Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9177 E. 2024/10599 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9177
Karar No
2024/10599
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/45 E., 2024/88 K. KARAR : Ret Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiş olup bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın da bozulması üzerine davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı işyerinde 08.05.2002 tarihinden itibaren üretimde paketlemeci olarak çalıştığını, işveren tarafından işe girişinin süresinde yapılmayarak 30.04.2008 tarihinde yapıldığını, iş akdinin davalı tarafından feshedilmesi üzerine 12.12.2013 tarihinde noter aracılığı ile hak ve alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, süresinde SGK girişi yapılmaması nedeniyle işsizlik sigortasından yararlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 08.05.2002 ile 12.12.2013 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun'dan dolayı SSK'lı olarak primlerinin ödenmesini, 4447 sayılı işsizlik sigortası Kanun'a istinaden İşkur'dan işsizlik ödeneği tespiti yapılarak ödenmesine, yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işsizlik ödeneğini müvekkili Kurumdan talep edemeyeceğini, dava dilekçesinde uzun süre ve aralıksız çalıştığı iddia edilmiş ise de Kurum kayıtlarının tetkikinden çalışmasının sürekli değil aralıklı olduğu ve Kuruma bildirilen sürelerin dışında çalışma bulunmadığının belirlendiği, resmi belge olan Kurum kayıtlarının aksinin ancak eş değer yazılı belgelerle ispat edileceği ilkesi gözönüne alındığında davanın tanık beyanlarıyla ispatının mümkün olmadığını, işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili işyerinde 30.04.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, iş akdinin 11.12.2013 tarihinde yaşanan hırsızlık olayı neticesinde tutanak tutulmak suretiyle feshedildiğini, bunun üzerine davacının herhangi bir olay yaşanmamış gibi müvekkili işyerine ihtarname göndererek tazminat talebinde bulunduğunu, Gebze 3. İş Mahkemesine tazminat davası açtığını, davacı tarafından dava dilekçesinde işe giriş tarihi 08.05.2002 olarak belirtilmiş ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, SGK kayıtlarında da görüleceği üzere işe girişinin 30.04.2008 tarihi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.04.2014 tarih, E. 2013/874, K.2014/93 sayılı kararıyla; "Dava ve cevap dilekçeleri, SGK sicil dosyası ile tüm dosya kapsamından; davacının davalı işyerinde 08.05.2002 - 12.12.2013 tarihleri arasında çalıştığını ancak işe giriş tarihinin SGK'ya 30.04.2008 tarihi olarak bildirildiğini iddia ettiği, SGK'dan gelen müzekkere cevabında davacının işe giriş tarihinin 30.04.2008 tarihi olarak göründüğü, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun davacının 08.05.2002 - 30.04.2008 tarihleri arasındaki dönemde davalı işyerinde çalışıp çalışmadığı ile ilgili olduğu, hizmet süresinin tespiti davalarında zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğu, davacı tarafından davanın 26.12.2013 tarihinde açıldığı, buna göre davacının tespitini istediği tarihlerin zamanaşımına uğradığı, açılan davanın süresinde olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 08.09.2015 tarih ve E.2014/22942, K.2015/15962 sayılı kararında; " Somut olayda, davacının 2002 yılından itibaren çalışmalarının kesintisiz olduğu iddiası bulunmasına göre Mahkemece usulüne uygun araştırma yapılmadan hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, tüm dosya kapsamına göre davacının davalı işyerinden sigorta bildirimi yapılmayan 30.04.2008 tarihinden önceki çalışmalarının sigorta bildirimi yapılan çalışmaları ile birlikte kesintisiz olarak devam edip etmediğini araştırmak, kesintisiz devam etmesi durumunda hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilemeyeceği hususu göz önüne alınarak davalı işyerine ait imzalı ücret tediye bordrolarını ve davacının işyeri özlük dosyasını getirtmek, davalı işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına alınma tarihi ile tespiti istenen dönem içerisinde Kurum müfettişlerince yapılan bir inceleme olup olmadığının sormak, bordro tanıklarını dinlemek, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, dava nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiğinden araştırma genişletilerek yukarıda yer alan hukuki açıklamalar ışığında hakdüşürücü sürede gözetilmek suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Öte yandan, davacının 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa istinaden İşkur'dan işsizlik ödeneği tespiti yapılarak tarafına ödenmesine dair talebi ile hizmet tespitine ilişkin talebinin tefrikine karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının iddiası; davalı şirket yetkilisi ve vekili ile davalı SGK vekilinin müdafaları; taraf vekillerince dosyaya ibraz edilen deliller-belgeler; UYAP ortamından alınan nüfus kayıtları; Gebze, İzmit ve Kocaeli SGM'nin, Kocaeli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün, Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğünün, Darıca İlçe Emniyet Müdürlüğünün, cevabi müzekkereleri; davacı tanıkları ..., ..., ... ile bordro tanıkları ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in antlı anlatımları; hesap bilirkişisi Av. ... tarafından tanzim edilen 05.07.2017 tarihli bilirkişi raporu ile dosya içerisinde mevcut cümle delillerin değerlendirilmesi ve tahlilinden; Mahkememizce yapılan yargılama safahatında taraf delillerinin toplandığı, davacı tanıkları ve re'sen seçilen bordro tanıklarının antlı olarak dinlendiği, davacı ile davacı tanığı ...'un döküm cetvelleri keza davalı şirkette çalışanlara ilişkin dönem bordrolarının Gebze SGM den celp edildiği, davalı işveren şirkete komşu olan işyerleri ve işyerlerinde çalışanlar ile ilgili ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Kurum müfettişlerince davalı işverene ait şirkette inceleme yapılıp yapılmadığı konusunda gerekli yazışmaların yapılarak tüm deliller toplandıktan sonra dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı; hizmet tespiti ve SGK mevzuatı konusunda uzman Bilirkişi Av. ... tarafından tanzim edilen 05.07.2017 tarihli raporun hüküm vermeye yeterli ve gerekçeli olduğu; bu raporda tarafların iddia ve müdafaları, taraflarca dosyaya ibraz edilen deliller-belgeler, gelen müzekkere cevapları, davacı tanıkları ve bordro tanıklarının davalı işyerindeki çalışma süreleri tek tek değerlendirilmek ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle davacının dava konusu ettiği 08.05.2002 - 30.04.2008 tarileri arasındaki süre yönünden ilk işe giriş bildirgesinin 30.04.2008 tarihinde SGK ya verildiği ve o tarihten sonra kesintisiz olarak 11.12.2013 tarihine kadar çalışmasının bildirildiği, işten çıkış tarihinden sonra 5 yıllık süre geçmeden 25.12.2013 tarihinde iş bu hizmet süresi tespiti davasının açıldığı; davada sigorta bildirimi yapılmayan 30.04.2008 tarihinden önceki süreler yönünden hak düşürücü sürenin geçmediği; davacının işe girdiğini iddia ettiği 08.05.2002 tarihinden sigortaya bildiriminin yapıldığı 30.04.2008 tarihine kadar davalı işyerinde kesintisiz ayda 30 gün üzerinden çalışmış olduğu hususunun tanık beyanları ile kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlandığını; Mahkemede aynı görüşte olması durumunda davacının 08.05.2002 tarihinden kesintisiz çalışma bildirimine başlamadan 30.04.2008 tarihleri arasındaki Kuruma bildirilmesi gereken sürenin 2151 gün olduğu ve hiç bildirim yapılmamış olduğundan bu sürenin tamamından tabloda gösterildiği şekilde bildirilmesinin gerektiğini ve davacının prime esas kazançlarının çalışılan tarihlerde geçerli olan yasal asgari ücret ve prime esas kazanç tavan ücretleri üzerinden bildirmesinin gerektiğini belirttiği, bilirkişinin bu belirlemelerinin, hesaplamalarının dosya kapsamına, yasaya ve usule uygun olduğu anlaşıldığından davacının hizmet tespiti davasının kabulü ile davacının Kocaeli SGK İl Müdürlüğünün 103036141 sicil sayılı dosyada işlem gören davalı şirkete ait işyerinde bilirkişi raporu doğrultusunda 08.05.2002-30.04.2008 tarihleri arasında asgari ücretle sigortasız olarak 2151 gün çalıştığının tespitine" karar verilmiştir. C. 2'nci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 26.02.2019 tarih ve E.2018/1304, K.2019/1314 sayılı kararında; "Somut olayda, davalı işyerinde 2002/2. dönem ila 2004/7. ay arasında çalışan tek bordro tanığı ...'ın davacı ile sadece 4-5 ay kadar birlikte çalıştığına dair beyanı bulunduğu halde davacının 2002/2. dönemden itibaren kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesi hatalıdır. Kaldı ki dinlenen tanık beyanları ihtilaflı tüm dönemi aydınlatmak için yeterli değildir. Yapılacak iş, davacının davalı işyerinden sigorta bildirimi yapılmayan 30.04.2008 tarihinden önceki çalışmalarının sigorta bildirimi yapılan çalışmaları ile birlikte kesintisiz olarak devam edip etmediğini araştırmak, kesintisiz devam etmesi durumunda hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilemeyeceği hususu göz önüne alınarak ihtilaflı döneme ilişkin dinlenmeyen diğer bordro tanıklarını dinlemek, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, dava nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiğinden araştırma genişletilerek yukarıda yer alan hukuki açıklamalar ışığında tanık ...'ın davacının hizmetinin başladığı tarihe ilişkin beyanı da dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Kabulü göre de davacının vekili olmadığı halde davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır." gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 16.03.2023 tarih ve E.2021/135, K.2023/152 sayılı kararı ile "Bordro tanıklarının çalışma dönemleri ve davacı ile birlikte çalışmalarının bulunduğuna yönelik beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının; 2004 yılının 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 nci aylarında eksiksiz çalıştığı, 2005 yılında; 01.01.2005 - 03.01.2005, 13.10.2005 - 25.10.2005, 24.11.2005 - 31.12.2005 tarih aralıklarında çalıştığı, 2006 yılının 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 nci aylarında çalıştığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü yönünde" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. E. 3'üncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 12.10.2023 tarih ve E.2023/8550, K.2023/9657 sayılı kararında; "Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki bilgiler ışığında, davacının 08.05.2002-12.12.2013 tarihleri arasında geçen hizmet sürelerinin tespitini talep ettiği ve 30.04.2008-11.12.2013 tarihleri arasında davalıya ait 1030361 sicil numaralı işyerinde geçen çalışmalarının kayıtlı olması karşısında uyuşmazlık konusu dönemin 08.05.2002- 30.04.2008 sürelerine ilişkin olduğu, son bozma ilamından sonra davalı tanığı olarak dinlenen ...'nın ... Giyim unvanlı işyerinde çalıştığını, davacının da 2007 yılında 3-4 ay kadar ortacı olarak çalıştığını beyan ettiği, davacı asılın da söz konusu beyana karşı diyeceği sorulduğunda tanığın doğruyu söylediğini, kısa bir süre ... Giyim işyerinde ... ve Kurban Bayramı arasında çalıştığını beyan etmesi nedeniyle kesintili çalıştığı anlaşılmakta olup hüküm altına alınan sürenin hak düşürücü süreye uğradığı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır." gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum, lehe vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmediğini beyanla Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları, 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150, 331/3, 332'nci maddeleri, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 77 nci maddesinin 2 nci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davanın açıldığı tarih itibariyle davalı konumunda bulunan Kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bu yönlerin düzeltilmesi gerekmiş, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinde hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesi kararın bozmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi ile, Karar başlığında fer'i müdahil konumunda bulunan Kurum adının silinerek yerine "Davalı: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı" ibarelerinin yazılmasına, Hüküm fıkrasının 5 nci bendinde yer alan "fer'i müdahil" ibaresinin silinerek yerine "davalı ... Kurumu Başkanlığı" ibaresinin yazılmasına, Hüküm fıkrasına 6 ncı bent eklenerek "Davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte olan AAÜT uyarınca 28.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine" ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9177, K. 2024/10599, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-9177-e-2024-10599-k-08143cd7a6d9