Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8047 E. 2024/8982 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8047
- Karar No
- 2024/8982
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3166 E., 2023/3148 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kemer 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/25 E., 2023/183 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 14.01.1998 tarihinden itibaren ... Bankasında banka personeli olarak çalıştığını ve halen de çalışmaya devam ettiğini, davacının ilk olarak 14.01.1998 tarihinde ... Bankasında çalışmaya başladığını, ... Bankasının 1990 yılında kapatılarak tüm hak, alacak ve borçları ile ... Bankasına devrolunduğunu, davacının emeklilik işlemleri ile ilgili olarak SGK uzun vade hizmet dökümünü incelediğini ve neticesinde 14.01.1998 tarihi ile 15.02.1990 tarihleri arasında SGK hizmet dökümlerinde hizmetinin görünmediğinin tespit olunduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu Antalya Bölge Müdürlüğünün bu çalışmaları sigortalılık hizmetlerinden sayabilmesi ve davacının 14.01.1988 tarihinden 15.01.1990 tarihine kadar geçen süre içinde eksik görünen hizmetlerinin tespiti ile davalı bankada sigortalı olarak çalıştığının tespiti ve bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesi için bu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu iddia etmiş, davacının davalı ... Bankasında yukarıda belirtilen tarihler arasında çalıştığının tespiti ile bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle: davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddi gerektiğini, dosyaya sunulan kayıtlardan davacının bahsi geçen dönemdeki sürece ilişkin SGK kaydı ve belgelerin ekte olduğunu, ancak davacının bunun dışında iddia ettiği her türlü hizmete ilişkin tespit talebini kendisinin yazılı belge ve delil ile ispatı gerekmekte olup davacının ispat edemediği taleplerinin ise reddini talep ettiklerini beyan etmiş, öncelikle davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı tespit edilerek davanın esasa girmeden reddine, davanın Mahkemece esas yönünden inceleme yapılmasına karar verilmesi halinde dahi reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi uyarınca sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti yönünde salt işe giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli olmayıp, ayrıca aynı Kanun'un 2 ve 6 ncı maddeleri uyarınca hizmet akdine dayalı olarak eylemli bîr şekilde çalışmanın da varlığı şartının gerektiğini, yani usulüne uygun düzenlenip süresi içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi kişinin işe girdiğini gösterir yazılı delil niteliğinde olsa da yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlarla bu durumun ispatlanması gerektiğini, bu ispatın da ancak işyerinde tutulması gerekli ücret bordroları ile prim tahsilat makbuzları ile yine işyerinde ya da komşu işyerlerinde aynı dönemde çalışmış kayıtlı işçilerin tanıklığı ile ispatlanabileceğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, ayrıca 5510 sayılı Kanun'un 86/8 inci fıkrasında “Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilamla ispatlayabilirlerse bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılan dikkate alınır.” denildiğini, bu nedenle davacının bildirilmediğini iddia ettiği çalışma günlerini ispatlaması gerektiğini beyan etmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının: 01.01.1988-14.01.1988 — tarihleri arasında 14 gün günlük 4.166,67 TL ücretle, 15.01.1988-21.06.1988 — tarihleri arasında 157 gün günlük 5.983,33 TL ücretle, 22.06.1988-14.07.1988 — tarihleri arasında 23 gün günlük 8.200,00 TL ücretle, 15.07.1988-31.08.1988 — tarihleri arasında 46 gün günlük 9.666,67 TL ücretle, 01.01.1989-14.01.1989 — tarihleri arasında 14 gün günlük 13.011,67 TL ücretle, 15.01.1989-14.01.1990 — tarihleri arasında 360 gün günlük 14.566,67 TL ücretle, 15.01.1990-14.02.1990 tarihleri arasında 30 gün günlük 32.000,00 TL ücretle (ücret miktarları eski TL biriminden olmak üzere), davalı işyerinde hizmetinin olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, davacının davalı işyerinde iddia edilen dönemde çalıştığının dosyadaki belgeler ile sabit olduğunu, Kurum kayıtlarının da bu kapsamda dosyada mevcut bulunduğunu, tanık beyanları ile de iddialarının desteklendiğini beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. 3.Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, itirazlarının değerlendirilmediğini, öncelikle davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddi gerektiğini, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olup, resen araştırılması gerektiğini beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamu tanık beyanları, Kurum kayıtları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Mahkeme kararı yerinde görülmüştür gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 86 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle, tanıkların beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.