Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9037 E. 2024/9784 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9037
Karar No
2024/9784
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2014/765 E., 2024/176 K. KARAR : Ret Taraflar arasında Mahkemede görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın Kurumdan emekli aylığı almakta iken 12.01.1998 tarihinde görev aldığını, bu sebeple de 15.01.1998 tarihinden itibaren almış olduğu aylıkların yersiz ödeme teşkil ettiğinden 15.01.1998-30.04.2007 tarihleri arası devreye ait aylık tutarı 49.207.88 TL ile 19.04.2002 - 19.02.2007 tarihleri arasında yersiz sağlık karnesi kullanımından ... 5.182,95 TL harcamanın toplamı olan 54.390,83 TL borcunun bulunduğunu, bu borcun tahsili için Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğünün 2008/13921 Esas sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, açılan takibe borçlunun itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek bu itirazın yerinde olmadığını dolayısıyla itirazın iptali ve takibin devamına ve %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu alacak için İş Mahkemesi nezdinde açılan ve görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 2009/954 Esas sayılı dosyası ile 04.06.2009 tarihinde açılmış bulunan bir dava bulunduğunu, bu dava ile davanın konusu, tarafları ve sebebinin aynı olduğunu, bu sebeple de dertestlik itirazında bulunduklarını, davacı Kurumun 15.01.1998 tarihi itibarı ile emekli maaşını kesmesi gerekirken kesmeyerek yanlış işlem yaptığını, muhatabın Milli Eğitim Bakanlığı olması gerektiğini, bu sebeple de husumet itirazında bulunduklarını, davacının geçmişe dönük şekilde geri alma tarihine kadar yaptığı ödemeler için alacak ve faiz isteme ... bulunmadığını, asıl alacak miktarının 54.390,83 TL olarak hesaplanamayacağını, faiz talep edilemeyeceğini, davacının 01.10.2005 tarihinden önceki dönem için borç çıkarmaması gerektiğini, 5437 sayılı 2006 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun'u 31 inci madde hükmü uyarınca 01.10.2005 tarihinden önceki dönem için borç çıkartılamayacağı ve aynı dönem için çıkartılmış borcun tahsil edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, davalıya 15.01.1998 - 30.04.2007 tarihleri arası devre aylıkları ve 19.04.2002 - 19.02.2007 tarihleri arasındaki sağlık karne kullanım bedeline dair bu borcun çıkartılmasının mümkün olmadığını da belirtmek suretiyle nedensiz yere zenginleştiği bir an için kabul edilse bile BK 63 üncü maddesine göre iyi niyet kurallarının kabulünün asıl olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.12.2013 tarihli ve 2009/153 Esas, 2013/565 Karar sayılı kararı ile davacı Kurum işleminin yerinde olduğu, davacının öğretmen olarak çalışması nedeniyle istirdadı istenilen ve bilirkişiler raporunda belirtilen miktarda ve tespit edilen faiz üzerinden, kendisine ödenen emekli maaşının elde kalacağı değerlendirilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı borçlunun Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğünün 2008/13921 Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 20.783,61 TL asıl alacak, 1.870,52 TL faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazla takibin iptaline, alacak yargılamayı gerektirip likit olmadığından tarafların icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.11.2014 tarihli 2014/8952 Esas, 2014/2424 Karar sayılı ilamı ile; yapılacak iş, davacının 6552 sayılı Kanun uyarınca yapılandırmadan yararlanıp yararlanmadığının davalı Kurumdan sorulması, başvurusu varsa buna ilişkin evrakların getirtilmesi, davacının henüz başvurusu yoksa başvuruda bulunup bulunmayacağının davacıya sorulması, bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların bu maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart koşulduğunun gözönünde tutulması, Kanun'da yazılı sürenin sonuna kadar beklenilmesi, davacının davadan vazgeçmesi halinde davanın bu nedenle reddine karar verilmesi, aksi halde işin esasına girilerek bir karar verilmesinden ibarettir gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile davanın dayanağı Kurum işleminin İdare Mahkemesince iptal edilmiş olması karşısında davacıya yapılan ödemelerin yersiz ödeme olarak kabul edilmesi mümkün gözükmediğinden Kurumca başlatılan icra takibine davalı itirazının haklı olduğu ve davacı Kurumun itirazın iptali isteminin reddi gerektiği kanısına varılmıştır, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurumun işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini ve usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen ele alınması gereken bir husustur. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 1 inci maddesiyle; Maliye Bakanlığına bağlı olmak ve bu Kanun'da yazılı emeklilik işlerini görmek üzere Ankara’da, tüzel kişiliğe sahip Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı kurulmuş ise de, 20.05.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 43 üncü maddesiyle, 5434 sayılı Kanun'un bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmış, devredilen kurumlar ve devre ilişkin hükümler içeren Geçici 1 inci maddesiyle de, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, hiç bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanun'un yürürlük tarihi itibarıyla, görevleri ile birlikte, 1’inci maddeye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmiştir. Anayasa'nın 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır"; ve yine Anayasa'nın 37 nci maddesi ile "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". Anayasa'nın 125 inci maddesinde yer verilen kural, yönetimin/idarenin kamu hukuku ya da özel hukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4 üncü maddesinde; “Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'a göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun'da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanun'un 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan, “Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlığını taşıyan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 134 üncü maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasından ... uzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 101 inci maddesinde de, bu Kanun'da aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına alınmıştır. İş mahkemeleri, esas olarak iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasından kaynaklanan bireysel ve toplu hak uyuşmazlıklarını çözmek üzere, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na dayanılarak kurulmuştur. Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumunun prim ve diğer alacaklarının hesaplanması, sigortalı olma hakkının kazanılması ya da kaybedilmesi, işçilik alacaklarının belirlenmesi gibi kendi içinde bütünlük ve uzmanlık gerektiren konular bu mahkemelerin görev alanına girmektedir. 3.Değerlendirme Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirme sonucu; 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesi gereğince, 5434 sayılı Kanun kapsamında yersiz ödenen aylığın tahsiline ilişkin başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin eldeki uyuşmazlığın çözümünde; 5434 ve 5335 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak olup, 506 veya 5510 sayılı Kanun'ların uygulama yeri bulunmadığından, sözü edilen 134 ve 101 inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemeleri görevli olmayıp, davacının talebinin itirazın iptali ve icra inkar tazminatı olması karşısında bu tür davaların genel mahkemelerin görev alanı içerisinde olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak, genel mahkemeler yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme sonucu, işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9037, K. 2024/9784, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-9037-e-2024-9784-k-eb6641b9644e