Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9819 E. 2025/5236 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9819
- Karar No
- 2025/5236
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/204 E., 2024/159 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi sigortalı ...'ın 06.10.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. 2.Davacılar vekili 04.01.2019 tarihli birleşen dava dilekçesinde özetle; davalı firma genel vekili ... 'den maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalılar ... Konutları Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle, işveren şirketin ortaklarından ...'in olaydan önce şirket ortaklığından ayrılmış olduğu gibi şirketin borcundan dolayı şirket ortaklarına doğrudan dava açılamayacağını, işçinin taşerona verilen işte çalışırken kaza geçirdiğini, sorumluluğun taşerona ait olduğunu, iş güvenliği önlemlerinin alınmış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiş, davayı alt işverene ihbar etmiş, ihbar dilekçesi bildirilen adreslerden ihbar olunana tebliğ edilememiş, başka bir adres bildirilmemiş, ticaret sicilinden de temin edilememiştir. 2.Birleşen dava davalısı ... dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.05.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/188 Karar sayılı kararı ile "1-Davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın usulden reddine, Davalılar ... ve ... vekili için takdir olunan 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak müteselsilen bu davalılara verilmesine, 2-Davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulüne, Davacı eş ... için 205.371,17 TL davacı çocuk ... için 66.158,18 TL olmak üzere toplam 271.529,35 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06/10/2013 tarihinden itibaren işyelecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Konutları İnşaat Ticaret Ltd. Şti . 'den alınarak davacı tarafa verilmesine, Davacı eş ... için 70.000,00 TL davacı çocuk Hasret Delila için 50.000,00 TL, davacı baba ... için 20.000,00 TL, davacı kardeşler ..., ..., ...,..., ... ve ... için 7000.00,00'er TL olmak üzere toplam 182.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.10.2013 tarihinden itibaren işyelecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Konutları İnşaat Ticaret Ltd. Şti. 'den alınarak davacı tarafa verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 02.05.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/188 sayılı Kararının davacılar ve davalılardan ... Konutları İnş. Tic. Ltd Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 29.05.2018 tarih ve 2016/20548 E.- 2018/5092 K. ile "...Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacıların murisi sigortalının davalı şirket tarafından yapılmakta olan ... Konutları ünvanlı inşaat işyerinde sıva ustası olarak çalışırken, inşaatta bulunan yük/insan asansöründen zemine düşerek vefat ettiği anlaşılmıştır. Hükme esas alınan 15.06.2015 tarihli kusur bilirkişi raporunda; davalı asıl işveren ... Şti.nin % 70, kazalı müteveffanın % 10, dava dışı alt işveren ...'in %20 oranında kusurlu oldukları, davalılar ... ( şirketin sahibi) ve ...'ın - şahsi kusurlarının bulunmadığı, haklarında kesinleşmiş bir ceza kararı bulunmadığı gerekçesiyle- kusursuz oldukları kanaatine varılmıştır... Somut olayda, dava konusu olay nedeniyle Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/751 Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığı, 2015/1415 K. sayılı kararı ile sanıklar ..., ... ve ...'in taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, ancak bahse konu ceza dava dosyasının temyiz incelemesine konu bu dosya içerisinde yer almadığı dolayısıyla da kesinleşip kesinleşmediği hususunun tespit edilemediği anlaşılmıştır. Yukarıda değinildiği üzere ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporu oran olarak olmasa bile kesinleşen maddi gerçeklikler bakımından hukuk mahkemelerini bağlayıcıdır. Bu açıklamalar doğrultusunda yapılacak iş; Mahkemece, incelenmesine ihtiyaç duyulan Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/751 Esas sayılı dosyasının asılları veya onaylı suretlerinin, ilgili mahkemelerce hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise kesinleşme şerhli ilamlar ile birlikte dosya içerisine eklenmesi, verilen ceza hükmünün davalı ... hakkında kesinleşmiş olması halinde hükmedilen tazminatlardan bu davalının da sorumlu tutulması suretiyle sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zararlandırıcı olayın, davacıların murisi sigortalının davalı şirket tarafından yapılmakta olan ... Konutları ünvanlı inşaat işyerinde sıva ustası olarak çalışırken, inşaatta bulunan yük/insan asansöründen zemine düşerek vefat etmesi ile gerçekleştiği, olaya ilişkin ceza yargılaması neticesinde Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/751 Esas - 2015/1415 K. sayılı kararı ile sanıklar ..., ... ve ...'in taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2020/30707 Esas- 2021/9125 Karar sayılı bozma ilamı ile 'sanık ...'ın inşaatta işlerin yürütülmesi konusunda tüm yetki ve sorumluluğu sanık ...'ye bırakmış olduğunu beyan etmesi ile sanık ...'in bu durumu doğrulaması ve dosyada mevcut vekaletname dikkate alınarak sanık ... hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğinin değerlendirildiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda; işverenin üzerine düşen tedbirleri almaması, alınan tedbirlere uyulması hususunda denetimi sağlamaması, güvenli çalışma şartlarını sağlamaması, işçiye gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmemesi nedeniyle davalı asıl işveren ... Şti.nin % 65, inşaattaki güvenlik önlemlerini almakla görevlendirilmiş şirket yetkilisi ...'nin %5 oranında, dava dışı alt işveren ...'in %20 oranında kusurlu oldukları, davalılar ... ( şirketin sahibi) ve ...'ın - şahsi kusurlarının bulunmadığı, kendi güvenliğini korumada gerekli özeni göstermemesi nedeni ile kazalının %10 oranında kusurlu sayıldığı, kusur raporunun dosya içeriğine, olayın meydana geliş şekline, 4857 sayılı İş Kanunu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine uygun düştüğü, Mahkemece hükme esas alınan 11.09.2023 tarihli hesap raporuna göre davacıların maddi zararının dosya kapsamına ve yerleşik içtihatlara uygun şekilde tespit edildiği gerekçesiyle; "1-Davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın usulden reddine, 2-Davalı şirket aleyhine açılan asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne, Davacı eş ... için 3.373.405,00 TL maddi tazminat bedelinin 205.371,17 TL'sinin davalı şirket ile birleşen dava davalısı ...'den olay tarihi olan 06/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen; kalan 3.168.033,83 TL'nin birleşen dava davalısı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, Davacı çocuk ... için 632.203,53 TL maddi tazminat bedelinin 66.158,18 TL'sinin davalı şirket ile birleşen dava davalısı ...'den olay tarihi olan 06/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen; kalan 499.887,17 TL'nin birleşen dava davalısı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, Davacı eş ... için 70.000,00 TL davacı çocuk ... için 50.000,00 TL, davacı baba ... için 20.000,00 TL, davacı kardeşler ..., ..., ..., ..., ... ve ... için 7.000,00 'er TL olmak üzere toplam 182.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.10.2013 tarihinden itibaren işyelecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Konutları İnşaat Ticaret Ltd. Şti. ile birleşen dava davalısından alınarak davacı tarafa verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Davalı ...'ın, davalı şirketin sahibi olduğu, davalı ... yönünden, her ne kadar ... ...'ın iş kazası sonucu vefatı sebebi ile görülen ceza yargılamasında beraat kararı verilmişse de davalı ... tarafından birleşen dava davalısı ...'in vekaletname ile yetkilendirilmiş olmasının davalı ...'ın kusurunu ortadan kaldırmadığını, b. Davalı Limited Şirket sahibi davalı ... ile davalı ... arasında herhangi bir yetki devri söz konusu olmadığını, davalılar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğunu, aynı zamanda birleşen dava davalısı ...'nin, davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.İşbu dosyada 2018 yılından beri yargılama yapıldığını, her türlü usuli işlemlerin gerçekleştirildiğini ancak birleştirilen Ankara 30. İş Mahkemesinin 2019/5 Esas 2019/8 Karar sayılı dosyasından müvekkiline kendisini savunacak şekilde ne dava dilekçesi ne de yargılamanın diğer aşamaları ile ilgili tebligatlar yapılmadığını, Mahkemenin yaptığı tebligatlar incelendiğinde tebligatların açıkça usulsüz olduğunu, müvekkiline usulüne uygun olarak tebligat yapmadan dosyanın birleştirilmesinin ve karar verilmesinin Anayasa ile güvence altına alınmış olan hukuki dinlenirlik ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, b.Davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, c.Bozma öncesi müvekkiline yüklenilen bir kusur bulunmadığı gibi Yargıtay tarafından da müvekkiline atfedilmesi gereken bir kusurdan bahsedilmediğini, d. Yapılan hesaplamaların tamamının usule aykırı olduğunu, işçinin maaşının fahiş tutarlar alındığını, e. Müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadığı için zaman aşımı yönünden de davanın reddi gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 1.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2018 tarih ve 2018/9-584 E- 2018/1332 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 1982 Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesi uyarınca, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Ayrıca Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 2.Bu bağlamda ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olup, gerek Anayasa’da gerekse AİHS’ndeki düzenlemelere karşılık gelmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. 3.HMK'nın 27. maddesi uyarınca; "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". 4.Hukuki dinlenilme hakkı çoğunlukla "iddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Ancak bu hak iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunlardan ilki “bilgilenme hakkı” dır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır. Bu hakkın ikinci unsuru, “açıklama ve ispat hakkı”dır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde yer alan silahların eşitliği ilkesi, yine AİHS’ne göre mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında tam bir eşitliğin bulunması ve bu dengenin bütün yargılama boyunca korunmasıdır. Başka bir deyişle, silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birini diğeri karşısında avantajsız bir duruma düşürmeyecek şekilde her iki tarafın deliller de dâhil olmak üzere, iddia ve savunmasını ortaya koymak için makul bir olanağa sahip olması, tarafların denge içinde olması demektir. Hukuki dinlenilme hakkının üçüncü unsuru, “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi”dir. Bu değerlendirmenin de karar gerekçesinde yapılması gerekir (6100 sayılı HMK’nın gerekçesi m. 32). Yargılama bakımından, sadece bir tarafın dinlenip diğerinin dinlenmemesi, tek yönlü karar verilmesi demektir. Yargılamada yer alan taraflar yargılamanın objesi değil, süjesidir. Hukukî dinlenilme hakkı doğru karar verilmesinin garantisidir; bu nedenle, haksızlığa karşı koyabilme imkânı tanır. Bu hak, hukuk devletinin, insan onurunun korunması ve eşitlik ilkesinin, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının bir gereğidir 6.Somut olayda, davacılar vekili tarafından 04.01.2019 tarihinde açılan ve asıl dava dosyasıyla birleşen Ankara 30. İş Mahkemesinin 2019/5 Esas ve 2019/8 Karar sayılı dosyaya ait dava dilekçesinin, kusur bilirkişi raporlarının ve hesap bilirkişi raporlarının işbu dosyada davalı olarak gösterilen ...'ye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini gösterir tebligat parçalarının dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ...'ye hukuki dinlenilme hakkının giderek savunma ve delil gösterme hakkının tanındığından bahsedilemez. O halde Mahkemece yapılacak iş öncelikle tebliğlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı (sistem harici düzenlenen tebligat olup olmadığı) hususu araştırılarak usulüne uygun tebliğlerin yapılmadığının anlaşılması halinde anılan davalıya dava dilekçesinden ve bilirkişi raporlarından usulüne uygun tebliğ suretiyle haberdar olması sağlanıp, işbu davalı tarafça gösterilen itirazlar ve deliller toplanarak sonucuna göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek karar vermekten ibarettir. 7. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 8. O halde, temyiz eden davalı ... vekilince bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, bozmanın niteliğine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.