Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6827 E. 2024/10038 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6827
Karar No
2024/10038
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2015/30 E., 2024/68 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...’ın kendisine ait araçlar ile kargo şirketlerinin taşıma işini gerçekleştirdiği, davacının ise 31.11.2001 tarihinden 30.06.2006 tarihine kadar davalıya ait araçlarda sürücü olarak çalıştığı, davacının davalı nezdinde işçi olarak çalıştığının kargo şirketleri ile yapılan taşıma sözleşmeleri ile sabit olduğu, davalı işverenin davacıyı Kuruma bildirmediği ve sigorta primlerini ödemediği iddiasıyla davacının 31.11.2001 - 30.06.2006 yılları arasındaki çalışmasının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait 12482823 no’lu sicil dosyasının tetkikinde dava konusu dönemde 23.01.2001 tarihinde SS. ... 1 Yapı Koop. işyerinde, 27.09.2003 tarihinde davalı işverene ait işyerinde, 13.01.2005 tarihinde ... adlı işverene ait işyerinde, 21.04.2005 tarihinde ... İnş. Nak. Gıda Güv.Tur. Pet. İnş. Ltd. Şti işyerinde çalıştığına dair işe giriş bildirgelerinin verildiği, çalışmalarının sürekli olmadığı, aynı işveren nezdinde geçmediğinin anlaşıldığı, öncelikle davacı ile işveren arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayalı eylemli geçip geçmediği ile yapılan işin niteliği süresi ve işyeri kapsamının araştırılması gerektiği, davacının askerlik yaptığı süreler ile Bağ-Kur kaydı olup olmadığının araştırılması, diğer işverenlerin de davaya dahil edilmesi gerektiği, davacının çalışmaları kesintili ve farklı işverenler yanında geçtiğinden hak düşürücü süreye uğradığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 31.07.2009 tarihli ve 2007/286 Esas, 2009/503 Karar sayılı kararla dava hizmet tespitine ilişkin olup davalının taşeron olarak kargo şirketlerinden nakliye işi aldığı ve davacının şoför olarak davalının aldığı bu nakliye işinde davalı yanında 31.11.2001 - 03.06.2006 tarihleri arasında sürekli olarak çalıştığı ancak bu süre içerisinde 479 günlük hizmetinin Kuruma bildirilmediği, her ne kadar davacı vekili tarafından iş akdinin sona erme tarihi olarak 30.06.2006 tarihi belirtilmişse de dosyada mevcut hizmet cetvelinde davacının 03.06.2006 tarihinde çıkış yaptığı anlaşıldığından 03.06.2006 tarihi çıkış tarihi olarak kabul edildiği ve her ne kadar davacının dosyada mevcut işe giriş bildirgelerine göre farklı işyerlerinde çalıştığı gözükmekte ise de davacı ile birlikte çalıştığı anlaşılan ve itibar edilen tanık beyanları da davacının kesintisiz olarak davalı yanında çalışmış olduğunu beyan etmeleri nedeniyle işe giriş bildirgelerine itibar edilmediği, ayrıca tanık beyanlarına ve yurt içi kargo servisinin yazısına göre davacının şoför olarak tanık ... ile birlikte şoför olarak çalıştığı ... plakalı aracın taşıt sözleşmesinde davacının ... İnş. Ltd. şirketini temsilen imzalamış olduğu gözükmekte ise de tanık beyanları ve kargo şirketi servisi tarafından gönderilen yazıdan davacının bu araçta davalıya bağlı şoför olarak çalıştığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 31.01.2001 ile 03.06.2001 tarihleri arasında davalı ... yanında sürekli çalıştığının ve bu süre zarfında 2001/3. dönemde 31 gün 2002/1. dönemde 120 gün 2. dönemde 120 gün 3. dönemde 120 gün 2003/1. dönemde 26 gün 2. dönemde 120 gün 3. dönemde 120 gün 2004/1. dönemde 30 gün 2. dönemde 90 gün 3. dönemde 90 gün 2005/1. dönemde 112 gün olmak üzere toplam 974 günlük hizmetinin Kuruma eksik bildirildiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin 31.07.2009 tarihli ve 2007/286 Esas, 2009/503 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince 09.02.2010 tarihli ve 2009/15028 Esas, 2010/12305 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, davalı iş veren yanında 27.09.2003 - 31.05.2004 tarihleri arasında 2003 yılı için 94 gün 2004 yılı içinde 150 günlük sigortalı çalışmalarının kuruma bildirildiği, uyuşmazlık konusu dönemde SSK kayıtlarında davacının 2023456 sigorta sicil sayılı ... İnşaat Limited Şirketi adına kayıtlı iş yerinden 2005 yılı için 248 gün, 2006 yılı için ise 01.01.2006 - 03.06.2006 tarihleri arasında 123 günlük çalışmasının bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili ... İnşaat Ltd. Şirketinin davacının dayısına ait bir şirket olduğunu, davacının kullandığı ... plaka sayılı aracın çekilen banka kredisi nedeniyle bu şirket adına kayıtlı olması nedeniyle SSK’ya yapılan bildirimlerin bu şirket tarafından yapıldığını, aslında davacının davalı işveren işcisi olduğunu ileri sürmüştür. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2 ve 6 ncı maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Somut olaya gelince; Mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği açıktır. Davalı ...’a ait iş yeri 27.09.2003 - 31.05.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamına alınmış Kurum tarafından gönderilen dönem bordrolarında sadece davacının bildiriminin yapıldığı, bordro tanığının bulunmadığı görülmesine rağmen,davacıyla birlikte aynı iş yerinde 2002-2005 tarihleri arasında birlikte çalıştığını ileri süren ancak bordro tanığı olup olmadığı denetlenemeyen ... ile davacı ile aynı hatta Diyarbakır-Ankara hattında çalıştığını iddia eden tanık ... 'in anlatımları ile yetinilerek sonuca gidildiği, dolayısıyla dinlenen tanıkların ihtilaflı dönemde bordro tanığı ve komşu iş yeri tanığı olarak kayıtlara geçmediği açıkça ortadadır.Bu durumda çalışma olgusunun hiçbir kuşkuya yer verilmeksizin kanıtlandığından bahsolunamaz. Yapılacak iş; uyuşmazlık konusu dönemde, 2005 yılında ... Ltd. Şirketinde de davacı adına kısmi bildirimlerin bulunduğu gözetilerek, bu şirket tarafından SSK.'ya verilen dönem bordrolarının tamamı getirtilmeli, re’sen tesbit edilecek tanıkların bilgilerine başvurularak davacının çalışmalarının davalıya ait iş yerinde mi yoksa ... Ltd. şirketine ait iş yerinde mi geçtiği, çalışmalarının kesintisiz olup olmadığı tespit edilmeli, ihtilaflı dönem içinde davalı ...’a ait iş yerine komşu olan iş yerleri zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle araştırılarak bu iş yerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/10 uncu maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..." B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından 03.10.2013 tarihli ve 2011/348 Esas, 2013/655 Karar sayılı kararla önceki karardaki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne davacının 31.01.2001 ile 03.06.2006 tarihleri arasında davalı ... yanında sürekli çalıştığının ve bu süre zarfında 2001/3. dönemde 31 gün 2002/1. dönemde 120 gün 2. dönemde 120 gün 3.dönemde 120 gün 2003/1. dönemde 26 gün 2. dönemde 120 gün 3. dönemde 120 gün 2004/1. dönemde 30 gün 2. dönemde 90 gün 3. dönemde 90 gün 2005/1. dönemde 112 gün olmak üzere toplam 974 günlük hizmetinin kuruma eksik bildirildiğinin tespitine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 03.10.2013 tarihli ve 2011/348 Esas, 2013/655 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince 23.10.2014 tarihli ve 2014/7032 Esas, 2014/21068 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ancak bozma ilamında belirtildiği şekilde dava dışı ... Şirketinin bordroları getirtildiği, sadece bir bordro tanığı olup beyanlarının ise tüm dönemin kabulü için yeterli olmadığı halde, davacının kullandığı araçların plakalarının ve davalı işçisi olarak taşıma yaptığı kargo şirketlerinin bildirilmesine rağmen, bu şirketlerin bordrolu çalışanlarının dinlenmediği, plakaları bildirilen araçlarda kimin şoförlüğünü yaptığına, aracı kullanırken trafik cezası alıp almadığına, ne taşıması yaptığına, kargo şirketleri adına taşıma yaparken sevk irsaliyesi veya şirketler tarafından taşımaya ilişkin davacı adına düzenlenen tutanak olup olmadığına dair araştırma yapılmadan ve bordro tanıkları ile komşu işyeri tanıkları dinlenilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir. 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesinde ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. ... Yapılacak iş, ilgili ticaret sicil memurluğuna yazı yazılarak ve gerekli araştırmayı yaparak davalı şirket ile dava konusu dönemde davalı yanında çalıştığı halde sigortalı gösterildiğini iddia ettiği şirketlerin ortakları belirlenip davalı işveren ile davacı adına hizmet bildiren işverenler arasında organik bağ olup olmadığını tespit etmek, organik bağ olduğunun tespiti halinde tespiti istenen dönemde çalışması olan diğer işverenleri davaya taraf haline getirerek, sundukları delilleri toplayıp işyeri dosyalarını ve tüm dönem bordrolarını getirtmek, davalı işyerinin ve dahil edilecek işyerlerinin hangi tarihler arasında faal olduğunun işyeri dosyaları, vergi kayıtları, oda kayıtları ve zabıta marifetiyle araştırmak, tespiti istenen dönemde çalışması bulunan davalı işyeri ve diğer işyerlerinin bordro tanıklarının adresini Sosyal Güvenlik Kurumu ve zabıta marifetiyle araştırıp, tespit ederek re'sen seçilecek bu tanıkları dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile sürekli bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak gerekmektedir. Ayrıca davacının davalı yanında 2001-2004 yılları arası Aras Kargo için ..., Mayıs 2004 - Eylül 2004 tarihleri arası Horoz Kargo ile Aras Kargo için ..., Eylül 2004 - 30.06.2006 tarihleri arası Yurtiçi Kargo için ... plakalı araçlarla taşıma yaptığı iddia edildiğinden tespit istenen dönemler için Kargo şirketlerinin bordrolarının getirtilerek tespiti istenen tüm dönemi kapsayacak şekilde bordro tanıklarının komşu işyeri tanığı olarak dinlenerek, kargo şirketleri adına taşıma yaparken sevk irsaliyesi veya şirketler tarafından taşımaya ilişkin davacı adına düzenlenen tutanak, sözleşme olup olmadığının şirketlerden sorularak, davacının kullandığını iddia ettiği ..., ..., ... plakalı araçların kimin adına tescilli olduğunun ve bu aracı kullanırken davacı adına kesilmiş trafik cezasının olup olmadığının emniyet, maliye kayıtlarından araştırılarak, özellikle ... plakalı aracın davalı işveren adına satın alındığı iddia edildiği gözetildiğinde devir edilmiş ise devir tarihini ilgili Trafik Şube Müdürlüklerinden sormak, mükerrer hizmet oluşturmayacak şekilde toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir. Kabul yönünden, davacının 31.11.2001 - 30.06.2006 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini istediği halde, Mahkemece talebin aşılarak 31.01.2001 - 03.06.2006 tarihleri arasındaki çalışmaların tespitine karar verilmesi de hatalı olmuştur. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir..." D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilin sunmuş olduğu, davacının isim ve imzasının bulunduğu, 01.06.2004 - 22.12.2004 tarihlerini kapsayan İrsaliye ve Makbuzlar ile davacının kullanımda olan ... plakalı aracın 21.07.2003 tarihli almış olduğu cezanın, davacının iddia ettiği sigortasız çalıştırıldığı döneme ait olduğundan, bu delillerin dosyamız kapsamında yazılı delil niteliğinde olduğu, ayrıca davacı ile birlikte çalıştığı anlaşılan, husumeti olmayan ve yeminli olarak dinlenen tanıkların da beyanlarda özetle, davacının 2001 yılından beri davalı ...'ın kargo firmaları ile imzalamış olduğu sözleşmeler kapsamında, kamyon şoförü olarak çalıştığı, ayrıca tanık ...'ın beyanında, davalı ...'ın kredi ile araç almak için aracı Pekal Şirketine ait gösterdiği ve bu şirket üzerinden sigortalarının yatırıldığının beyan ettiği, tanık beyanlarının yazılı delil niteliğindeki irsaliye ve makbuzlar ile trafik ceza tutanağı ile uyumlu olduğundan beyanlarına itibar edilerek, davalı ... ile dava dışı Pekal Şirketi arasında organik bağ olduğu tespit edildiği, davacının isim ve imzasının bulunduğu, 01.06.2004 - 22.12.2004 tarihlerini kapsayan irsaliye ve makbuzlar, davacının kullanımda olan ... plakalı aracın 21.07.2003 tarihli almış olduğu ceza ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ...'nin 31.11.2001 - 26.09.2003 ve 01.06.2004 - 22.04.2005 tarihleri arasında asgari ücret karşılığında Davalı ...'ın yanında çalıştığı ve bu sürelerdeki hizmetlerinin Kuruma eksik bildirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ...'nin 31.11.2001 - 26.09.2003 ve 01.06.2004 - 22.04.2005 tarihleri arasında asgari ücret karşılığında davalı ...'ın yanında çalıştığı ve bu sürelerdeki hizmetlerinin kuruma eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı, resmi belgelerle çalışmanın ispat edilmesi gerektiği, yetersiz tanık dinlendiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının 31.11.2001 - 30.06.2006 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 uncu maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6827, K. 2024/10038, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-6827-e-2024-10038-k-9ec9f707ae8a