Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8459 E. 2024/9099 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8459
- Karar No
- 2024/9099
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/189 E., 2024/89 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının 16.09.1997 tarihinde davalı TRT Ankara Televizyon Müdürlüğünde ilk olarak istisna sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 24.09.2008-20.09.2013 tarihleri arasında işçi statüsüne gerçekleştiğini, 20.09.2013 tarihinden itibaren memur olarak halen devam ettiğini, davacının 16.09.1997-24.09.2008 tarihleri arasında çalışmasının bir fiil ve kesintisiz hizmet akdine dayandığını, buna rağmen çalışmasının eksik gösterildiğini, 2002 yılının belli bir dönemine kadar ödemelerin elden yapıldığını, sonrasında bankaya yatırıldığını, istisna akitli dönemlerde de davacının çalışmasının hizmet akdine dayandığını belirterek, davacının davalı işyerinde 16.09.1997-24.09.2008 tarihleri arasında geçen hizmet akitli çalışmasının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı TRT Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; ilk itirazlarda bulunmuş, davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2021 tarihli ve 2019/348 E., 2021/23 K. sayılı kararı ile "... Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, davacının 16.09.1997-24.09.2008 tarihleri arasında tespiti gereken hizmetinin bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, çalışmanın sürmesine ve belgelere göre hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, dava tarihinden önce ek bildirgeler ile müfettiş raporu sonrası 16.09.1997-09.11.2000 arası hizmetin sağlanmış olması nedeniyle bu döneme ilişkin dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından talebin reddi gerektiği, yine davalı işyerinden hizmet bildirilen 15.07.2002 - 31.12.2002, 2003/2 dönem, 19.01.2004 - 14.12.2004, 07.03.2005 - 30.12.2005, 25.01.2006 - 25.12.2006, 24.01.2007 - 24.12.2007, 04.02.2008 - 24.09.2008 dönemlerine ilişkin dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından talebin reddi gerektiği, dava konusu edilen Kurum tarafından bildirim yapılmayan dönemlere ilişkin yapılan değerlendirmede ise banka kayıtları, sözleşmeler, bordro tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu dönemde eylemli olarak çalışmanın ispat edilmesi, davacının yüklendiği edimi işveren tarafından sağlanan yerde işverenin denetim ve gözetimi altında, işverenin belirlediği zamanda ve ücret karşılığı, aynı anda başka bir iş yapmadan yerine getirmesi karşısında, bildirim yapılmayan dava konusu dönemlerde de çalışmada hizmet akdi unsurlarının bulunduğu ve iş sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği kanaati ile davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, fazlaya ilişkin talebin reddedildiği" gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; 1-a)Davacının davalı işyerinde 09.11.2000-24.09.2008 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak ayda 30 gün üzerinden Kuruma bildirilmeyen sürelerde de kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, b)Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sadece tanık ifadelerine dayanılarak yapılan tespit dolayısıyla mahkeme kararı hatalı olduğunu, hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin olduğunu; kişinin çalışmaları konusunda her türlü araştırmanının yapılması gereken, özellikle yazılı belgelerin dikkate alınması gereken davalardan olduğunu sadece tanık ifadelerine itibar edilebilecek davalardan olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurumun yapmış olduğu işlemler yasal mevzuat gereği olup herhangi bir aykırılık ve yanlışlık bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını, davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2022 gün, 2021/866 E. - 2022/1841 K. sayılı kararı ile "... Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı kuruma ait ... sicil sayılı işyerinden ek bildirgeler ile müfettiş raporu sonrası davacı adına 16.09.1997-09.11.2000 arası hizmetin sağlanmış olduğu, ayrıca davalı işyerinden davacı adına 15.07.2002 - 31.12.2002, 15.01.2003- 12.12.2003, 19.01.2004 - 14.12.2004, 07.03.2005 - 30.12.2005, 25.01.2006 - 25.12.2006, 24.01.2007- 24.12.2007, 04.02.2008 - 20.09.2013 4/a kapsamında, 20.09.2013 den günümüze ise 4/c kapsamında bildirim yapıldığı, davacı ile davalı TRT arasında yapılan sözleşmelerin sunulduğu, dinlenen tanıkların davacının kesintisiz çalıştığını, kadrolu çalışanlarla aynı çalışmayı yaptığını ve emir talimatları davalı kurumdan aldığını belirttikleri anlaşılmaktadır. Somut olayda, uyuşmazlık konusu dönemde taraflar arasında bulunan sözleşmeye istisna akti bulunmakta ise de sözleşmelerin sürekli yenilenmesi, çalışmanın davalıya ait işyerinde geçmesi ve emir ve talimatların davalı tarafından verilmesi husuları birlikte ele alındığında bağımlılık unsurunun oluştuğu, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 17.02.2023 gün, 2023/1000 E., 2023/1334 K. kararında; "... 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemenin, davacının davalı Kurumda istisna akdi adı altında düzenlenen sözleşmeler imzalamış ise de bu sözleşmelerin hizmet akdi niteliğinde olduğu yönündeki tespiti yerinde ise de sözleşme olmayan dönemlerdeki çalışmaya dair kabulü eksik araştırmaya dayalı olup kamu kurumu niteliğinde olan davalı işyerinde, davacının sözleşme kapsamı dışında çalıştığının ne şekilde mümkün olduğu, kamu kurumundaki ücret ödemelerinin belgeye dayandırılması ve muhasebede gösterilmesi zorunlu olmasına karşılık davacıya bu dönemde ücretin ne şekilde ödendiği ayrıntılı olarak sorulup araştırılmadan genel ifadelerle sürekli çalıştığı yönündeki kabulü hatalıdır. Mahkemece, kabule konu dönemde müdür/şef vs. pozisyonundaki tanıklar yeniden dinlenilerek, ödeme kayıtları ve davacının işyerine giriş-çıkış kayıtlarının celbi ile beyanlar denetlenmeli, davacının çalıştığı dönemde hangi işleri yaptığı sorulup tespit edilerek bu işle ilgili tutanak, kayıt, programlar vs. tespit edilerek belgeleri celbedilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Tanık beyanları, dosyaya mübrez Kurum kayıtları, davalı işyeri kayıtları, davacı özlük dosyası birlikte değerlendirildiğinde; davacı adına davalı Kuruma ait ... sicil sayılı işyerinden ek bildirgeler ile müfettiş raporu sonrası 16.09.1997-09.11.2000 arası hizmetin sağlanmış olduğu, daha sonraki dönemde ise yine davalı işyerinden hizmet bildirildiği bu hizmetlerin; 15.07.2002 - 31.12.2002, 15.01.2003 - 12.12.2003, 19.01.2004 - 14.12.2004, 07.03.2005 - 30.12.2005, 25.01.2006 - 25.12.2006, 24.01.2007 - 24.12.2007, 04.02.2008 - 20.09.2013 4/a kapsamında, 20.09.2013 den itibaren ve halen 4/c kapsamında yapıldığı, ancak hizmet cetvelinde 2003 yılı ile ilgili sadece 2003/2 döneminde 120 gün hizmet kayıtlandığı, 1997-2008 arası istisna akdi kapsamında geçtiği iddia edilen dönem ile ilgili dosyada herhangi bir istisna akdi veya belge bulunmadığı, bir yıldan az süreli istihdam edilecek işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi başlıklı belgelerin incelenmesinde davacı ile davalı Kurum arasında yapılan bu sözleşmelerde yer alan çalışma sürelerinin; 15.07.2002 - 31.12.2002, 5.01.2003 - 12.12.2003, 19.01.2004 - 14.12.2004, 07.03.2005 - 30.12.2005, 25.01.2006 - 25.12.2006, 24.01.2007 - 24.12.2007, 04.02.2008 - 31.12.2008 arasına ilişkin olduğunun imza altına alındığı, sözleşmeli statüde istihdam edilen personel sözleşmesi başlıklı belgelerin ise davacı ile kurum arasında imzalandığı, bu belgelerde yer alan sözleşme çalışma sürelerinin; 24.09.2008 - 31.12.2008, 01.01.2009 - 31.12.2009 arasında olduğu, banka hesap özetinin incelenmesinde Vakıfbank kayıtlarının 14.08.2002, İş Bankası kayıtlarının 14.10.2002 ve sonrasına ait olduğu, dinlenen tanıkların davalı iş yeri çalışanı oldukları ve davacının kesintisiz çalışma iddiasını doğruladıkları anlaşılmıştır. Davacının hizmet tespit talebine konu dönem 16.09.1997-24.09.2008 tarihleri arası olup, davalı işyerindeki çalışmanın sürmesine göre talebin hak düşürücü süreye tabi olmadığı, dava tarihinden önce ek bildirgeler ile müfettiş raporu sonrası 16.09.1997-09.11.2000 arası hizmetin sağlanmış olması nedeniyle bu döneme ilişkin dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından talebin reddi gerektiği; yine davalı işyerinden hizmet bildirilen 15.07.2002 - 31.12.2002, 2003/2 dönem, 19.01.2004 - 14.12.2004, 07.03.2005 - 30.12.2005, 25.01.2006 - 25.12.2006, 24.01.2007 - 24.12.2007, 04.02.2008 - 24.09.2008 dönemlerine ilişkin dava açılmasında da hukuki yarar bulunmadığından talebin reddi gerektiği; dava konusu edilen ve bildirim yapılmayan dönemlere ilişkin talebin değerlendirmesinde ise, bordro tanıklarının beyanları ve taraflar arasında bağımlılık ücret ve süreklilik unsurlarını taşıyan ilişkinin hizmet akdi olduğunun sabit olmasına göre davacının TRT INT ve Avrasya kanallarının yayın akışını hazırlıyor ve içeriğini planlıyor olması, dava konusu dönemde kadrolu çalışan diğer personel ile aynı işi üstlendiğinin tanıkların tümü tarafından açık şekilde beyan edilmiş olması, yıl sonundaki dönemlerde sözleşme sürelerinin bitiminde 1 aylık boşluk dönemleri oluştuğu davacının bu dönem ücret alamadığı halde çalışmasını sonlandırmayıp işine devam ettiğinin bildirilmesi, bu doğrultuda eylemli olarak çalışmanın ispat edilmiş olup TRT'nin bir kamu kurumu olarak ücret ödemelerini belgeye dayandırması asıl ise de; tanık Hasan'ın beyan ettiği üzere davalı işyerinin program bütçesinden çalışanlara elden ödeme yapma yetkisini program yapımcılarına tanıdığı, salt ücrete ilişkin yazılı delil bulunmamasının davacının bu dönemde fiilen çalışmadığı şeklinde yorumlanamayacağı, davacıya sürekli bant teslim ettiğini ve çalışmalarının devamlı suretle devam ettiğini belirten tanığın ve diğer tanıkların bilgisinin bizzat görgüye dayalı olup davacının davalı işyerinde yüklendiği edimi işveren tarafından sağlanan yerde işverenin denetim ve gözetimi altında, işverenin belirlediği zamanda ve ücret karşılığı, aynı anda başka bir iş yapmadan yerine getirmesi karşısında, bildirim yapılmayan dava konusu dönemlerde de davacının kadrolu çalışanlar ile aynı sürede kesintisiz şekilde üstlendiği yayıncılık işlemlerini aksatmadan sürdürdüğü ve bildirimi yapılmayan döneme ilişkin davasının kabulü gerektiği" gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; 1-a)Davacının davalıya ait ... sicil sayılı işyerinde 09.11.2000-24.09.2008 tarihleri arasında ayda 30 gün üzerinden Kuruma bildirilmeyen sürelerde de kesintisiz olarak hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine, b)Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2-Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3-Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 3. Değerlendirme Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının 16.09.1997 tarihinde başlayan hizmet akdine dayalı çalışmasının 09.11.2000 tarihinde sona erdiği, daha sonra 15.07.2002 tarihinde sözleşme düzenlenerek işe başladığı, aralıklı olarak da 24.09.2008 tarihine kadar çalıştığı, Mahkemece sözleşme aralıklarında çalıştığı yönündeki kabul yerinde ise de hizmet akdine dayalı çalışmanın bittiği 09.11.2000 tarihi ile istisna akdinin imzalandığı 15.07.2002 dönemleri arasında davacının kamu kurumu olan TRT Genel Müdürlüğünde çalıştığına dair bir kayıt bulunmadığı gibi ücret ödemesi de olmadığı anlaşılmakla Mahkemece soyut tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.