Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10854 E. 2025/14311 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10854
- Karar No
- 2025/14311
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2104 E., 2024/1948 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/173 E., 2024/345 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket bünyesinde makine montaj ve bakım ustası olarak çalışmakta iken 22.08.2014 tarihinde geçirdiği olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili; Mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler tükendikten sonra açıldığını, müvekkili Kurum tarafından tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu, davacının başvurusu üzerine Karaman Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen 24.02.2022 tarih ve 2022/24 sayılı Komisyon Kararı ile yapılan araştırmalar ve ilgili kurumlarla yapılan yazışmalar neticesinde; davacı ...'nin geçirmiş olduğu kaza ile ilgili herhangi bir iş kazası bildiriminin yapılmadığı, hastane sürecinde iş kazası geçirildiğine dair bir beyanın bulunmadığı, kolluk kuvvetleri ve tanık ifadelerine dair tutanakların bulunmadığı tespit edilerek iş kazası olmadığı sonucuna ulaşıldığını, müvekkili Kurumca tesis edilen iş ve işlemlerde herhangi bir usulsüzlük ve eksiklik bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı şirket vekili; davanın hak düşürücü süre/zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacı ile dava konusu hakkında arabulucu huzurunda anlaştıklarını, ... numaralı arabuluculuk anlaşma belgesinin 28.07.2020 tarihinde imzalandığını, dava dilekçesinde iddia edildiği şekilde davacının sol ayağında oluşan iş gücü kaybının müvekkil şirketle bir ilgisinin olmadığını, 2020 yılı ikinci yarısında müvekkili şirketteki çalışmasını sonlandıran davacının aradan geçen 2 yıllık süre sonunda iş kazası iddiasında bulunmasının hukuka ve maddi gerçeğe açıkça aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; usule ilişkin (dava şartı yokluğu, görev, yetki, zamanaşımı, hak düşürücü süre) itirazlarını yinelediklerini, tanık dinletilmesine muvafakat etmedikleri halde sadece tanık beyanlarına dayanılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, tanık ifadelerinin çelişkili olduğunu, olayla ilgili tek tıbbi kaydın olayın meydana geldiği iddia edilen tarihten 50 gün sonra olduğu, bu arada geçen zamanda başka şekil ve sebeple meydana gelebilecek bir yaralanmanın da hayatın olağan akışına göre olası olduğu, ayrıca kolluk kuvvetlerine ait olay yeri tespit tutanağının olmadığı da saptandığından, tanık ifadeleri dışında olayın gerçekleştiğini destekleyen bilgi, belge ve somut delil tespit edilemediği ve illiyet bağı kurulamadığı, davaya konu olayda müvekkili Kurumun bir kusurunun olmadığı ve davacının iş kazasına ilişkin iddialarını ispatlayamadığını açık bir şekilde ifade eden 11.07.2023 tarihli bilirkişi raporuna rağmen Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili Kurumca tesis edilen iş ve işlemlerde herhangi bir usulsüzlük ve eksiklik bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra taraflar arasında arabuluculuk anlaşması imzalandığını, davacının iş gücü kaybının müvekkili şirket ile ilgili olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan tespitler dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, sadece tanık beyanı esas alınarak kurulan hükmün eksik ve hatalı olduğunu, ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık 22.08.2014 tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum ve davalı şirket vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.