Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8530 E. 2024/12187 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8530
Karar No
2024/12187
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1285 E., 2024/1165 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/260 E., 2023/130 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkil şirketin işletmekte olduğu ... Mah. ... Cad. Belek-Serik/Antalya adresinde ... Belek Otelinde gerçekleşen kazaya ilişkin olarak, davalı ... ile maddi ve manevi tazminat talepli Serik İş Mahkemesi 2020/87 E. sayılı dosyasının 14.06.2023 tarihli celsesinde verilen 1 nolu ara karar gereği taraflarına davacı kazazede ...'ın maluliyetinin tespiti hususunda dava açılması için yetki ve süre verildiğini, işbu ara karar doğrultusunda işçinin anılan olay neticesinde malul kalıp kalmadığının, malul ise maluliyet oranının tespiti gerektiğini, davalılardan ...’ın 08.03.2018 tarihinde ... Otelinde çalışmakta iken buggy (golf aracı) çarpması suretiyle iş kazası meydana geldiği iddia edilen olay nedeniyle maddi manevi tazminat talepli dava, Serik 1. İş Mahkemesi 2020/87 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, Serik 1. İş Mahkemesinde 2020/87 E. ile görülmekte olan dosyada, 24.07.2018 tarihli İzmir SGK raporunda maluliyet oranının %14.1, 24.05.2019 tarihli İzmir SGK raporunda %20.1, 01.03.2021 tarihli YSK raporuna göre %20.2 olduğuna yer verildiğini, söz konusu rapora karşı ileri sürülen itirazları kapsamında Serik 1. İş Mahkemesince dosyanın ATK 3. İhtisas Kuruluna gönderilmesine karar verildiğini, tanzim edilen 10.11.2021 tarihli ATK 3. İhtisas Kurulu raporuna göre %14.1 olduğu ve kazazedenin, birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı, tespitlerine yer verildiğini, bu rapordaki belirtilen iş göremezlik oranına taraflarca itiraz edilmesi ve dosya kapsamındaki raporlar ile işbu rapor arasında da çelişkiler olduğu da göz önüne alınarak dosyanın ATK Üst Kuruluna gönderilmesine karar verildiğini, ATK 2. Üst Kurul raporunda, kazazedenin iş göremezlik oranının mesleğine göre %12, yaşına göre ise %14.1 olduğu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı tespitlerine yer verildiğini, bu kez işbu raporda yer verilen maluliyet oranına itirazlarımız ve maluliyet oranına ilişkin çelişkiler sebebiyle 14.06.2023 tarihli celsedeki ara kararı ile Mahkemece maluliyet oranının tespiti davası açılması için taraflarına süre verildiğinden bahisle, davalı işçinin anılan olay neticesinde malul kalıp kalmadığının, malul ise maluliyet oranının Adli Tıp Kurumundan rapor alınması suretiyle tespiti gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Serik 1. İş Mahkemenin 2020/87 Esas sayılı dosyasının 16.06 2023 tarihli 1 nolu ara kararına istinaden, davacı şirket vekiline davalının iş göremezlik oranının belirlenmesi açısından tarafına ve dava dışı SGK hasım gösterilerek tespit davası açılması için süre verildiği işbu sebeple bu davanın açıldığını, davacı şirketin açtığı dava haksız ve mesnetsiz olduğunu, zira İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporuna göre maluliyet oranı %14,10 tespit edilmiş, bu oranın daha önce SGK ve YSK raporlarına göre % 20,20 olması gerektiği yönündeki itirazlarım üzerine dosyanın yeniden gönderildiği Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından yapılan incelemeler sonucunda maluliyet oranının %14,10 olduğu şeklinde mütalaada bulunulmuş olup, bu kurulun üstü durumunda başka bir kurul olmadığından, bu oran istemeyerek de olsa kabul edilmek zorunda kalındığını, çünkü trafik-iş kazaları sonucundaki yaralanma olaylarında, olayın üzerinden en az 1- 1,5 yıl geçmeden yapılan değerlendirmelerin hatalı sonuç verdiği tüm uzman doktorlar tarafından ifade edildiğini, oysa, ATK raporu olaydan yalnızca 2,5 ay sonra verilen raporu esas aldığını, olaydan 1 yıl ve sonrasında alınan kurul raporlarında maluliyet oranım %20,20 şeklinde tespit edildiğini, 08.03.2018 tarihinde davacı şirkete ait ... Otelde meydana gelen trafık - iş kazasında, davacı işveren ve güvenlik müdürü olan ... ...'ın asli ve tam kusurlu olduklarını, kendisinin ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, bu olay sonucu açılan ceza davasında ... ...'ın %100 kusurlu olması nedeniyle teşdiden cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, olayın üzerinden 5,5 yıl geçmiş olmasına karşın, ayak bileğindeki kırıklar yüzünden bugüne kadar sürekli ağrı, morluk ve şişmelerin meydana geldiğini ve halen de iyileşme olmadığını, bu olay yüzünden, maddi ve manevi yönden büyük zarar gördüğünü, çünkü, olay tarihinde 53 yaşında iken asgari ücretin üzerinde kazanç elde etmekte olduğunu, 5,5 yıldır evine maddi bir katkısının olmadığı gibi eşi ve çocuklarından destek alarak hayatını sürdürebildiğini, evinde sürekli ayakta duramadığı için yemek, temizlik, ütü, bulaşık yıkama işlerini dahi yapmakta çok zorlandığını, 5 dakikadan fazla ayakta durduğu zaman ise ayağında şişme ve morarma başladığını ve ağrısının uzun süre geçmediğini, davacı şirketin, davalı olduğu dosya kapsamında sunulan tüm raporlara mesnetsiz itirazlarda bulunarak süreci uzatmaya çalıştığını, şirketin açtığı işbu dava da bu amaçlı olduğunu, çünkü, ATK raporlarında işgöremezlik oranının %14,10' a düşürülmüş olmasına karşın, davacı şirketin bu davada mesnetsiz şekilde maluliyetinin olmadığı iddiasında olduğunu, davalı şirketin maluliyetinin olmadığı iddiasında bulunmuş ise de, sürekli bakımdan "yatalak derecede bakıma muhtaçlığı" kastettiğinin anlaşıldığı, 08.03.2023 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazasında davacının kusurunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporlarda otelde güvenlik müdürü olarak çalışan ... ... ile şirketin asli ve tam kusurlu olduklarını, kendisinin ise herhangi bir kusurumun olmadığının tespit edildiğini, gerek ceza dosyasında gerekse hukuk dava dosyasında dinlenen tanıkların da güvenlik müdürü olarak çalışan ... ...'ın buggy aracını hızlı kullandığını, olayda kusurlu hareket ettiğini, aracın tekerinin kendi ayağının üzerinden geçerek ayak bileğinin kırılmasına sebebiyet verdiğini, çarpma sonucunda ayağın kopma derecesinde kırılmasına ve kemiğin dışarı çıkmasına sebebiyet verildiğini, kazadan sonra 3 ay boyunca sürekli yatalak vaziyette tedavi gördüğünü, kazadan önce asgari ücretin üzerinde maaş ve fazla çalışma ücreti gelirlerinin olmasına rağmen, kaza sonrasında çalışamadığı için bu gelirlerden mahrum kaldığını, sağlığı yerindeyken otelden arta kalan boş zamanlarında tarım işi ve temizlik işi gibi yevmiye karşılığı işlerde çalıştığını, maddi ve manevi yönden zor duruma düştüğünü ifade ederek davacının davasının reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki aleyhe hususları kabul etmediklerini, davada müvekkil kurumun husumetli olmadığını, bu nedenle husumet itirazının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkil kurumda 8/258701 tahsis numarası ile sürekli iş göremezlik geliri alan ... hakkında; davalı sigortalıya 08.03.2018 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu İzmir Bölge Sağlık Kurulunun 24.07.2018 tarih 1661 sayılı kararı ile %14,10 SID oranı üzerinden gelir bağlandığını, Sigortalının İzmir Sağlık Kurulunun vermiş olduğu 15.09.2019 tarihli Kontrol muayenesine istinaden 24.05.2019 tarih 7916420 sayı ile SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine sevk işleminin yapıldığını, yapılan sevk sonucunda 23.01.2020-624 sayılı sağlık kurulu raporuna istinaden İzmir Sağlık Kurulu 18.02.2020 tarih 20200700072 sayılı kararına göre 23.01.2020 tarihinden Artma Kaydı yapılmasının uygun görüldüğünü, artma tarihini takip eden dönemden (21.02.2020 ) sid oranı %20,20 olarak uygulandığını, Bölge Sağlık Kurulu kararı ve sevk yazısının ekte sunulduğunu, müvekkil Kurumun yapmış olduğu tüm işlemlerin yasal mevzuat çerçevesinde olup yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığını, bu nedenle haksız ve yasal dayanaktan yoksun açılan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''Somut olayda, usul ekonomisi gereği mahkememizin 2020/87 Esas sayılı dosyasının ve bu dosyadaki hastane evraklarının bir örneğinin dosya arasına alındığı, davalı sigortalının 08.03.2018 tarihli iş kazası nedeniyle Kurumca tespit olunan maluliyet oranı ile açmış olduğu Mahkememizin 2020/87 Esas sayılı tazminat davasında ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından tespit olunan maluliyet oranı arasında fark çıkması nedeniyle itirazlar üzerine dosyanın ATK 2. Üst Kuruluna sevk edildiği, ATK 2. Üst Kurulu raporuna göre davalı ...'ın maluliyet oranının %14,1 olarak tespit edildiği, bu haliyle tüm dosya kapsamında dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, hastane raporları ve ilgili mahkeme dosyaları ile tüm delil ve belgeler birlikte değerlendirilmekle, davacının maluliyetine ilişkin raporlar arasındaki çelişkilerin ATK 2. Üst Kurulu raporu ile giderildiği, 05.12.2022 tarihli raporun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, anlaşılmakla kazazede ...'ın 08.03.2018 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %14,1 olarak tespitine'' gerekçesi ile ''Davanın kabulü ile Davalı ...'ın 08.03.2018 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle 24.05.2018 tarihinden itibaren e cetveline göre %14,1 oranında meslekten kazanma gücünü kaybetmiş sayıldığının tespitine,'' şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı kurum vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tazminat dosyasında verilen süre gereği iş verenlikçe açılmıştır. Mahkemenin 2020/87 Esas sayılı dosyası, alınan izin kapsamında UYAP üzerinden incelenmiştir. İncelemeye göre Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporuna göre meslekte kazanma gücü kayıp oranı %20.2 olarak belirlenmiştir. Tazminat dosyasında alınan ATK 3. İhtisas Dairesi ve 2. Üst Kurulu raporlarında ise davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının %14,1 olduğu tespit edilmiştir. Yasal prosedür işletilmiş olup, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu kurum açısından bağlayıcıdır. Dava itiraz mahiyetinde olduğuna göre davacının sıfatı (işveren) gözetildiğinde davanın kabulüne karar verebilmek için %14,1 oranından daha az bir orana ulaşılması gerekir. Dolayısıyla davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. (Dairemizin 27.01.2021 gün ve 2021/49 Esas 2021/151 Karar sayılı kararını onaylayan Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10.11.2021 gün ve 2021/5333 Esas, 2021/13846 Karar sayılı kararı da böyledir.) Açıklanan gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dava tazminat dosyasında verilen süre gereği iş verenlikçe açılmıştır. Mahkemenin 2020/87 Esas sayılı dosyası, alınan izin kapsamında UYAP üzerinden incelenmiştir. İncelemeye göre Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporuna göre meslekte kazanma gücü kayıp oranı %20.2 olarak belirlenmiştir. Tazminat dosyasında alınan ATK 3. İhtisas Dairesi ve 2. Üst Kurulu raporlarında ise davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının %14,1 olduğu tespit edilmiştir. Yasal prosedür işletilmiş olup, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu kurum açısından bağlayıcıdır. Dava itiraz mahiyetinde olduğuna göre davacının sıfatı (işveren) gözetildiğinde davanın kabulüne karar verebilmek için %14,1 oranından daha az bir orana ulaşılması gerekir. Dolayısıyla davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. (Dairemizin 27.01.2021 gün ve 2021/49 Esas 2021/151 Karar sayılı kararını onaylayan Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10.11.2021 gün ve 2021/5333 Esas, 2021/13846 Karar sayılı kararı da böyledir.) Açıklanan gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine, davalıların istinaf başvuruları ise yerinde olduğundan kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının HMK'nın 352/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak davanın reddine ilişkin yeniden karar vermek gerekmiştir. '' gerekçesi ile ''1-Davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, -Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin olarak alınan 269,85 TL nin mahsubu ile eksik olan 157,75 TL harcın davacı şirketten alınarak hazineye irad kaydına, -Davacı şirket tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 2-Davalı SGK vekili ve davalı ... tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının HMK'nın 352/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın reddine,'' şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, b.İstinaf dilekçesinde ki hususları tekrar ettiğini, c.İlk Derece Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, Adli Tıp Kurumundan alınan raporların yetersiz olduğunu, davacının maluliyet oranın belirlenen kadar olamayacağını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, maluliyet oranının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, dosya içerisine alınan bilgi ve belgeler, davalı kurumun cevabi yazıları ve raporları, YSK raporu ve ATK 3. İhtisas Kurulu raporu ve Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan alınan rapor dikkate alındığında tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8530, K. 2024/12187, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8530-e-2024-12187-k-a1eab50f0f87