Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8972 E. 2024/11462 K. – Sigorta Primin

Konu: Sigorta Primine Esas Kazanç Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8972
Karar No
2024/11462
Karar Tarihi
Konu
Sigorta Primine Esas Kazanç Tespiti

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/369 E., 2024/730 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/244 E., 2022/400 K. Taraflar arasındaki sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili ...'ün, davalı işverene ait "... Kuyumculuk" isimli kuyumcu atölyesinde 03.07.2004 tarihinde sarraf olarak çalışmaya başladığını ve 08.05.2020 tarihine kadar kesintisiz olarak 15 yıl 10 ay 5 gün çalıştığını, müvekkilinin davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı ilk üç yıl net olarak aylık asgari ücretin 1,5 katı ücret mukabilinde çalıştığını, ilk üç yıldan sonra ise net olarak aylık asgari ücretin 2 katına çalıştığını, davalı işverenin, müvekkilinin haklı nedenle fesih tarihi olan 08.05.2020 tarihine kadar müvekkilinin sigorta primine esas kazancını Sosyal Güvenlik Kurumuna asgari ücret olarak bildirildiğini, müvekkilinin almış olduğu ücretin asgari ücretten çok daha yüksek bir ücret olduğunu, müvekkilinin aylık kazancının, davalı işverinin işyerindeki 16 yıllık kıdemi ve güvene dayanan sarraflık mesleğini ifade ediyor olması sebebiyle asgari ücret düzeyinde olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilline ait SGK primlerinin, asgari ücret düzeyinden bildiriliyor olması, müvekkilinin uzun vadeli sigorta kollarını olumsuz etkilediğini, müvekkilinin, defalarca kez işverenden, SGK primlerinin gerçekte aldığı ücret üzerinden yatırılmasını talep ettiğini, buna rağmen davalı işverenin, bu taleplerinin göz ardı ederek SGK primlerinin asgari ücretten yatırmaya devam ettiğini, sigorta primlerinin, işçinin gerçekte aldığı ücretten daha düşük bir ücret üzerinden yatırılmasının, yasal düzenlemelere ve hukuka aykırı olduğunu, emsal Yargıtay kararında işçinin sigorta primlerinin gerçekte aldığı aldığı ücret ile aynı olması gerektiğini belirttiğini, açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle, müvekkilinin, davalı işverenin işyerinde çalışmaya başladığı 03.07.2004 ve haklı nedenle feshettiği 08.05.2020 tarihleri arasında sigorta primine esas gerçek kazancın tespiti, tespit edilen bedelin uzun vadeli sigorta kollarını etkileyecek şekilde SGK kaydına işlenmesi, çalışma süreleri boyunca davalı işveren tarafından eksik ödenen SGK primlerinin davalı işverenin sorumluluğuna ait olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini," talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili, davacı tarafından haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddi gerektiğini, davacı ile Kurum arasında hizmet akdi ilişkisinin bulunmadığını, davacı tarafça çalıştığı işverene karşı dava açması gerekirken Kuruma husumet yöneltilmesi yasal olmadığını, Kurumda mevcut kayıtların tetkikinden davacının tespit talep ettiği şekilde maaşlarla çalışmasının bulunmadığını, bildirilen kazanç gerçek kazanç miktarından daha az ise, burada sorumluluğun işverene ait olduğunu savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davacı tarafın beyanlarının ve iddialarının gerçek olmadığını, iddiaların gerçeklikten uzak, soyut ve geçersiz olduğunu, davacının çalışmasının devamlı olmadığını, kesintili olduğunu, bu konuda SGK kayıtları incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, davacının, davalı işyerindeki çalışma süresinin SGK kayıtlarındaki gibi olduğunu, davacının kazancının düşük gösterilmediğini, müvekkili işyerinde, davacının vasıfsız işçi olarak çalıştığını, davacı, dava dilekçesinde sarraf olarak çalıştığını beyan ederek bir kazanım çabası içerisine girdiğini ve olmayan bir şeyi ileri sürerek Mahkemeyi yanıltıcı davranış sergilediğini, davacının sarraf olmadığını, sarraf olan davalı olduğunu, davacının, asıl sarraf olan ve ustalık belgesi olan davalının yanında yardımcı olarak çalışan bir çalışan olduğunu, davacı asgari ücretle çalıştığını, yaptığı mesai olduğu zaman bu maaşına eklenerek ödemesi gerçekleştirildiğini, bu hususun banka hesap kayıtları ve maaş bordroları ile açık olduğunu, hastanaye gitmeye izin verilmediği iddiasın da doğru ve gerçekçi olmadığını, davacının fazla mesai talebinin haksız olduğunu, davacının hafta içi saat 11.00 — 17.00 saatleri arasında çalışmayı kabul ve taahhüt etmesine rağmen 04.05- 05.05- 06.05. 2020 tarihlerinde mazeretsiz ve bildirimsiz olarak işe gelmediğini, mazeret bildirmeksizin işine devam etmeyen ve kendi isteği ile işi terk eden işçinin durumunu tespit eden tutanaklara dayanarak, işten çıkışı yapıldığını savunmuş haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile Davacının 03.07.2004-08.05.2020 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı 1016558 sicil nolu işyerinde çalıştığı tarihlerde asgari ücretin 1,3439 katı ile çalıştığının tespitine, PEK'in bu kapsamda Kurum kayıtlarına kayıt ve tesciline, Fazla istemin reddine” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, davacının çalışma süresinin SGK kayıtlardaki gibi olduğunu, eksik inceleme ile usul ve yasalara aykırı verilen İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, davacının tespit talep ettiği şekilde maaşlarla çalışmasının bulunmadığını, bildirilen kazancın gerçek kazanç miktarından daha az ise, burada sorumluluk işverene ait olup Kurum bu davada yasal hasım olmadığını, yargılama giderlerinden ve mahkeme vekalet ücretinden Kurumun sorumlu tutulmaması gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak davacının başka bir delille desteklenmeyen davasın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davacının Mersin 7. İş Mahkemesi 2020/305 Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı işçilik alacakları dosyasının derdest olduğu, henüz kesinleşmediği ve sigortalı davacının buradaki alacaklar nedeniyle prime esas kazanç talebi olmadığı anlaşıldığından, Mahkemece bu dosyanın sonucunun beklenmeden karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal mevzuat gereğince, Mahkemece yazılan müzekkere cevapları, dinlenen tanık beyanları ve işçilik alacakları dosyasında alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre verilen kısmen kabul kararının, usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355 inci maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan Mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin, HMK 353/1 –b1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 506 sayılı Kanun'un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 3. Değerlendirme Eldeki dava, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, Mahkemece emsal ücret araştırması çerçevesinde bilirkişi raporunda oranlama suretiyle tespit edilen ücrete göre dava konusu tüm dönemde davacının asgari ücretin 1,3439 katı ile çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de Mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamında yer alan yazılı deliller ve tanık beyanları yukarıda açıklanan yasal mevzuat ve ispat sınırı da gözetilmek suretiyle değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermekten ibaret olup TÜİK verisi üzerinden prime esas kazanç tespitine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8972, K. 2024/11462, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8972-e-2024-11462-k-d0daedf27684