Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11852 E. 2025/12837 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11852
- Karar No
- 2025/12837
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/533 E., 2025/1036 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/38 E., 2022/366 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 10.03.1983 tarihinde ... ... işyerinde çalıştığını, ... Cad. .... ....Sok. No:... .../İstanbul adresinde bulunan işyerinden müvekkilinin sigortaya kaydını yaptırdığını, giriş bildirgesini de davalı Kuruma verdiğini, davalı Kurumun da müvekkiline sigorta kartı düzenleyip verdiğini, ancak sigorta bordrosunda prim gösterilmediğini, müvekkilinin sigortalılık başlangıç tarihinin 10.03.1983 olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, 18 yaşını ikmalinden önce ... sicil numaralı işyerinde 10.03.1983 tarihinde geçen çalışmasından dolayı 1 günün prim gün sayısına eklenmesi gerektiğinin tespitine, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 17.06.1987 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili, davacının davasını ispatlayamadığını, yetersiz tanık beyanının hükme esas alındığını, dava açmadan önce kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın kısmen kabulüne rağmen Kurum lehine vekalet ücretine karar verilmediğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9., 60. maddenin (G) bendi, 79., 108. maddesi hükümleridir. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen iş yerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik alacakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, dava dışı ... ünvanlı işverenin ... sicil no.lu işyerinden davacı adına 10.03.1983 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, hediyelik eşya mahiyetli işyerinin 10.03.1983- 31.03.1983 arasında kanun kapsamında olduğu, iş yerinden hiç bordro verilmediğinin bildirildiği, işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının el ürünü olmadığı, fotoğrafın ise davacıya ait olduğunun tespit edildiği, sigorta sicil no.sunun da işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği yıla ait olduğunun bildirildiği, geniş çaplı komşu işyeri araştırması yapıldığı ancak komşu işyeri tespit edilemediği, davacı tanığı olarak işverenlerden ...ın dinlendiği, böylelikle Mahkemece davacı tanığı olarak dinlenen işverenin beyanı ile dosyadaki diğer delillere göre yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 3.Tüm bu açıklamalara göre Mahkemece, işverenin davacının çalışmasını doğrulamasının yeterli ve bağlayıcı olamayacağı göz önünde bulundurularak taraflardan davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler sorulmak suretiyle belirlenecek bu kişilerin de sigortalılık ve vergi kayıtları getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.