Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/907 E. 2024/1841 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/907
Karar No
2024/1841
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2564 E., 2023/2657 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli İş Mahkemesi SAYISI : 2022/71 E., 2023/168 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.02.1990 tarihinde 0901019....238 sicil numarası ile ... adına kayıtlı ....609 sicil numaralı kıraathane işyerinde işe başladığını, çalışmasının üzerinden bir ay geçtikten sonra işveren ...'ın prim günlerini ödemediği gerekçesiyle ceza ödemesi sonucu işten ayrıldığını, 05.02.1990 tarihinde işe başlamasına rağmen SGK kayıtlarında işe girişinin gözükmediğini beyanla yanlışlığın düzeltilerek çalıştığı sürelerin sicil dosyasına işlenmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ön inceleme duruşmasında, davacının kardeşi olduğunu, uyuşmazlık konusu dönemde 2 hafta süre ile kendisine ait olan kıraathanede çalıştığını, iş yerinde yapılan bir denetimde sigortasız olarak davacıyı çalıştırdığından bahisle cezai işlem uygulandığını, davacının işe giriş bildirgesinin verildiğini ancak primi ödemediğini, 1990 yılı Nisan ayında iş yerini kapattığını beyan etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde;davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, Kurum kayıtları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "işe giriş bildirgesinin yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmesi ve içeriğindeki kimlik bilgilerine göre davacıya aidiyetinin belirlenmiş olması, 506 sayılı Kanun'un bildirgenin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 9 uncu maddesinde yer alan, işverenin, çalıştırdığı sigortalıları, bildirgelerle en geç bir ay içinde Kuruma bildirmek zorunda olduğu yönündeki düzenlemeye göre, 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi öncesinde Kuruma sunulan bildirgenin çalışma olgusunun karinesini oluşturması ve davacı yararına oluşan bu yasal karinenin aksini ortaya koyacak herhangi bir kanıtın Kurumca ileri sürülmemesi, işyerinin, uyuşmazlık konusu tarihi kapsar biçimde 05.02.1990-23.02.1990 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında faaliyetinin bulunması, yasal yönteme uygun olarak gerçekleştirilen bildirgeye dayalı tescilin Kurumca çekişmesiz sürdürülmüş olması, bildirgenin düzenlendiği tarihten itibaren süregelen dönemde prim ödemesi gerçekleştirmeyen işveren hakkında, sigortalıların sosyal güvenlik haklarını koruma anayasal yükümlülüğü altındaki Kurum tarafından herhangi bir işlem yapılmamış olmasının sigortalı aleyhine sonuç doğuramayacağına ilişkin hukuksal gerçeklik, ayrıca bilgi ve görgülerine başvurulan tanıkların da iddiayı doğrulayan aydınlatıcı ve net anlatımları karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu tarihte hizmet akdine tabi çalışma olgusunun varlığı belirgin bulunmakla, davacının 05.02.1990-23.02.1990 tarihleri arasında davalı yanında on dokuz(19) gün çalıştığına" kanaat getirilerek davanın kabulüne, 09.01.019....38 sigorta sicil numaralı davacı ...'ın, davalı işveren ... adına tescili olan 94049.09 sicil numaralı işyerinde 05.02.1990-23.02.1990 tarihleri arasında aralıksız olarak, asgari ücret karşılığında, toplam 19 gün çalıştığı, bu çalışmalarının Kuruma bildiriminin yapılmadığının tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından davanın ispatlanamadığını, eksik ve hatalı inceleme sonucu karar verildiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının davalı işverene ait işyerinde işe başladığına dair bildirgenin verilmesinden dolayı hak düşürücü sürenin işlemeyeceği görülmektedir. Dinlenen tüm tanıklar davacının eylemli çalışmasını doğrulamıştır. Özellikle işyerinin ilk yoklama fişinde muhasebeci olarak ...'ın olduğunun kayıtlı olması ve tanık ...'ın davacının eylemli çalışmasını doğrulamış olması karşısında denetlenebilir iş bu tanık beyanının esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir" gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle, dosyada bulunan tanıkların beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/907, K. 2024/1841, T. 27.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-907-e-2024-1841-k-843745c7fa9e