bilirkişi heyetince tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; davalının %55 oranında davacının ise %45 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir... Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 08.11.2019 havale tarihli yazısı ekinde yer alan raporda özetle davacının dava konusu iş kazası dolayısıyla sürekli iş göremezlik oranının E cetveline göre %44,2 oranında olduğu hususu mütalaa edilmiştir. Zarar hesabının yapılabilmesi için dosya aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş olup hükme esas alınan ve dosyaya en son ibraz edilen 12.09.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının iş gücü kaybından kaynaklanan zararının 1.205.860,25-TL, protez bedelinden kaynaklananan zararının İSE 1.435,00-TL olarak hesaplanmıştır... davacının %44,2 oranındaki maluliyet durumu da gözetilerek davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 75.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.12.2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir..." gerekçesiyle, Maddi tazminat davasının kısmen kabulüne 1.Davacının iş gücü kaybı zararından kaynaklanan 1.108.828,94-TL tutarındaki maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.12.2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, 2.Davacının protez bedeline ilişkin tazminat isteminin pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, 3. Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 75.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.12.2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davacının maluliyetinin kaza tarihindeki verilere göre belirlendiğini, oysa davacının kazadan sonra bir gözünü kaybettiğini, maluliyet oranının daha yüksek olması gerektiğini, davalı işverene atfedilen kusur oranının düşük olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, bu rapora göre hazırlanan hesap raporunun da hükme esas alınamayacağını, tazminat tutarının düşük hesaplandığını, kaza sırasında vasıflı (vardiya amiri) olarak çalışan davacının ücretlerinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, hesap raporunda dönem zararlarının eksik hesaplandığını, hesaplanan protez bedeli yönünden ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, bu bedelin ömrü boyunca SGK tarafından karşılanmadığını, müvekkilinin bu tür giderlerinin (ilaç, protez vs.) uzman bilirkişi aracılığıyla hesaplatılarak hüküm altına alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, taleplerin zaman aşımına uğradığını, delillerin tespiti için keşif yapılması gerektiğini, dosya üzerinden kusur raporu alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, yetki itirazı üzerine dosyanın gönderildiğini, yetkisizlik kararı yönünden müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, davacının kendi inisiyatifi ile kontrol mazgalını açarak olayın yaşanmasına neden olduğunu, koruyucu gözlük kullanmadığının tespit edildiğini, davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, ekipmanların verildiğini, yetersiz kusur raporu ile karar verildiğini, davacının alınan önlemlere uymadığını, dikkatsiz davrandığını, davacıya atfedilen kusurun düşük olduğunu, kusur oranlarına, bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının kabul edilmediğini, hesap raporunda davacının bakiye yaşam süresinin hatalı hesaplandığını, SGK tarafından yapılan ödemenin zararı ne oranda karşıladığının tespiti gerektiğini, daha sonra güncel veriler ile hesaplama yapılarak zararın belirlenmesi gerektiğini, raporda geçmiş dönem hesabının da eksik ve hatalı olduğunu, eksik ve yetersiz bilirkişi raporlarına göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında, hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/17654, K. 2026/5434, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-17654-e-2026-5434-k-f3b8bf7707e8