Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/12430 E. 2026/4220 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12430
Karar No
2026/4220
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/571 E., 2025/2205 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/267 E., 2023/1002 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin, 02.12.2010 tarihinden beri davalı Şirketin .. Şubesinde teknisyen olarak çalıştığını, 27.06.2013 tarihinde geçici görev ile işverenin .. Şubesine gittiğinde orada araç muayenesini yaparken çalıştığı şubenin içinde bulunan ve her araç için yapılan ve birbirine geçmek için kullanılan kanallardan 2 no.lu kanaldan karşıya geçtiği sırada bu köprünün yerinden çıkması sonucu köprü ile birlikte 2 metre yükseklikten beton zemine düşerek sağ omuz humerus kemiğinin parçalandığını, bu iş kazasından sonra işverence tüm istasyonlardaki köprülerin sabitlenip vidalandığını, kaza ile ilgili kamera görüntülerinin bulunduğunu, davacının halen sağ kolunu kullanamadığını belirterek maddi ve manevi tazminat ile geçici iş göremezlik kazanç kaybı, tedavi giderleri ve bakıcı giderleri talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile müvekkili iş yerinde tüm önlemler alınmasına rağmen davacı personelin dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeniyle kazanın meydana geldiğini, şirketin kusurunun bulunmadığını, davacının kendi kusuru ve dikkatsizliği nedeni ile demir platformun ucuna basarak yerinden çıkmasına sebebiyet vermesi ile kazanın yaşanmasına davacının bu eylemi ve ağır kusur teşkil ettiği için zarar ile illiyet bağının davalı şirket açısından kesildiğini, savcılıkça yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle ; a.Davacı lehine hükmedilen tazminatın düşük olduğunu, davacının gerçek zararının karşılanmadığını belirterek yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davacıda olduğunu, davacının Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede de bu durumu ikrar ettiğini, buna rağmen davalıya kusur verilmesinin mümkün olmadığını belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi amacıyla 01.07.2020 tarihli kusur raporu aldırıldığı, aldırılan raporda davacı kazalının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu bulunduğu, işbu rapora davalı vekilince itiraz edildiği, davacı vekilince raporun tebliğini takip eden 09.09.2020 tarihli celsede kusur oranını kabule yönelik beyanda bulunduğu, Mahkemece itiraz üzerine yeniden rapor aldırıldığı, bu kez hükme esas alınan kusur raporunda işverenin %100 oranında kusurlu bulunduğu, maddi zararın tespiti amacıyla hesap bilirkişisine dosyanın tevdi olunduğu, aldırılan 24.12.2021 tarihli hesap raporunda davacının bakiye ömür süresinin tespitinde PMF 1931 tablosunun esas alındığı, davacı vekilince rapora bu yönden itiraz edilmediği, Mahkemece itirazlar üzerine yeniden dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, hükme esas alınan 02.11.2023 tarihli hesap raporunda bilirkişi tarafından 2. seçenekli hesaplama yapılarak davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğu kabulü ile davacı kazalının bakiye ömür süresinin tespitinde TRH 2010 tablosunun kullanılması halinde zararın 993.503,62 TL, PMF 1931 tablosunun kullanılması halinde ise zararın 791.185,78 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece davacı lehine 993.503,62 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davacı vekilinin %10 oranındaki kusur belirlemesi ile PMF 1931 tablosunun esas alınmasına itirazının bulunmaması hususlarının gözden kaçırılması suretiyle işverenin %100 kusurlu olduğu kabulü ile ve TRH 2010 tablosunun kullanılması suretiyle hesaplama yapılan seçeneğe itibarla hüküm tesisi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal eder mahiyette olup hatalı olmuştur. Ayrıca davalı vekilince temyiz dilekçesinin .. Nakliye Pazarlama ve ... A.Ş. unvanı ile verildiği görülmekle davalı Şirkete ait ... sicil kayıtları getirtilmeden davalı aleyhine hüküm tesisi de hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davalı Şirkete ait ... sicil kayıtlarının getirtilmesinden sonra davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği davacının %10 oranında kusurlu olduğu ve bakiye ömür süresinin belirlemesinde PMF 1931 tablosunun kullanılması gerektiği tespiti ile 02.11.2023 tarihli hesap raporundaki işlemiş (bilinen) devre sonu tarihi değiştirmeden, bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikleri de rapora yansıtmamak suretiyle davacının maddi zararını tespit ettirmek ile oluşacak sonuca göre taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka riayet eden bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz itirazlarının tümden reddi ile davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12430, K. 2026/4220, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-12430-e-2026-4220-k-2a5db3f43eb9