Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8749 E. 2024/10680 K. – Kurum İşlemini

Konu: Kurum İşleminin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8749
Karar No
2024/10680
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1008 E., 2024/1604 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/422 E., 2024/68 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 4/a kapsamında sigortalı olduğunu, SGK'dan 4/a kapsamındaki hizmetine göre 09.03.2023 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, Kurumca 4/b Bağ-Kur hizmeti ve Bağ-Kur hizmetinden kaynaklı prim borcu bulunduğu gerekçesiyle davacıya yaşlılık aylığı bağlanmadığını, prim borcunu ödemeye zorlanıldığını, Kurumun hizmet birleştirerek işlem yapacaklarını, hizmet birleştirmeden sadece 4/a kapsamındaki hizmetine göre yaşlılık aylığı bağlayamayacaklarını bildirdiklerini, 4/b kapsamındaki prim borcunu ödemesi gerektiğini; müvekkilinin netice alamadığı için 25.08.2023 tarihinde Kuruma yazılı müracaatla, hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı, 4/a kapsamındaki hizmetinin yaşlılık aylığına yettiğini belirterek 09.03.2023 tarihli talebine göre yaşlılık aylığı bağlanmasını içerir dilekçe ile müracaat ettiğini, Kurumca 09.03.2023 ve 25.08.2023 tarihli talep ve dilekçelerine göre yaşlılık aylığı bağlanmadığını belirterek davacının 09.03.2023 tarihli talebine göre hizmet birleştirmeksizin yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini ve Kurumca yaşlılık aylığı bağlanması için ödemeye mecbur bırakılan 56.362,80 TL Bağ-Kur prim ödemesinin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurumun kayıtlarında yapılan incelemede; davacının 09.03.2023 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, buna istinaden 4/b hizmetlerinin intra sistemi üzerinden talep edildiği, 4/b servisinden gelen cevabi yazıda sigortalının 4/b'ye borcunun bulunduğu, buna istinaden hizmet birleştirme yapılarak sigortalıya 01.10.2023 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, dava konusu ihtilafta iptali gerektirecek bir husus bulunmadığı gibi müvekkil Kurumca yapılan işlemde herhangi bir hukuka aykırılık da söz konusu olmadığı; bu nedenle haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının, 09.03.2023 tarihli tahsis talebine istinaden hizmet birleştirilmesine zorlanmaksızın 4/a kapsamında takip eden aybaşı olan 01.04.2023 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, Kurum hesabına 09.03.2023 tarihi sonrasında ödenen 56.362,80 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Davalı Kurum vekili İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Kurumun işleminin 5510 sayılı Kanun'a ve ilgili Kanunlara ve usule uygun olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "2829 sayılı Kanun'un amacı hiçbir Kurumdaki hizmeti aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasını sağlamak ve değişik Kurumlardaki hizmetlerin birleştirilerek ziyan olmasını önlemektir. Kanun ile vatandaşlara sosyal güvenlik sağlanarak, kişileri yaşadıkları toplum içinde insan onuruna yaraşır şekilde onları başkalarına muhtaç etmeyecek asgari bir hayat standardı sağlanmak istenmiştir. Aksinin düşünülmesi Anayasa'nın sosyal güvenliğin bir insan ... olduğuna ilişkin ilkesine aykırılık oluşturur. Nitekim aynı ilkeden hareket edilerek kişilere askerlik hizmetinden veya yurt dışı hizmetlerinden yaşlılık aylığı bağlanmasına yetecek kadar süreyi borçlanarak değerlendirme olanağı tanınmış, tüm süreyi borçlanma zorunluluğu konmamıştır. Söz ve deyimlerin lafzi anlamına sıkı sıkıya bağlanarak, 2829 sayılı Kanun'dan yararlanabilmek için kişiyi tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamanın sosyal güvenlik sistemi ve Kanun'un amacı ile bağdaşmadığı gerçeği karşısında, kişiye tek bir Kanun'a tabi çalışması ya da borçlanması ile aylık bağlanabiliyorken, ikinci bir Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi hizmetin birleştirilmesine zorlamak uygun olmayacaktır (HGK'nın 06.03.2002 tarih, 2002/132 Esas ve 2002/139 Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.) Bu açıklama ışığında; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle Kanun'a uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilmemiş olmasına göre Mahkeme kararının usul ve Kanun'a uygun olduğu" gerekçesiyle davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davalı Kurum vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıya hizmet birleştirilmeksizin yaşlılık aylığı bağlanmaması ve Kurumca yaşlılık aylığı bağlanması için ödemeye mecbur bırakılan 56.362,80 TL Bağ-Kur prim ödemesine yönelik Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2-2829 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8749, K. 2024/10680, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8749-e-2024-10680-k-ea6e0c8106e2